Sini nedir, Sini ne demek

Sini; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Sini" ile ilgili cümle

  • "Sininin üstünde, çepeçevre tahta kaşıklar ve yerde sini etrafında birer küçük minder dizilmişti." - A. Haşim

Yerel Türkçe anlamı:

Sofra olarak kullanılan genişçe kap

Tepsi, sini

Sini, büyük tepsi

Tepsi

Büyük tepsi (Kaman)

Nişanda kız evine götürülen şeker tepsisi.

Bakır ve benzeri madenlerden yapılmış olan büyük yuvarlak tepsi

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[önsinsi] Büyük bakır tepsi. (Eşmeyazı -Kars; Deliilyas *Şarkışla -Sivas; Yenikent *Aksaray -Niğde) [önsinisi] : (Öveçler *Kırkağaç -Manisa)

Diğer sözlük anlamları:

Sinerek, utanarak, mahcup olarak.

Sini hakkında bilgiler

Sini, bakır ya da gümüşten, genel olarak 3-4 santimetreden yüksek olmayan kenarlarıyla, büyük, çember şeklinde levhalar olup, genellikle yemek yemek için üstüne bakır kaşık, çatal ve yemek kaseleriyle tabaklarının sığacağı şekilde tasarlanmış mutfak malzemesidir. Çoğu kez sininin çevresini oluşturan kenarları ve sininin içi geometrik desenlerle süslenir, taban yüzeyleri 5 veya 6 kollu yıldızlar, kartal, kuş, balık gibi figürler, selvi ve çiçek gibi bitki motiflerin yer aldığı dövme ve oyma tekni­ğinde zengin süslemelerle donatılır. Siniler sadece yemek yeme amacıyla değil farklı yiyecekleri işlemek, biriktirmek, saklamak gibi amaçlarla da kullanılır.

 

Anadolu'da yemekler geleneksel olarak sofra bezleri üzerine sininin kasnak yardımıyla yükseltilmesiyle üzerine kaplarla yemekler konularak, sofra beziyle de dizler korunarak yenirdi. Sofra bezi üzerine konulan ekmekler dilimlenir ve sofraya konur, sırasıyla yemekler sini üzerine getirilip, boşalan kaplar sininin kenarlarına kaldırılırdı.

Siniler yemek sonrası odun külü ile ovularak temizlenirdi. Yılın belli zamanlarında,eğer bakırdan yapılmış ise, kalaylanırdı. Bu yöntem doğaya zarar vermeyen bir yöntem olarak kullanılırken günümüzde doğada çözülmeyen kimyasallarla bulaşık yıkanmaktadır.

Yer sofrası üzerine konulan sinilerde yemek yeme alışkanlığı, Anadolu'nun bazı kırsal kesimlerinde hala sürse de günümüzde insanlar bu alışkanlıklarından vazgeçerek yemeklerini masada yemeye başlamışlardır. Günümüzde yemekler çoğu yerlerde artık bakır ya da gümüş sinilerde, bakır ya da gümüş kaşık çatallar yerine Batılı usülle yemek masasında, porselen tabak, çelik kaşık-çatalla yenilse de, köylerde ve kırsal yörelerde bu gelenek devam etmektedir.

Sini ile ilgili Cümleler

  • Sinir ediyor beni.
  • Ali konuşamayacak kadar çok sinirliydi.
  • Ali sinirli olduğunu söyledi.
  • Sinirimi bozmayın.
  • Onun sinirliliği dikkat çekiciydi.
  • Sinir hücresinin sinir dokusu için temel birim olduğunu belirlemek neden bu kadar zor?
  • Kapı menteşesinin gıcırtısı sinir bozucu!
  • Sinirden köpürüyorum.
  • Sinirden kıpkırmızı olmuştu.
  • Sinir bozucu ve kafa karıştırıcıydı.
  • Koç sinirli mi?
  • Onların sinirli olup olmadıklarını bilmiyorum.
  • Sen beni sinirlendiriyorsun!
  • Sinirle kapıyı tıklattı.
 

Sini anlamı, tanımı:

Yemek : Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yemek yeme, karın doyurma işi. Yasal yoldan cezalandırılmak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Kandırmak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Isırmak. Başkasının parasını harcamak. Birine alacağını vermemek, ödememek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak.

Bakır : Bu elementten yapılmış. Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu).

Büyük : Niceliği çok olan. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Önemli. Büyük abdest. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan.

Sinir argınlığı : Nevrasteni.

Sinir bilimi : Sinir sistemini inceleyen tıp dalı, asabiye, nöroloji.

Sinir bilimsel : Sinir bilimi ile ilgili, nörolojik.

Sinir buhranı : Ruhsal sıkıntı veya bunalım.

Sinir buhranı geçirmek : Bunalım içinde olmak.

Sinir buhranına tutulmak : Bunalım geçirmek.

Sinir doku : Beyni ve sinirleri oluşturan ve nöron denilen hücrelerle örülmüş bulunan doku.

Sinir harbi : Sinir savaşı.

Sinir hastalığı : Sinir sistemiyle ilgili hastalıkların genel adı.

Sinir hastası : Sinir hastalığına tutulmuş olan, nevropat.

Sinir ilacı : Sinir sistemiyle ilgili bir hastalığı tedavi etmek için kullanılan yatıştırıcı ilaç.

Sinir kanatlılar : Saydam olan kanatları ağ biçiminde damarlarla örülü, dört kanatlı böcekler takımı.

Sinir küpü : Çok sinirli.

Sinir küpü olmak : Aşırı derecede sinirli olmak.

Sinir küpüne çevirmek : Aşırı derecede sinirlendirmek.

Sinir küpüne dönmek : Aşırı derecede sinirlenmek.

Sinir otları : İki çenekli, çiçekli bitkiler takımı.

Sinir otu : Sinir otugillerden, çiçekleri tek bir sapın ucunda başak durumunda, birçok yabani türü bulunan ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Plantago).

Sinir otugiller : Sinir otlarından, iki çenekli, bitişik taç yapraklı bitkiler familyası.

Sinir savaşı : Söz veya davranışlarla birbirini sinirlendirme, sinir harbi.

Sinir sistemi : Yüksek yapılı organizmalarda, organizmanın yaşadığı ortama uymasını, çeşitli organların iş birliği durumunda çalışmasını sağlayan, sinir hücreleri, sinirler ve sinir merkezinden oluşan sistem.

Sinir törpüsü : Sinirleri, ruhsal durumu zayıflatan, yıpratan şey.

Sinirce : Nevroz.

Sinirleme : Sinirlemek işi.

Sinirlemek : Etin içindeki kas kirişlerini ve kalın zarları ayıklamak. Savaşlarda, hasmın altındaki atın art ayak kirişlerini kılıçla kesmek. Sindirmek, hazmetmek.

Sinirlendirme : Sinirlendirmek işi.

Sinirlendirmek : Sinirlenmesine sebep olmak.

Sinirleniş : Sinirlenme işi.

Sinirlenme : Sinirlenmek işi.

Sinirlenmek : Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkelenmek, köpürmek, feveran etmek.

Sinirleri kuvvetli : Kolayca, çabuk heyecanlanmayan veya sinirlenmeyen.

Sinirleri zayıf : Kolayca, çabuk heyecanlanan veya sinirlenen.

Sinirlilik : Sinirli bir biçimde davranma, asabilik, asabiyet. Sinirli olma durumu, asabilik, asabiyet.

Sinirsel : Sinirle ilgili, asabi.

Siniş : Sinme işi.

Sinizm : İnsanın erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan bütün gereksinmelerden sıyrılarak kendi kendine erişebileceğini savunan Antisthenes'in öğretisi, kinizm.

Parasempatik sinir sistemi : Kalbin atışlarını yavaşlatan, sindirim sistemini, salgıları düzenleyen yaşatkan sinir sistemini oluşturan iki sistemden biri.

Sempatik sinir sistemi : Yaşatkan sinir sistemini oluşturan iki sinir sisteminden biri.

Yaşatkan sinir sistemi : Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinin oluşturduğu, kalp kası, düz kas ve salgı bezlerinin işlevlerini düzenleyen sinir sistemi.

Yuvarlak : Homoseksüel erkek. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Top veya küre biçiminde toparlak şey. Top veya küre biçiminde olan, müdevver.

Pirinç : Bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkte bir alaşım. Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri. Bu alaşımdan yapılmış. Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa).

Tepsi : Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap. Bir kabın alabileceği miktarda olan. İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap. Bu kap biçiminde olan.

Gümüş : Bu elementten yapılmış. Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element (simgesi Ag).

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.

Santimetre : Bir metrenin yüzde biri uzunluğunda bir ölçü birimi, santim (cm).

Kenar : Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri. Yan. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Bir şeyi çevreleyen çizgi.

Sini bağlamak : Tepside baklava yapmak

Sini okuntusu : Oğlan evinin kız evine gönderdiği sini içinde gelin giysilerinin eve gelişi nedeniyle konuklara şerbet sunma.

Sinialtı : Sini altına konan kürsü.

Sinibaz : Türk seyirlik oyunlarında sinilerle çeşitli beceriler gösteren oyuncu.

Sinicen : Kurnaz, sessizce iş yapan, sinsi.

Sinici : Sindirimi kolay, yarayıcı yiyecekler. Hazmı kolay.

Siniekmeği : Börek

Sinifener : Çıtalı uçurtma.

Sinigalını : Tepsi içinde pişirilen yağlı ekmek.

Siniişi : Şeker: Dükkânda siniişi kalmamış.

Diğer dillerde Sini anlamı nedir?

Almanca'da Sini : n. Platte