Head in the wrong direction türkçesi Head in the wrong direction nedir

  • Yanlış yolda gitmek.
  • Doğru yönde olmamak.
  • Rodadan çıkmak.

Head in the wrong direction ingilizcede ne demek, Head in the wrong direction nerede nasıl kullanılır?

Head : Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Örtübaşı. Başlık. Olgunlaşmak. Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar. Gövde. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Kafa. Geçmek. Başına geçmek (şirket vb).

In : Mevsimi gelmiş. Dahili. Da. Halinde. İç. İktidardaki. İçine. De. Çok moda olan. İçeriye.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Wrong : Yanlış yol. Günahını almak. Hata. Suç. Uygunsuz. Günah. Haksız. Kötü. Haksızlık etmek. Kötülük etmek.

Direction : Cihet. Sahneye koyucunun belli bir oyun için oyuncuları düzene alması ve onları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma. (oyun düzeni, sahneye koyma). Mal ya da yapılacak diğer işlemler üzerinde bilgiler verme, buyruklarda bulunma. Açıklama. Mizansen. Kontrol. Yönelti. Oyun düzeni. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi, tiyatro alanlarında kullanılır. Tembih.

 

Buried his head in the sand : Gerçeklerle yüzleşmek istemedi (kafasını kuma gömen devekuşunun davranışından esinlenerek üretilen ifade). Gerçekleri görmek istemedi. Kafasına kuma gömdü.

Has his head in the clouds : Aklı bir karış havada. Dikkatini vermiyordu. Ayakta uyuyordu.

Head inspector : Meslek alanındaki bilgisi, görgüsü ve olgunluğu ile sivrilmiş, üstün çaba ve başarısı görülmüş kıdemli m.e.b. müfettişlerine verilen san. Başdenetmen.

Had his head in the clouds : Dalıp gidiyordu. Yakın ilgi göstermiyordu. Hayal alemindeydi veya aklı bir karış havadaydı.

Head into : Gitmek.