Have fun türkçesi Have fun nedir

Have fun ile ilgili cümleler

English: Ali and I have fun together.
Turkish: Ali ve ben birlikte eğleniyoruz.

English: "You can't have fun all the time." "Why not?"
Turkish: "Her zaman eğlenemezsin." "Neden?"

English: Did you have fun in Boston?
Turkish: Boston'da eğlendin mi?

English: "Does he like you?" "No, but he's a good friend and we have fun together."
Turkish: "O senden hoşlanıyor mu?" "Hayır fakat iyi bir arkadaş ve birlikte eğleniriz."

English: Did you have fun over the weekend?
Turkish: Hafta sonunda eğlendin mi?

Have fun ingilizcede ne demek, Have fun nerede nasıl kullanılır?

Have : Sahip olmak. Bulunmak. Yapmak. Elinde bulunmak. Yaptırmak. Elde etmek. Kabul etmek. Zorunda olmak. Olmak. Aldatmak.

Fun : Şaka etmek. Alay. Eğlenme. Eğlenmek. Oyunculuk. Zevk. Keyif. Şaka. Neşe. Eğlence.

Have a baby : Çocuk sahibi olmak. Bebeği olmak. Doğurmak.

Have a bad name : Kötü şöhreti olmak. Adı çıkmış olmak.

Have a bad night : Kötü bir gece geçirmek.

Have a bad record : Kötü şöhreti olmak. Kötü tanınmak.

İngilizce Have fun Türkçe anlamı, Have fun eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have fun ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Have a good time : İyi zaman geçirmek. Gününü güzel geçirmek. Safa sürmek. Hoşça vakit geçirmek. İyi vakit geçirmek. Gülüp oynamak. Sefa sürmek.

 

Dawdled : Oyalanmak. Salınmak. Zaman harcamak. İşini ağırdan alarak vakit kaybetmek. Aylaklık etmek. Ağır davranmak. Boşa geçirmek. Sallanmak. İşi ağırdan almak.

Amusing oneself : Zevklenmek. Zevk aldığı bir şeyi yapmak.

Disport oneself : Gülüşmek. Oyalanmak.

Be amusing : Oyalanmak.

Delights : Hoşlanmak. Zevk almak. Zevk vermek. Hoşuna gitmek. Sevindirmek. Hazzetmek. Sevinmek. Hoşnut etmek. Memnun etmek.

Amuse oneself : Avunmak. Zevklenmek. Oyalanmak. Gönül eğlendirmek.

Dawdle : Oyalanmak. Boşa geçirmek. Zaman harcamak. İşi ağırdan almak. İşini ağırdan alarak vakit kaybetmek. Aylaklık etmek. Ağır davranmak. Salınmak. Sallanmak.

Dally with : Ciddiye almamak. Cilveleşmek. Oynamak. İlişkiye girmek. Oynaşmak.

Dallies : Vakit öldürmek. Sallanmak. Haylazlık etmek. Zaman öldürmek. Oyalanmak. Oynaşmak. İşi ağırdan almak.

Have fun synonyms : disport, dawdles, dallied, have a ball, dally, delight, disported, be amused.