Çuval nedir, Çuval ne demek
Çuval; kökeni farsça dilinden gelmektedir.
"Çuval" ile ilgili cümle
- "Yanımızda, ne olur ne olmaz diye alınmış yarım çuval peksimet vardı." - H. E. Adıvar
- "Sonra getirdikleri çuvalı açtılar, peksimetleri, tütünü ve öteberiyi çıkartıp raflara koydular." - Halikarnas Balıkçısı
Yerel Türkçe anlamı:
Çuval, harhar
Çuval anlamı, tanımı:
Çuval gibi : Kaba ve seyrek (kumaş). bol ve ütüsüz (giysi).
Çuvalla para kazanmak : Aşırı kazanç sağlamak.
Bir çuval dolusu : Çok fazla.
Çuvalcı : Tarım işlerinde ürünü çuvallara dolduran kimse. Çuval yapan veya satan kimse.
Çuvaldız : Çuval vb. dokumalar dikmekte kullanılan, ucu yassı ve eğri, büyük iğne.
Çuvallama : Çuvallamak işi.
Çuvallamak : Başaramamak. Çuvala doldurmak.
Çuvallanma : Çuvallanmak işi.
Çuvallanmak : Çuvallama işine konu olmak.
Çuvallatma : Çuvallatmak işi.
Çuvallatmak : Çuvallamasını sağlamak.
Çuvallı : Çuvallanmış veya çuvalı olan.
Çuvalsız : Çuvallanmamış veya çuvalı olmayan.
Akara kokara bakma çuvala girene bak : "iyi, kötü deme; mal ve para biriktir" anlamında kullanılan bir söz.
Bir çuval inciri berbat etmek : Düzelmekte olan bir durumu yersiz, yanlış davranışlarla bozmak.
Boş çuval ayakta durmaz : "bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz" anlamında kullanılan bir söz. "karnı doymayan kimse çalışamaz" anlamında kullanılan bir söz.
Çulsuz çuvalsız : Züğürt, işi ve parası olmayan.
İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır : "başkasına zararı dokunacak bir davranışı yapmadan önce iyi düşün, kendi kendini eleştir" anlamında kullanılan bir söz.
İtle çuvala girilmez : "edepsiz ve saldırgan bir kimse ile bir konu üzerinde tartışmak ve kavgaya tutuşmak doğru değildir" anlamında kullanılan bir söz.
Mızrak çuvala girmez : Gizli tutulması imkânsız durumlar karşısında söylenen bir söz.
Pamuk : Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi (Gossypium). Bu tellerin işlenmiş biçimi. Yere serili halı, kilim vb. yaygıların üzerinde oluşan, uçuşabilen toz kümecikleri, hav. Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı. Bu bitkinin işlenmiş biçiminden yapılmış.
Kenevir : Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, çuval vb. kaba örgüler yapılan, iki evcikli bir bitki, kendir (Cannabis sativa).
Sentetik : Bileşimli.
İplik : Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu. Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri. Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi.
Büyük : Büyük abdest. Niceliği çok olan. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram).
Torba : Er bezi, husye, testis. Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç. Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet. Vücutta meydana gelen şişlik.
Miktar : Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik. Ölçü.
Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.
Çuval gibi : kaba ve seyrek (kumaş); bol ve ütüsüz (giysi).
Çuvalcılık : Çuvalcının yaptığı iş.
Çuvalçan : Solucan.
Çuvaldızdikeni : Harman zamanı görülen, esen yelle yuvarlanarak giden bir çeşit diken.
Çuvalduz : Çuvaldız
Çuvalla para kazanmak : aşırı kazanç sağlamak.
Çuvallatabilme : Çuvallatabilmek işi.
Çuvallatabilmek : Çuvallatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Çuvallayabilme : Çuvallayabilmek işi.
Çuvallayabilmek : Çuvallama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Çuval ile ilgili Cümleler
- Şaka çuvalladı.
- Çuvalla para kazanıyor.
- O bir çuval paraya mal oldu.
- Ali çuvala uzandı ve biraz madeni para çıkardı.
- Ben de çuvalı kaldıramam.
- Çuvallamazsam, bu yıl ehliyetimi alabilirim.
- Bir çuval inciri berbat ettin.
- Çuvalladık.
Diğer dillerde Çuval anlamı nedir?
İngilizce'de Çuval ne demek? : n. sack, bag, carryall, holdall, gunny, gunny bag, poke
Fransızca'da Çuval : sac [le]
Almanca'da Çuval : n. Sack
Rusça'da Çuval : n. мешок (M), куль (M), увалень (M)


Bu kısımda Çuval nedir? Çuval ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çuval tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çuval hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.