Harar nedir, Harar ne demek
Harar; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Çoğu kıldan dokunmuş, büyük çuval

"Harar" ile ilgili cümle örnekleri
- "Yedi harar malı bir seferde kamyona yükledi." - S. F. Abasıyanık
Yerel Türkçe anlamı:
Büyük çuval
Büyük sepet ya da küfe.
Bir çeşit saklambaç oyunu.
Eğer bellemesi, haşa.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Büyük çuval. (*Yalvaç -Isparta; Esnemez, İnönü -Eskişehir; Beyceli *Fatsa -Ordu; *Güdül -Ankara; Çukurçimen *Çumra, Başkışla *Karaman -Konya) [haral] : (Akbaş *Güdül -Ankara)
Sırt küfesi. (Derekuşculu *Görele -Giresun)
[haral]
Harar ile ilgili Cümleler
- Hararetli bir tartışmadan sonra,uzlaşma sağlandı.Sigara içme köşesinde sigara içenlerin sigara içmesine izin verilecek.
- Tom, tüm öğleden sonra sıcak güneş altında çalıştıktan sonra hararetli ve yorgun göründü.
- Motor hararet yaptı ve şimdi duman yayıyor.
- O, hararetli bir şekilde önerimi reddediyor.
- Ali hararetli ve yorgun görünüyordu, ona soğuk bir içecek teklif edip, oturup dinlenmesini söyledim.
- Köylülerin çevre üzerine yaptıkları tartışma oldukça hararetliydi.
- Onlar hararetli bir tartışma yaptılar.
- Ali bütün öğleden sonra sıcak güneşte çalıştıktan sonra hararetli ve yorgun görünüyordu.
- Hararetli bir tartışmamız vardı.
Harar tanımı, anlamı:
Harar gibi : İçine çok şey alabilen, geniş, büyük (eşya).
Hararet : Sıcaklık. Coşkunluk, ateşlilik. Susama, susuzluk.
Hararet basmak : Vücut ısısı artmak. çok susamak.
Hararet kesmek : Susuzluğu gidermek.
Hararet vermek : Susatmak.
Hararetlendirme : Hararetlendirmek işi.
Hararetlendirmek : Hararetlenmesine yol açmak.
Hararetlenme : Hararetlenmek işi.
Hararetli : Coşkun, ateşli, canlı. Isısı, sıcaklığı fazla olan.
Hararetlilik : Hararetli olma durumu.
Karpuz kesmekle hararet sönmez : "size kötülük yapmış olan bir kimseden başkasına zarar vermekle o kimseden öç almış olmazsınız".
Kedi ile harara girmek : Geçimsiz biri ile iş birliği yapmak.
Büyük : Üstün niteliği olan. Önemli. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Niceliği çok olan. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş.
Çuval : Pamuk, kenevir veya sentetik iplikten dokunmuş büyük torba. Bu torbanın alabileceği miktarda olan.
Çoğu : Çok kimse. Bir şeyin büyük bölümü.
Hararet kesmek : susuzluğu gidermek.
Hararet krampı : Atlarda aşırı egzersiz ve terlemeyi takiben oluşan elektrolit kaybından kaynaklanan kaslarının ani ve istem dışı ağrılı kasılmasıyla belirgin bir çeşit karın ağrısı, ısı krampı.
Hararetle : Hararetli bir biçimde. İlgili cümle: "Herkes etrafımı sarmış, beni hararetle tebrik ediyorlardı." N. F. Kısakürek.
Hararetlenmek : Isısı artmak. mec. Canlanmak, kızışmak. İlgili cümle: "Tartışma hararetlendi. mec. Herhangi bir konuda çok heyecanlı olmak, coşmak: Şakir Bey arkasından gelerek fikrini müdafaa için hararetleniyordu." P. Safa.
Hararot : Ararot bitkisi.

Bu kısımda Harar nedir? Harar ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Harar tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Harar hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.