Haraza nedir, Haraza ne demek
"Haraza" ile ilgili cümleler
- "Yine mi kavga erenler? Yine mi haraza?" - A. Gündüz
Yerel Türkçe anlamı:
Heyecan: Dünkü filim çok harazalı idi.
Ciğer hastalığı, öksürük: Ahmet harazalıdır.
Kavga, gürültü, karışıklık: Harazayı bırakın da güzelce görüşelim.
Sığır ciğerinden çıkarılan, öde benzeyen bir madde.
Büyük baş hayvanların iç organlarından çıkarılan ve sarılık hastalığına iyi gelen bir madde.
Her yer: Evin harazasını aradım dolabın anahtarını bulamadım.
Biçilirken tarlaya dökülen tohumlardan ertesi yıl kendiliğinden yetişen filiz.
Çok semirmiş hayvanlarda kalbin çevresinde oluşan yağ.
Kuyuların ağzına geçirilen oymalı taştan yapılmış çember, kuyu bileziği.
Öfke, sinir: Amma harazalı kadın ha.
Diğer sözlük anlamları:
Kesim hayvanlarının ödünde ve şirdeninde hasıl olan taş.
Haraza anlamı, kısaca tanımı:
Kavga : Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele. Savaş. Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa.
Karışıklık : Karışık olma durumu, teşevvüş.
Öfke : Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap.
Sığır : Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı. Anlayışsız, kaba saba kimse.
Gürültü : Sindirim yollarından bir sıvı geçerken çıkan sese verilen ad.
Sinir : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Uç, son.
Öd : Ateş.
Çıkan : Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı.
Taş : Genellikle içine sulu şeyler konulan metal vb.nden yapılmış kap. Başa giyilen metal koruyucu. Bu kabın alacağı miktarda olan.
Haraza çıkarmak : Kavga çıkarmak, gürültü yapmak.
Haraza etmek : Usanç vermek.
Harazalı : Soluyan, kesik kesik öksüren. Saralı. Hastalıktan zayıf düşen. Hırçın, kavgacı, çabuk kızan.
Harazan : Pulluğun önünde bulunan tekerlek. Sabanı ya da pulluk tekerleklerini boyunduruğa bağlayan ağaç. Kağnı arabasına koşulan öküz ve mandaları sürmek için kullanılan, öküz derisinden örülmüş kamçı.
Harazan daşşağı : Sabanı ya da pulluk tekerleklerini boyunduruğa bağlayan ağaç.
Harazanlı : Çalışkan.
Diğer dillerde Haraza anlamı nedir?
İngilizce'de Haraza ne demek? : quarrel, dustup


Bu kısımda Haraza nedir? Haraza ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Haraza tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Haraza hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.