Has difficulty türkçesi Has difficulty nedir

  • Zor durumda.
  • Sorun yaşıyor.
  • Zorluk çekiyor.

Has difficulty ile ilgili cümleler

English: Ali has difficulty making decisions.
Turkish: Ali kararlar vermede zorluk çekiyor.

English: Tom has difficulty speaking.
Turkish: Tom'un konuşma zorluğu var.

Has difficulty ingilizcede ne demek, Has difficulty nerede nasıl kullanılır?

Has : Etmek. Sahip olmak. Almak. Kabul etmek. Yapmak. Dolandırmak. Bulunmak. Bkz.have. Göz yummak. Zorunda olmak.

Difficulty : İtiraz. Zorluk. Sıkıntı. Gedik. Engel. Pürüz. Güçlük. Külfet. Meşakkat. Sorun.

Has a bee in his bonnet : Kafasında sürekli bir düşünce var. Kafasına takmak.

Has a belly full : Aşırı miktarda var. Yeterince sıktı. Kızgın. Bıkkın. Gına geldi.

Has a big mouth : Düşünmeden konuşur. Sır saklayamaz. Sessiz kalamaz. Her şeyi ağızından kaçırır. Patavatsız.

Has a bone to pick with : Görülecek bir hesabı var. Biriyle anlaşmazlık durumu var. Biriyle tartışma durumu var. Sorunun kaynağı ile görüşmesi gereken büyük bir soruna sahip.

Has a car : Arabaya sahip. Otomobile sahip.

İngilizce Has difficulty Türkçe anlamı, Has difficulty eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Has difficulty ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

At bay : Emniyette. Pusuya düşmüş. Tuzağa düşmüş. Başı belda. Sıkışık durumda. Hareket edemediği bir durumda. Tehlikede. Pusu kurulmuş. Çıkmaza girmiş.

 

Up a gum tree : Kötü durumda. Güç durumda. Çetrefilli.

In dire straits : Çıkmazda. Müthiş sıkıntıda. Güç durumda. Darda.

In a tight corner : Köşeye sıkışmış. Köşeye sıkışmış vaziyette.

In a tight spot : Sıkıntıda. Darda.

Has a hard time : Sorunları var. Sıkıntısı var.

At a push : İhtiyaç halinde. Gerekirse. İhtiyaç olursa. Zaruret halinde.

In a cleft stick : Açmazda. Çıkmazda.

In a bad fix : Sıkıntıda. Zor bir halde. Zor bir durumda.

Has difficulty synonyms : in a pickle, in a fix, in the soup, up against a stone wall, on the spot, in deep water.