Has plenty türkçesi Has plenty nedir

  • Fazlasıyla var.
  • Fazlasıyla sahip.
  • Başka bir şey istemiyor.

Has plenty ile ilgili cümleler

English: She has plenty of work to do.
Turkish: Onun yapacak çok işi var.

English: She has plenty of books.
Turkish: Onun bol kitapları var.

English: He has plenty of money in the bank.
Turkish: Onun bankada çok parası var.

English: Tom has plenty of money in the bank.
Turkish: Tom'un bankada bir sürü parası var.

Has plenty ingilizcede ne demek, Has plenty nerede nasıl kullanılır?

Has : Bulunmak. Zorunda olmak. Kabul etmek. Dolandırmak. Aldatmak. Yapmak. Etmek. Olmak. Sahip olmak. Göz yummak.

Plenty : Çokluk. Bolluk. Pek çok. Mebzuliyet. Bereketli. Bir yığın. (pek) bol. Bereket. Ganilik. Bol miktar.

Has a bee in his bonnet : Kafasında sürekli bir düşünce var. Kafasına takmak.

Has a belly full : Aşırı miktarda var. Gına geldi. Yeterince sıktı. Bıkkın. Kızgın.

Has a big mouth : Sır saklayamaz. Sessiz kalamaz. Her şeyi ağızından kaçırır. Patavatsız. Düşünmeden konuşur.

Has a car : Otomobile sahip. Arabaya sahip.

Has a bone to pick with : Biriyle tartışma durumu var. Görülecek bir hesabı var. Biriyle anlaşmazlık durumu var. Sorunun kaynağı ile görüşmesi gereken büyük bir soruna sahip.