Have enough türkçesi Have enough nedir

  • Gına gelmek.

Have enough ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't go to Boston with us because he didn't have enough money.
Turkish: Ali yeterli parası olmadığı için bizimle Boston'a gidemedi.

English: Ali didn't have enough experience to know what to do.
Turkish: Ali ne yapacağını bilmek için yeterli tecrübeye sahip değildi.

English: Ali abandoned the project because he didn't have enough money.
Turkish: Ali projeyi terk etti. Çünkü o yeterli paraya sahip değildi.

English: Ali didn't have enough experience to do the job well.
Turkish: Ali işi iyi yapmak için yeterli tecrübeye sahip değildi.

English: Ali complained that he didn't have enough time to read.
Turkish: Ali okumak için yeterli zamanının olmamasından yakındı.

Have enough ingilizcede ne demek, Have enough nerede nasıl kullanılır?

Have : Elde etmek. Elinde bulunmak. -si olmak. Göz yummak. Aldatmak. Sahip olmak. Almak. Kabul etmek. Bulunmak. Yaptırmak.

Enough : Bes. Yeterince. Elverir. Yeter. Yeterli. Çok. Yeterli miktar. Kafi. Yeteri kadar. Kifayetli.

Have enough of : Usanmak.

Have a baby : Doğurmak. Bebeği olmak. Çocuk sahibi olmak.

Have a bad name : Kötü şöhreti olmak. Adı çıkmış olmak.

Have a bad night : Kötü bir gece geçirmek.

İngilizce Have enough Türkçe anlamı, Have enough eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Have enough ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be sick of : Canına tak etmek. Kanıksamak. Yılmak. Bıkmış olmak. Bezmek. Canına tak demek. -den bıktı ve usandı. -dan gına geldi. Usanmak.

Have had a bellyful of : İllallah demek. Bıkmak.

Be sick and tired of : -den bıktı ve usandı. -dan gına geldi. -dan nefret etti. Bıkıp usanmak. İllallah demek. -den illallah etti.

Be fed up with : Bıkmak. Usanmak. Yaka silkmek. Bay gelmek. Gına getirmek. Bezmek.

Sickened : Bezdirmek. Bıktırmak. Midesi bulanmak. İğrendirmek. Bıkmak. Hasta etmek. Hastalanmak. Usandırmak. Rahatsızlanmak.

Sickens : Midesi bulanmak. Tiksindirmek. Rahatsızlanmak. Usandırmak. Bıkmak. Midesini bulandırmak. Bıktırmak. Bezdirmek. Hasta etmek.

Sicken : Bezdirmek. Bıkmak. Usandırmak. Midesini bulandırmak. Tiksindirmek. Rahatsızlanmak. İğrendirmek. Mide bulandırmak. Midesi bulanmak.

Be saturated with : Doymak.

Be sated with : Doymak.