Sinir nedir, Sinir ne demek
Sinir; Anatomi, Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isimsıfat olarak kullanılır.
- Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet

- Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik.
- Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği.
- Hoşa gitmeyen, can sıkan.
- Kas kirişi ve zarı.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Lastik.
Diz kapakla ayak bileği arası.
Sınır, bk. sinor// sinir sepet: hudut, bk. sinor sepet.
Biyoloji'deki anlamı:
Birçok sinir telinin bir araya gelmesi ile oluşan yapı.
Zooloji'deki anlamı:
Beyni ve omuriliği vücudun öteki bölgelerine bağlayan ve herbiri birkaç sinir teli demetlerinden yapılmış olan beyaz iplikler.
Teknik terim anlamı:
Duyu ve hareket uyartılarını beyinden organlara, organlardan beyine ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet.
Sinir ile ilgili Cümleler
- Üç dört gün olmuştu, acayip sinir buhranlarına tutulmuştum.
- Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu.
- Sinirli olmanı istemiyorum.
- Etin sinirlerini ayırmak.
- Ali sinirli olduğunu söyledi.
- Kapı menteşesinin gıcırtısı sinir bozucu!
- Ali konuşamayacak kadar çok sinirliydi.
- Ali sinirlenmiş olabilir.
- Sinirlenmek yok.
- Sinirlenmemek için dikkatli olmalısın.
- Koç sinirli mi?
- Başkalarının rahatlık saydığı işlerde sıkıldım, sinir kesildim.
- Çocuğum bu sürekli gözaltından huzursuz oluyor, ben sinir küpüne dönüyorum.
- Sinirli değil misiniz?
- Moda deyince çıldırmaz, çok gülerse siniri tutup sonra yarım saat ağlamaz.
- Bu kadının bir siniri var, kan görünce bayılır.
- Başı aylarca ağrımayan, sinirleri bozulmayan, yanılmayan sanatkâr, olduğu yerde sayandır.
- Ne sinir şey!
- Şimdi soğukkanlı olan amcam, benim ise sinirlerim boşanmak üzere.
- Sinir ediyor beni.
- Üzgünüm sinirlendim.
- Sende hiç sinir yok mu, bu kadar aldırmazlık olur mu? Tren kalktıktan biraz sonra sinirlerdeki gerginlik geçer.
- Kız kardeşim bir sinir buhranı geçiriyordu.
- Onun sinirliliği dikkat çekiciydi.
- Onların sinirli olup olmadıklarını bilmiyorum.
Sinir ile ilgili Atasözü veya Deyim
sinir buhranı geçirmek : bunalım içinde olmak.
sinir buhranına tutulmak : bunalım geçirmek.
sinir kesilmek : çok sinirlenmek, öfkelenmek.
sinir küpü olmak : aşırı derecede sinirli olmak.
sinir küpüne çevirmek : aşırı derecede sinirlendirmek.
sinir küpüne dönmek : aşırı derecede sinirlenmek.
sinir sahibi olmak : devamlı sinirlenir durumda olmak.
siniri oynamak : öfkelenmek, sinirlenmek.
siniri tutmak : birdenbire sinirlenmek veya davranışlarını denetleyememek.
sinirleri ayakta olmak : çok sinirlenmiş veya öfkelenmiş bulunmak.
sinirleri boşanmak : sinirlenip kendini tutamayarak gülmek, ağlamak veya bağırmak.
sinirleri bozulmak : çok sinirlenmek, ne yapıp edeceğini bilmeden şaşkın, karmaşık bir duruma düşmek.
sinirleri gergin olmak : sinirlendirici yeni bir olay çıkarsa hemen tepki gösterecek durumda olmak.
sinirleri gerilmek : sinirlenmeye hazır bir durumda bulunmak.
sinirleri gevşemek (veya yatışmak) : sinirliyken ferahlamak, sakinleşmek.
sinirlerine hakim olmak : davranışlarını ve kendini denetleyebilmek, soğukkanlı olmak.
Sinir anlamı, kısaca tanımı
Sini : Üzerinde yemek de yenilebilen, yuvarlak, bakır veya pirinçten büyük tepsi
Adrenerjik sinirler : Salgıladıkları adrenalinle efektör organları uyaran sinirler.
Afferent sinir : Duyuları çevreden alıp merkeze doğru ileten sinir.
Akciğer mide siniri : Soğaniliğin alt yanından çıkan 1. çift beyin siniri, nervus vagus.
Alıcı sinirler : Toplanan duyumları beyin özeğine ileten sinirler.
Alt çene dişleri sinir ağı : N. alveolaris mandibularisin alveoler kollarının oluşturduğu sinir ağı, pleksus dentalis inferiyor.
Alt çene siniri : N. trigeminusun en kalın dalı olarak alt çene eklemini, alt çene diş ve diş etleri, alt dudak, yanak ve dilin ön yarımını uyaran sinir, nervus mandibularis.
Alt karın sinir ağı : N. hypogastricus ve nn. pelvininin leğen boşluğu yan duvarı üzerinde oluşturdukları sinir ağı, pleksus pelvinus.
Aşırı sinir duyarlığı : Bedenin herhangi bir parçasına, ya da tümüne ilişkin sinirlerde görülen, düzgülünün üstündeki duyarlık.
Baş sinir düğümü : (karşılık: serebral gangliyon),Sölomlu olan omurgasız hayvanlarda başta bulunan bir çift sinir düğümü (beyin gangliyomu).
Bel sağrı sinir ağı : Plexus lumbalis ve plexus sacralis'in ikisine verilen ad, pleksus lumbosakralis.
Bel sinir ağı : Tüm türlerde son dört bel spinal sinirin alt dallarının birleşmesiyle oluşan sinir ağı, pleksus lumbalis.
Bel sinirleri : Omuriliğin bel bölgesinden çıkan ve sayıları bel omurları kadar olan sinirler, nervi lumbales.
Bipolar sinir hücresi : Hücre gövdesinden çıkan bir adet akson ve bir adet dendrit bulunan sinir hücresi. Bu hücreler retina ve koku alma bölgesinde bulunur.
Bir kutuplu sinir gözesi : Ünipolar nöron. Gövdesinden sadece bir akson çıkan sinir gözesi.
Bir kutuplu sinir hücresi : Gövdesinden sadece bir akson çıkan sinir hücresi. Unipolar nöron.
Burun arka siniri : Burunda concha nasalis ventralis, meatus nasi ventralisin mukozasını ve septum nasinin alt yarımının mukozasını uyaran sinir, nervus nazalis kaudalis.
Çevresel sinir sistemi : Beyin ve omurilik dışında kalan sinir dokusunu kapsayan ve vücudun çeşitli kısımlarının merkezi sinir sistemi ile iletişim hâlinde bulunmasını sağlayan sistem. Periferal sinir sistemi.
Çiğneme kası siniri : N. masticatoriustan ayrılan ve m. masseteri uyaran sinir, nervus masseterikus.
Çiğneme siniri : N. mandibularis'ten ayrılan ve çiğneme kaslarından m. masseter ile m. temporalis'i uyaran sinir, nervus mastikatoryus.
Çok kutuplu sinir hücresi : Gövdesinde aksonla birlikte birden fazla dendrite sahip sinir hücresi. Mültipolar nöron.
Çözümsel sinirce : Ruhsal çözümlemenin uzaması sonucu olarak hastanın çözümcüye aşırı derecede bağlanmasından doğan hastalık.
Deneysel sinirce : Denek hayvanının ayırma gücü, cezalarla ya da başka yollarla işleyemez duruma getirildiğinde, hayvanın gösterdiği tutukluklar, zorunlu tepkeler ve benzerleri özelliklere verilen ad.
Dil yutak siniri : Soğaniliğin alt yanından çıkan dokuzuncu çift beyin siniri, nervus glossofaringeus.
Diyafram siniri : Beşinci- yedinci boyun sinirlerinin alt kollarından oluşan ve özellikle diaframayı uyaran sinir, nervus frenikus.
Duygu siniri : Alınan ayartıları sinir merkezlerine ileten sinirler.
Duyu siniri : Dış ya da iç reseptör organlardan ya da duyu alıcılarından alınan uyartıları sinir merkezlerine ileten sinirler. Dış veya iç reseptör organlardan veya duyu alıcılarından alınan uyarıları sinir merkezine ileten sinirler.
Duyusal sinir sonlanmaları : Uyarımları alıp santral sinir sistemine ileten sonlanmalar. Bu özellikte olan sinirler; kas mekiklerinde ve tendo mekiklerinde sonlananlar, bağ dokuda sonlananlar ve intraepiteliyal sonlananlar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Efferent sinir : Uyarıları merkezi sinir sisteminden çevre doku ve organlara taşıyan sinir.
Elmacık siniri : Alt göz kapağıyla bunun altındaki deriyi uyaran sinir, nervus zigomatikus.
Enir sinir : Pek erken, şafak sökerken.
Gırtlak arka siniri : N. laryngeus recurrenslerin, gırtlağa ulaşan ve m. cricothyreoideus dışında tüm gırtlak kaslarını uyaran son kısımları, nervus laringeus kaudalis.
Gırtlak ön siniri : ++Ganglion distaleden gırtlağa giden ve gırtlağın bir kısım kas ve mukozasını uyaran sinir, nervus laringeus kranyalis.
Göğüs sinirleri : Omuriliğin pars thoracalisinden çıkan, sayıları hayvanlardaki kaburga sayılarına eşit olan sinirler, nervi torasisi.
Görme siniri : Beyinden ikinci kafa çifti olarak çıkıp beynin frontal lobunun altında optik kiyazma yapan ve her bir gözün retinasına uzanan görme siniri. Beynin bazal yüzünden çıkıp hem kafatası içinde hem de göz çukuru içinde seyreden ikinci çift beyin siniri, nervus optikus.
Göz dış hareket siniri : Beyinde corpus trapezoideum'dan çıkan ve m. rectus lateralis ile m. retractor bulbinin yan kısmını uyaran altıncı çift beyin siniri, nervus abdusens.
Göz hareket siniri : Beynin bazal yüzünde pedunculus cerebrinin iç kısmından çıkan üçüncü çift beyin siniri, nervus okulomotoryus.
Göz siniri yokluğu : Göz sinirinin doğuştan yokluğu, optik sinir aplazisi. Kalıtsal, A vitamini yetmezliği veya sığır viral diyare enfeksiyonundan kaynaklanır ve sıklıkla köpeklerde görülür.
İki kutuplu sinir gözesi : (karşılık: bipolar nöron),Bir akson ile karşı kutbunda büyük bir dendrit taşıyan sinir gözesi.
İp merdiveni sinir sistemi : Halkalıkurtlar ve eklembacaklılarda raslanan bir sinir sistemi tipi olup bir baş sinir düğümü ile her bölütte bir çift olarak tekrarlanan gangliyonların merdiven gibi dizilmiş olmasiyle meydana gelir.
İstemsiz sinir sistemi : Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinden oluşan ve düz kas, kalp kası ve bezlerin salgılama faaliyetini kontrol eden sinirlerden oluşan yapı. Otonom sinir sistemi. Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinden oluşan ve düz kas, kalp kası ve bezlerin salgılama faaliyetini kontrol eden sinirlerden oluşan yapı, otonom sinir sistemi.
İşitme siniri : Corti organında işitme kıllarına sinir telleriyle bağlı olan ve beyinle bağlantısı bulunan sinir. (nervus acusticus):Corti organında, işitme kıllarına sinir telleriyle bağlı olan ve beyinle de bağlatısı bulunan sinir.
Kaburga karın siniri : Son göğüs sinirinin alt kolu olan ve psoas kaslarıyla m. quadratus lumborumun kısımlarını uyaran sinir, nervus kostoabdominalis.
Kalça arka sinirleri : N. cutaneus femoris caudalisten çıkan ve tuber ischiadicum ile uyluk kemiğinin arka kısmı üzerindeki deriyi uyaran sinirler, nervi klunium kaudales.
Kalça ön sinirleri : Nn. lumbalesin üst kollarının, duyu liflerini kapsayan yan sinirler, nervi klunium kranyalis.
Kalp sinir ağı : N. sympathicus'un nn. cardiaci cervicales ve thoracicisiyle n. vagusun rami cardiaci craniales ve caudalesi tarafından oluşturulan sinir ağı, pleksus kardiyakus.
Karın sinir zinciri : Halkalı solucanlarda (Annelida) ve eklem bacaklılarda (Insecta) bulunan ve vücudun karın bölgesi boyunca her segmentte bir çift olarak tekrarlanan sinir düğümleri dizisi. Halkalıkurtlarda ve eklembacaklı hayvanlarda bulunan ve vücudun karın bölgesi boyunca her bölütte bir çift olarak tekrarlanan sinir düğümleri dizisi, bk ip merdiveni sinir sistemi.
Karma sinir : Hem duygu sinirini hem motor sinirini bir arada taşıyan sinir telleri. Hem duygu siniri hem motor siniri birarada olan sinir telleri.
Kas deri siniri : Plexus brachialis'ten çıkan, hem kasları hem de deriyi uyaran sinir, nervus muskulokutaneus.
Kaygı sinircesi : Belirli nedenler söz konusu olmadan kaygı ve korku ile varlığını ortaya koyan sinirce türü.
Ketozisin sinirsel formu : Başı sabit tutma, yürüyüş bozuklukları, anormal yalama hareketle ve aşırı duyarlılık gibi davranış bozukluklarıyla belirgin ketozis.
Koklama siniri : Burun boşluğu mukozasının koklama ile görevli bölgesinde yayılmış olan ve beyne bağlı bulunan sinir. (nervus olfactorius),Burun boşluğu mukozasının koklama ile görevli bölgesinde yayılmış olan ve beyne bağlı bulunan sinir.
Koku sinirleri : Burun boşluğunun koku bölgesi mukozasındaki hücrelerin aksonları tarafından oluşturulan birinci çift beyin sinirleri, nervi olfaktori.
Kolinerjik sinirler : Salgıladıkları asetilkolinle efektör organları uyaran sinirler.
Koltuk altı siniri : Plexus brachialis'in orta kısmında yer alan ve kürek kemiğinin arka kısmına doğru seyreden sinir, nervus aksillaris.
Kuyruk alt sinir ağı : Kuyruk sinirlerinin, kuyruk omurlarının proc. transversus'larının alt tarafında oluşturdukları sinir ağı, pleksus kaudalis ventralis.
Kuyruk sinirleri : Sayıları 4-8 arasında değişen ve kuyruk derisiyle kuyruk kaslarını uyaran sinirler, nervi kaudales.
Kuyruk sokumu sinirleri : Omuriliğin pars sacralisinden çıkan ve sayıları kuyruk sokumu omurlarının sayısı kadar olan sinirler, nervi sakrales.
Kuyruk üst sinir ağı : Kuyruk sinirlerinin, kuyruk omurlarının proc. transversuslarının üst tarafında oluşturdukları sinir ağı, pleksus kaudalis dorsalis.
Leğen sinirleri : Omuriliğin sağrı kesiminden orijin alan ve plexus pelvinusun oluşumuna katılan parasempatik sinirler, nervi pelvini.
Meni kanalı sinir ağı : Plexus pelvinus'tan orijin alan ve ductus deferens'i uyaran sinir ağı, pleksus deferensiyalis.
Merkez sinir sistami : Beyin ve omurilikten meydana gelmiş olup sinir gözelerinin akson ve gövdelerini ve nörogliya gözelerini toplu olarak kapsar.
Merkezi sinir sistemi : Sinir hücrelerinin akson ve gövdeleri ile nörogliya hücrelerini toplu olarak kapsayan beyin ve omurilikten meydana gelmiş sinir sistemi.
Motor sinir : Uyarıları beyinden bezlere ve kaslara ileterek onları faaliyete geçiren sinirler. Motor nöron. Merkezden verilen buyrukları kaslara ileten sinirler.
Omur siniri : GgI. cervicale caudale'den çıkan ve canalis transversarius içinde başa doğru seyreden sempatik sinir, nervus vertebralis.
Omurga siniri : Birtakım kök lifleriyle hem beyin hem de omurilikten çıkan on birinci çift beyin siniri, nervus aksessoryus.
Omurilik sinirleri : Omuriliğin her iki tarafından segmental ve simetrik çıkan sinirler, nervi spinales.
Optik sinir aplazisi : Göz siniri yokluğu.
Optik sinirler : Omurgalılarda, görme ile ilgili ikinci kraniyal sinirler. Her optik sinir bir gözün retina hücrelerinden gelir, optik kiyazmada çaprazlanır, optik loba gider.
Otonom sinir sistemi : [Bakınız: istemsiz sinir sistemi]. İstemsiz sinir sistemi. Parasempatik ve sempatik sinir sistemlerini içine alan ve irade dışı çalışan bir sistem olup iç uyartılarla uyarılır.
Ödünleme sinirce : Özellikle dönüşümce ve kaygı durumlarında olduğu gibi örgensel ya da ruhsal bir sarsıntı yüzünden ortaya çıkan sinirce. 2-(Kempf) Güçsüzlük ya da toplumsal bir özlemi elden kaçırma korkusuyle başarı ve toplumsal üstünlük elde etmek için aşırı çaba gösterme.
Ön ve arka sinir delikleri : Embriyoda kanalis nöralisin iki ucunda nöroporus rostralis ve nöroporus kaudalisin biçimlendirdiği delikçikler.
Parasempatik sinir sistemini uyarıcı : Muskarinik ve/veya nikotinik kolinerjik almaçları (kolinoseptörleri) doğrudan veya dolaylı biçimde uyaran ve bu almaçları taşıyan hedef hücrelerde asetilkolinin etkisine benzer etki gösteren ilaç, kolinomimetik ilaç.
Periferik sinirler : Çevresel sinir sisteminde sinir hücrelerinin aksonlarının uzantıları.
Postözofagal sinir teli : Çeşitli omurgasızlarda beyin gangliyonlarını özofagusun gerisine bağlayan sinir telleri.
Ruh sinir koşutluğu : Bir anlayışa göre, bilinçli bütün anlıksal etkinliklerin belirli sinirsel eylemlere neden olması.
Ruhsal belirtili sinirce : (Freud) Bunalım ve baskının, dönüşümcelerdeki bedensel bozukluklar yerine, ruhsal değişme ve dengesizliklere yol açtığı bir tür sinirce.
Saplantı sinircesi : Hastanın türlü düşünce ve eylem saplantılarına kapıldığı bir tür sinirce.
Savaş sinircesi : Savaş sıralarında ön safta çarpışanlar arasında gelişen ve bilinçsiz düzeyde tehlikeden uzak kalma özlemini yansıtan sinirce.
Sempatik sinir sistemini uyarıcı ilaç : Alındığında sempatik sinir sisteminin uyarılması sırasında oluşan etkilere veya adrenalin ve noradrenalin kullanılması sonrasında oluşan etkilere benzer etkiler oluşturan ilaç, sempatomimetik ilaç.
Sinir ağı : Sölenterlerde görülen ve hücre uzantılarıyla ağ gibi birbirine bağlanmış olan sinir hücreleri sistemi.
Sinir blokajı : Sinir iletisinin kesilmesi.
Sinir büyüme faktörü : Sinir hücresi hedef dokuları (düz kas gibi) tarafından meydana getirilen ve sempatik ve duygu nöronları gibi bazı nöron tiplerinin gelişmesi ve faaliyeti için gerekli olan bir protein.
Sinir cerrahisi : Beyin ve medulla spinalis cerrahisiyle ilgili bilim dalı, nöroşirürji.
Sinir çemberi : Derisi dikenlilerde ve böcek gibi bazı omurgasız hayvanlarda yemek borusunun etrafını saran sinir şeridi. Derisidikenlilerde yemek borusunun etrafını saran sinir şeridi.
Sinir dokusu : Embriyonun ektoderm tabakasından köken alan, organizmayı iç ve dış çevreden haberdar eden, nöron adı verilen uzun ve farklılaşmış hücrelerden oluşan, uyartıları (impulsları) sinaps denen özel bölgeler vasıtasıyla bir sinir hücresinden diğer bir sinir hücresine ileterek sonuçta tepki ya da uyartı meydana gelmesini sağlayan, besleyici ve destekleyici nörogliya hücreleri (astrositler, oligodendrositler, mikrogliya ve ependim) tarafından kuşatılan, miyelinli ve miyelinsiz sinir tellerinden meydana gelen ve organizmayı ağ şeklinde saran, hasar görmesi hâlinde kendini çok az ya da hiç yenileyemeyen doku. Embriyonun ektoderma katmanından köken alan, hücre farklılaşması sonucu sinir hücreleriyle hücreler arası maddeden oluşan dört temel dokudan biri. Sinir hücreleri; uyarımları merkezi sinir sisteminden gangliyonlara ileten hücreler, uyarımları çevreden merkezi sinir sistemine ileten hücreler, merkezi sinir sistemi ve onun kısımları arasında iletişim sağlayan hücreler olmak üzere üç gruba ayrılırlar.
Sinir düğümü : Merkezi sinir sistemi dışında bulunan, sinir hücrelerinin gövdelerinden oluşan düğüm, gangliyon. (karşılık: gangliyon), Sinir gözelerinin gövde bölgelerinin meydana getirdiği küçük topluluklar; sinir merkezleri.
Sinir gözesi : (anlamdaş, sinir hücresi naron), Sinir siteminin yapı bakımından birlik meydana getiren; akson ve dendrit denen bütün uzantılariyle birlikte bir sinir gözesi.
Sinir hücre atrofisi : Sinir hücre sitoplazmasının şişkin görünüşünü kaybederek boyutlarının küçülmesi.
Sinir hücresi : Çekirdek ve organellerin bulunduğu bir hücre gövdesi (perikaryon) ile bu gövdeden uzanan sitoplâzmik uzantılardan (dendritler) ve aksondan meydana gelen, elektrik impulslarını taşımak için özelleşmiş sinir sisteminin temel hücreleri. Nöron. Çekirdek ve organellerin bulunduğu bir hücre gövdesiyle bu gövdeden uzanan stoplazmik uzantılardan ve aksondan meydana gelen elektrik impulslarını taşımak için özelleşmiş, sinir sisteminin temel hücreleri, nöron. Perikaryon adı verilen hücre gövdesiyle gövdeden çıkan dendrit adı verilen kısa uzantılar ve akson adı verilen tek uzun çıkıntı bulunan, sinir sisteminin esas elemanı ve fonksiyonel ünitesini oluşturan temel hücre, nöron, nöronum, nörosit. Karakteristik Özelliklerinden biri uzun ömürlü olması ve çevresindeki olaylar ile metabolik bozukluklardan çok etkilenmesidir ve yıkımlandiğında tekrar oluşmaz. Sinir hücresinin; uyarımları almak, iletmek, belli, hücresel etkinlikleri başlatmak, nörotransmiterleri ve diğer bilgi moleküllerini salgılamak gibi esas işlevleri bulunur. hücre gövdesinden (perikaryon), dendrit adı verilen sitoplazmik küçük uzantılardan ve akson (nörit) denen daha geniş ve uzun bir uzantıdan ibarettir. [Bakınız: sinir gözesi].
Sinir hücresi uzantısı : Akson.
Sinir ileti hızı : Sinir lifi veya gövdesi boyunca aksiyon potansiyelin yayılma hızı.
Sinir iletisinin kesilmesi : Anestezik madde enjeksiyonuyla sinirsel iletimi ortadan kaldırma, sinir blokajı.
Sinir kabartısı hücreleri : Kanalis nöralisin gelişmesi sırasında iki yan kısımdaki kabartılardan gelişen hücreler. Kimi krista nöralis hücreleri göçle endodermden gelişen organlar içerisine yerleşirler.
Sinir kanalı : Embriyoda ektodermin oluklaşmasıyla oluşan kanal.
Sinir kas bağlantıları : Sinir uçlarının kas telleri üzerinde dallanmalar yaparak meydana getirdikleri bağlantılar. Sinir uyarıldığı zaman nörotransmitter maddeler uç plâk üzerinden kas telciğine geçerek kas hücresinin Na+ ve K+ iyonlarına karşı geçirgenliği artar ve motor uç plâk depolarize olarak kas hücreleri uyarılır.
Sinir kökenli atrofi : Sinirsel uyarımların azalması nedeniyle hücrelerin hacminin azalması sonucu, organ veya dokunun küçülmesi, denervasyon atrofisi, nörojenik atrofi, nöropatik atrofi.
Sinir kökenli şok : Beyin travması, omurilik zedelenmesi, beyin hasarı, spinal veya derin genel anestezi gibi nedenlerden dolayı damar tonusunun kaybolması sonucu çevresel damarlarda kanın göllenmesinden kaynaklanan akut kan dolaşımı yetmezliği, nörojenik şok.
Sinir kökü yangısı : Belkemiği sinirlerinin omurilik ve omurlararası delikler arasında kalan parçaların yangısı, radikulitis.
Sinir lifi : Aksonla miyelin kılıfından meydana gelen yapı. Bir grup sinir lifi bir sinir oluşturur.
Sinir oluğu : Sinir sisteminin gelişmeye başlamasıyla birlikte dış ektodermden biçimlenen oluk.
Sinir peptitleri : Sinir sistemi tarafından meydana getirilen, bazıları nörotransmitter gibi, bazıları da sinir hormonu gibi hareket eden küçük peptit molekülleri. Örnek: Bradikininler, kolesitokinin, gastrin, endotelin gibi. Nöropeptitler.
Sinir reseptörü : Duyu alan sinir uçlarında bulunan, biyolojik uyarıcı olarak görev yapan ya da özel uyarıları elektriksel olaylara çeviren reseptör.
Sinir şeridi : Omurgasızlarda vücut boyunca uzanan sinir tellerinden oluşan demet veya gangliyonlar zinciri ve onları birbirine bağlayan sinir telleri.
Sinir telciği : (karşılık: nörofibril), Sinir gözesinin sitoplazmasında bulunan olağanüstü ince iplikçikler.
Sinir teli : Demetler hâlinde birleşerek sinirleri oluşturan akson ile etrafındaki Schwann hücresinden oluşan ve periferal sistemde yer alan yapılar. Demetler halinde birleşerek sinirleri yapan ve sinir gözesinin,çevresinde Schwann kının taşıyan,ince uzun aksonu.
Sinir tıkanması : Uyuşturucu ilâçlar ya da benzeri araçlarla belirli bir sinir bölgesinin geçici olarak uyaran ve tepki iletemez duruma gelmesi.
Sinir ucu : Periferal sinir sisteminin duygu veya motor sinirlerinin periferal bir organda sonlanan dallanmış ucu. Sinirin çeşitli biçimlere değişmiş olan distal ucu.
Sinir uzamı anestezisi : Anestezi edilecek bölgenin sinir iletimini durduracak biçimde sinir çevresine yerel enestezik ilacın Nervus frontalisin anestezisindeki gibi enjekte edilmesi.
Sinirbilim : Sinir dizgesinin yapısı ve görevi üzerinde inceleme ve araştırmalar yapan bilim dalı.
Sinirce dökümü : Kişide sinirce belirtisi ya da eğilimlerinin bulunup bulunmadığını ortaya çıkartmaya yarayan bir dizi soru.
Sinirce umursamazlığı : (Horney) İç çatışmalardan kurtulmak için onlarla ilgili bulunan her şeyden uzaklaşarak çözüm arama.
Sinirceli başkaldırma : Sağaltılanın, benimsemesi gereken gerçeklere ve kurallara karşı direnmesi.
Sinirceli çocuk : Birtakım korkuları, saplantıları, kaygıları nedeniyle acı duyan çocuk. Aşırı derecede düşsever olan ya da sinir argınlığı içinde bulunan çocuk. Sinirce türlerinden herhangi birisinin belirtilerini gösteren çocuk.
Sinirceli gereksinme : (Horney) Başkalarının, belirli şeyleri yapması için duyulan bunalımlı ve zorunlu istek.
Sinirceli karakter : Toplumun koyduğu ve benimsediği kurallar ile yöntemlere aldırmaksızın içtepilerine göre davranma eğilimi gösteren kişilik.
Sinirci : Düzce kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Sinirgen : İyi hazmedilen.
Sinirilmek : 1.Kömür yanıp kül olmak. 2.Gübre çürümek, yanmak, tarlaya konabilir durumda olmak.
Sinirkanatlılar : İki çift ve zarsı kanatları incecik sinir telleriyle örülmüş, yumuşak vücutlu böcekler topluluğu. (Karıncaaslanı, bu dizinin pek bilinen türlerindendir.). (Neuroptera), iyi bilinen türüdür.
Sinirköy : Afyon kenti, Şuhut ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Sinirlenebilme : Sinirlenebilmek işi.
Sinirlenebilmek : Sinirlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Sinirli : İçinde sinir bulunan. Kolayca ve çabuk sinirlenen, asabi. Manisa şehrinde, Turgutlu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Sinirliot : Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.
Sinirliyaprak : Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.
Sinirme olmak : Ayak uyuşmak, karıncalanmak : Ayağım sinirme oldu.
Sinirmek : Sindirmek, hazmetmek. 1.Korkutmak, sindirmek. 2.Yaptığı kötülüğü unutturmak. Belli etmeden çalmak, uğralamak. Yemeği sindirmek. İçine sindirmek, hora geçirmek. Sindirmek, içine işletmek, içine akıtmak. Hazmetmek.
Sinirotu : Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.
Sinirse : Islak odun, yaş ağaç.
Sinirse olmak : Ağaç, odun ve benzerleri ıslanarak yanmaz duruma gelmek.
Sinirseg : Islak odun, yaş ağaç. Güç pişen, iyi pişmemiş (et, sebze, ve benzerleri için).
Sinirsek : Islak odun, yaş ağaç. 1.Güç kırılan, kırılmaz, sert (odun, ve benzerleri için). 2.Güç pişen, iyi pişmemiş (et, sebze, ve benzerleri için). 3.Bayat, kurumuş, sertleşmiş (ekmek, leblebi ve benzerleri için). Sert, sinirli (et için). Islanıp büzülerek sertleşmiş, güç kırılan odun ve benzerleri nesne. Az kuru. [Bakınız: siğirsek]. Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.
Sinirsekyaprağı : Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.
Sinirsel alışkanlık : Gerginlik, çatışma ve sinirlilik belirtisi olarak kişinin amaçsız ama düzenli birtakım devinimler yapması. (Parmak çıtlatmak, nedensiz kaşınmak, burun çekmek gibi.).
Sinirsel ateş : Zehirli maddeler, belirli ilaçlar ve benzerleri ile hipotalamustaki ısı regülasyon merkezinin doğrudan uyarılmasıyla oluşan beden ısısı artışı, nerval ateş.
Sinirsel boru : (karşılık: nöral, boru), Kordalı hayvanlarda embriyonun gelişmesi sırasında, sinirsel oluğun önde ve artta birer delik bırakarak tüm bir biçimde birleşmesiyle meydana gelen boru.
Sinirsel bozukluk : Bireyin toplumsal çevresine uyumunu olumsuz yönde etkileyen türlü ruhsal ve sinirsel sayrılık durumları.
Sinirsel iletim : Uyaranlar ve tepilerin sinir dizgesi boyunca ya da nörondan nörona iletimi.
Sinirsel iştahsızlık : Kişinin besinlere karşı tüm isteğinin kaybolmasına bağlı, şiddetli zayıflıkla belirgin psikolojik bir bozukluk.
Sinirsel kanal : (karşılık: nöral kanal), Nöral yayların meydana getirdiği ve içinden omuriliğin geçtiği kanal.
Sinirsel kıl dökülmeleri : Deriyi uyaran sinirlerin felçleri sonucu oluşan simetrik kıl dökülmeleri, nörojenik kıl dökülmeleri.
Sinirsel oluk : (karşılık: nöral oluk), Kordalı hayvanlarda, embriyonun gelişmesi sırasında, gastrulâdan sonra sırtın orta bölgesindeki ektoderm gözelerinin içeri çökmesiyle meydana gelen bir oluk.
Sinirsel parezis : Bir kas grubunu uyaran motorik gangliyonların kısmen harap olması veya sinir liflerinin herhangi bir biçimde baskı altında kalarak implusları normal biçimde iletmemesi sonu biçimlenen yarı felç.
Sinirsel tepi : Bir nöron boyunca geçen akım parçası.
Sinirsel tümevarım : Belirli bir etkinlik dizgesi içindeki bir ketlenme süresinin, ilintili olan başka bir dizgedeki tepkiyi güçlendirmesi (olumlu iletim), ya da belirli bir etkinlik dizgesindeki uyarılmanın ilişkili bulunan başka bir dizgedeki ketlenmeye yol açması (olumsuz iletim) görüşü.
Sinirsel uzantı : (karşılık: nöral uzantı), Sinirsel yayın, yukarı doğru, iğne gibi uzamış parçası.
Sinirsel yansıma : (Hebb) Uyaranın bilinmesinden sonra beynin kısa bir süre daha eylemini sürdürmesi.
Sinirsel yay : (karşılık: nöral yay), Omurun dorsal bölgesinde bulunan çıkıntıların birleşmesiyle meydana gelen ve nöral kanalı içine alan yay.
Sinirsemek : 1.Gevrekliği gitmek, bayatlamak (leblebi, fıstık ve benzerleri için). 2.Sertleşmek, kartlaşmak, bozulmak (et, sebze ve benzerleri için). Odun ve benzerleri sertleşmek. Nohut, fasulye ve benzerleri pişmez duruma gelmek, büzüşmek.
Sinirsi : Güç pişen, iyi pişmemiş (et, sebze, ve benzerleri için). Kuru, kadit.
Sinirsilenmek : Yemek bozulmak.
Sinirsimiş : Güç pişen, iyi pişmemiş (et, sebze, ve benzerleri için).
Sinirsiz : Siniri olmayan. Kolayca sinirlenmeyen, sakin.
Sinirsizlik : Sinirsiz olma durumu.
Sinirtmek : Hazmettirmek.
Siyatik sinir : Plexus sacralisten çıkan, arka bacağın büyük bir bölümünü uyaran vücudun en kalın siniri, nervus işyadikus.
Taban dış yan siniri : N. tibialisin, art. tarsiden sonra yan tarafta seyreden son kolu, nervus plantaris lateralis.
Taban iç yan siniri : N. tibialisin, art. tarsi'den sonra iç tarafta seyreden son kolu, nervus plantaris mediyalis.
Üçüz sinir : Ponstan çıkan ve üç kola ayrılan beşinci çift beyin siniri, nervus trigeminus.
Üst çene dişleri sinir ağı : N. infraorbitalis'in alveoler kollarının, diş köklerinin üst yarımında oluşturdukları sinir ağı, pleksus dentalis superiyor.
Üst çene siniri : N. trigeminusun, n. mandibularisten sonra ikinci derecede kalın olan siniri, nervus maksillaris.
Vajina sinirleri : Plexus uterovaginalisten ayrılan ve vajina ile vestibulum vaginaeyi uyaran sinirler, nervi vajinales.
Yanak siniri : N. mandibularisten ayrılan ve yanağı uyaran sinir, nervus bukkalis.
Yüz siniri : Soğaniliğin alt yanından çıkan yedinci çift beyin siniri, nervus fasyalis.
Parasempatik sinir sistemi : Kalbin atışlarını yavaşlatan, sindirim sistemini, salgıları düzenleyen yaşatkan sinir sistemini oluşturan iki sistemden biri.
Sempatik sinir sistemi : Yaşatkan sinir sistemini oluşturan iki sinir sisteminden biri.
Sinir argınlığı : Nevrasteni.
Sinir bilimi : Sinir sistemini inceleyen tıp dalı, asabiye, nöroloji.
Sinir bilimsel : Sinir bilimi ile ilgili, nörolojik.
Sinir buhranı : Ruhsal sıkıntı veya bunalım.
Sinir doku : Beyni ve sinirleri oluşturan ve nöron denilen hücrelerle örülmüş bulunan doku.
Sinir harbi : Sinir savaşı.
Sinir hastalığı : Sinir sistemiyle ilgili hastalıkların genel adı.
Sinir hastası : Sinir hastalığına tutulmuş olan, nevropat.
Sinir ilacı : Sinir sistemiyle ilgili bir hastalığı tedavi etmek için kullanılan yatıştırıcı ilaç.
Sinir kanatlılar : Saydam olan kanatları ağ biçiminde damarlarla örülü, dört kanatlı böcekler takımı.
Sinir küpü : Çok sinirli.
Sinir otları : İki çenekli, çiçekli bitkiler takımı.
Sinir otu : Sinir otugillerden, çiçekleri tek bir sapın ucunda başak durumunda, birçok yabani türü bulunan ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Plantago).
Sinir otugiller : Sinir otlarından, iki çenekli, bitişik taç yapraklı bitkiler familyası.
Sinir savaşı : Söz veya davranışlarla birbirini sinirlendirme, sinir harbi.
Sinir sistemi : Yüksek yapılı organizmalarda, organizmanın yaşadığı ortama uymasını, çeşitli organların iş birliği durumunda çalışmasını sağlayan, sinir hücreleri, sinirler ve sinir merkezinden oluşan sistem.
Sinir törpüsü : Sinirleri, ruhsal durumu zayıflatan, yıpratan şey.
Sinirce : Nevroz.
Sinirleme : Sinirlemek işi.
Sinirlemek : Etin içindeki kas kirişlerini ve kalın zarları ayıklamak. Sindirmek, hazmetmek. Savaşlarda, hasmın altındaki atın art ayak kirişlerini kılıçla kesmek.
Sinirlendirme : Sinirlendirmek işi.
Sinirlendirmek : Sinirlenmesine sebep olmak.
Sinirleniş : Sinirlenme işi.
Sinirlenme : Sinirlenmek işi.
Sinirlenmek : Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkelenmek, köpürmek, feveran etmek.
Sinirleri kuvvetli : Kolayca, çabuk heyecanlanmayan ya da sinirlenmeyen.
Sinirleri zayıf : Kolayca, çabuk heyecanlanan veya sinirlenen.
Sinirlilik : Sinirli olma durumu, asabilik, asabiyet. Sinirli bir biçimde davranma, asabilik, asabiyet.
Sinirsel : Sinirle ilgili, asabi.
Yaşatkan sinir sistemi : Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinin oluşturduğu, kalp kası, düz kas ve salgı bezlerinin işlevlerini düzenleyen sinir sistemi.
Diğer dillerde Sinir anlamı nedir?
İngilizce'de Sinir ne demek ? : nerve, nevre

Bu kısımda Sinir nedir? Sinir ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sinir tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sinir hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.