Havasız nedir, Havasız ne demek

Havasız; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Havası olmayan, hava almayan.
  • Göz alıcı, çekici olmayan.
  • Havası iyi ya da yeterli olmayan

Fransızca'da Havasız ne demek?:

anaérobie, anaéroplastique, anaérobe, atélectasie, état fœtal du poumon, pneumonie marginale, apneumatosis

Havasız anlamı, tanımı:

Havas : Nitelikler, özellikler. Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir tür ayrıcalık gören kimseler, avam karşıtı. Duyumlar, duygular. İleri gelenler, seçkinler.

Hava : Müzik parçalarında tür. Tarz, üslup. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Çevreyi kuşatan boşluk. Esinti. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çekicilik. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Keyif, âlem. Gökyüzü. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik.

Havasızlık : Havasız olma durumu.

Yeterli : Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan. Bir görevi, işlevi yerine getirme gücü olan, etkisi olan. Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan, kifayetli, ehliyetli.

 

Alıcı : Satın almak isteyen kimse, müşteri. Azrail. Kamera. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Almaç.

Çekici : Kaza veya arıza yapan, yanlış yere park eden aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt. Alımlı.

İyi : Esen, sağlıklı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Doğru olan. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yeterli, yetecek miktarda olan. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Yerinde, uygun. Bol, çok, aşırı.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

Göz : Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Görme organı, basar. Terazi kefesi. Bazı yaraların uç bölümü. Oda. Çekmece. Nazar. Bakış, görüş. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Delik, boşluk. Bölüm, hane. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı.

Havasız yaşar : Oksijensiz yaşayan yaratık (bakteri).

Havasızsolunum : (botanik)

Havasızyaşantı : (biyoloji)

Havasızyaşar : (biyoloji)

Havasız ile ilgili Cümleler

  • Havasız ölecektik.
  • Oda havasız.
  • Ali havasızlıktan öldü.
  • Bu oda havasız.
  • Havasız ve susuz yaşayamayız.
  • Tıka basa dolu olan o trende havasızlıktan öleceğimi düşündüm.
  • Havasız yaşamak imkansızdır.
  • Havasız hiçbir şey yaşayamazdı.
  • Bütün pencerelerin kapalı olması nedeniyle o oda çok havasızdı.
  • Bu odanın böyle küçüklüğünden ve havasızlığıdan, ben boğuluyorum.
  • Benim en iyi arkadaşım havasızlıktan öldü.
  • Havasız yaşayamayız.
 

Diğer dillerde Havasız anlamı nedir?

İngilizce'de Havasız ne demek? : adj. airless, stuffy, fuggy, unaired, frowsty

Fransızca'da Havasız : lourd/e, étouffant/e, accablant/e

Almanca'da Havasız : lúftleer

Rusça'da Havasız : adj. безвоздушный, душный