Heels türkçesi Heels nedir

  • Kaba bir çerçeve ile tamamlanmış bir alan (örneğin bir pencere çerçevesi ) arasındaki boşluğa konulduğunda güçlü destek sağlayan üçgen parçalar.

Heels ile ilgili cümleler

English: Ali is head over heels in love with Mary.
Turkish: Ali Mary'ye sırılsıklam âşık.

English: Ali and Mary fell head over heels in love with each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerine sırılsıklam âşık oldular.

English: Ali was head over heels for Mary.
Turkish: Ali Mary'ye deli oluyordu.

English: He's head over heels in love with Mary.
Turkish: O, Mary'ye sırılsıklam âşık.

English: He showed his heels to us.
Turkish: O topuklarını bize gösterdi.

Heels ingilizcede ne demek, Heels nerede nasıl kullanılır?

Heels just off the floor : Dansçının topuklarını hafifçe kaldırıp duruşu. Topuklar hafif kalkık.

Be hard on the heels of : -in hemen ardından gelmek.

Be head over heels in love : Aşık olmak. Kara sevdaya düşmek. Ateş bacayı sarmak. Sevdalanmak. Sırılsıklam aşık olmak. İçine aşk ateşi düşmek. Gönlünü kaptırmak. Deli gibi sevmek.

Came on the heels of : Hemen arkasından gelme. Doğrudan doğruya takip etme.

Head over heels in love : Tam aşık. Sırılsıklam aşık olmak. Deli gibi aşık. Sırılsıklam aşık.

Down at heels : Düşkün. Perişan. Topukları aşınmış. Salaş. Sefil. Pejmürde.

 

Under the heels of : - tarafından köleleştirilen. -ın yükü altında.

Be head over heels : Deli gibi aşık olmak. Sırılsıklam aşık olmak. Kör kütük aşık olmak.

Down at the heels : Harap görünüşlü. Döküntü. Harap. Kılıksız. Bakımsız. Hırpani. Perişan bir durumda. Perişan görünüşlü. Perişan kılıklı. (amerikan ingilizcesi) parasızlık yüzünden kötü giyinmiş.

Down the heels : Kılıksız. Perişan kılıklı. Pejmürde.

İngilizce Heels Türkçe anlamı, Heels eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Heels ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wedge : Yarmak. Kama. Çivi. Araya sıkıştırılmak. Araya sıkışmak. Kıskı. Takozlamak. Takılmak. Sıkışmak.

Boot : Potin. Ayak ile vurmak. İşe yaramak. Çizme. Tekmelemek. Yolcu taşıyan araçlarda yolcu yükünün konduğu kapalı ya da açık bölüm. İşten atma. Tekme. Ön yükleme. Tepmek.

Skeletal structure : İskelet yapısı.

Undersurface : Alt yüz. Alt taraf. Alt yüzey.

Foot : Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik şekiller gösteren yapılar. Bacakların, bilekten sonraki bölümü. Ayakucu. Ödemek. Fut. Oynamak. Çıkarmak. Yaya yürümek. Ayak. İngiliz uzunluk birimi (30, 48 cm). (özellikle 35 mm'lik filmlerle ilgili ilk ölçüler abd'de saptandığı için sinema alanında çok kullanılır. 35 mm'lik bir filmin 1 ayağında 16 resim, 64 delik vardır. 16 mm'lik 1 ayağında 40 resim bulunur.).

Spike : Krampon ile yaralamak. Alkol katmak. Sivri uç. Sivri demir ile delmek. Sivri uçlu çubuk. Tıkamak. Aniden yükselmek veya artmak. Uzun çivilerle tutturmak. Bilgisayar, biyoloji alanlarında kullanılır. Başak.

 

Shoe : Fren balatası. At nalı. Pabuç. Nallamak. Dış lastik. Ayakkabı. İskarpin. Karartıcıda bulunan bobin boyunca kayarak ışığın voltajını indirip yükselten iletken. Nal çakmak. Balata.

Achilles tendon : Ökçe veteri. Aşil kirişi. Aşil tendonu. Ökçe kirişi. Asil kirişi.

Spike heel : Sivri ökçe. İnce topuklu.

Underside : Alt taraf. Alt yüz. Alt bölüm. Alt. Taban. Alt kısım.

Heels synonyms : french heel, tendon of achilles, wineglass heel, wedge heel, human foot, stacked heel, cuban heel, pes, lift, bottom, stiletto heel.

Heels zıt anlamlı kelimeler, Heels kelime anlamı

Break : Sona ermek. Tan. Tutmamak. Değişiklik. Çiğnemek. Kırık. Kırmak. Kırılmak. Kopmak. Fırlamak.