High speed türkçesi High speed nedir

High speed ile ilgili cümleler

English: The police car was driving at fairly high speed.
Turkish: Polis arabası oldukça yüksek hızla sürüyordu.

English: Is it possible to travel at such a high speed?
Turkish: Böyle yüksek bir hızda yolculuk etmek olanaklı mı?

English: This is a high speed train.
Turkish: Bu, yüksek hızlı bir tren.

English: The driver maintained a high speed.
Turkish: Sürücü yüksek bir hızda devam etti.

High speed ingilizcede ne demek, High speed nerede nasıl kullanılır?

High : Necip. Yüksek basınçlı bölge. Yüksek. Büyük vites. Yüksek yer. Rekor. Kabarmak. Pikap. Uçma. Lise.

Speed : Hız kazandırmak. Başarılı olmak. Süratli gitmek. Hızlandırmak. Süratle gitmek. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Türlü donanım birimlerinin, birim zamanda gerçekleştirdikleri işlem sayısı, örn. 1500 satır/ dakika yazıcı hızı, 1100 kart/dakika okuyucu hızı. Sürat. Uğurlamak. Birim zamanda alınan yol ile ölçülen devinim niceliği. bir kimyasal tepkimede ürünlerin birim zamandaki oluşum niceliği.

High speed camera : Yüksek hızlı kamera. Üstün hızlı alıcı.

 

High speed cinematography : Üstün hızlı çevirim. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hızlandırılmış devinim sineması. Gözle ayırt edilemeyecek kadar ağır gelişen ve çok uzun sürede oluşan devinimleri kısa bir süre içinde incelemek amacıyla bilimsel alanda, bilimsel sinemada, araştırma filmlerinde başvurulan yöntemle çalışan sinema dalı.

High speed memory : Yüksek hızlı bellek. Yüksek hızda bellek.

High speed printer : Yüksek hızlı yazıcı.

High speed pictures : Alıcının olağan hız altında çalıştırılıp, elde edilen filmin olağan gösterici hızıyla oynatılması sonucu, bir filmin herhangi bir görünçlüğündeki devinimin, gerçektekinden daha hızlı görünmesi durumu. yavaşlatılmış devinimin karşıtı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hızlandırılmış devinim.

İngilizce High speed Türkçe anlamı, High speed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak High speed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abundant : Gür (saç). Çok. Gani. Dolu. Dolu (bol). Feyizli. Külli. Bereketli. Bol.

Feracious : Meyvesi bol. Bol miktarda üreten. Doğurgan. Bereketli.

Fructiferous : Semereli. Meyve veren.

Highest speed : En yüksek hız.

Splendent : Gösterişli. Mükemmel. Parlak. Şaşaalı.

Effective : Fiili. Geçerli olan. Tesirli. Sonuç verici. Yürürlükte olan. Yürürlükte. Etki yaratan. Efektif. Tesir.

At top speed : Azami süratle. Olanca hızıyla. Son hızla. Son sürat.

Daylight : Tan. Gündüz. Seher. Aralık. Şafak. Gündüz ışığı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gün ışığı. Boşluk.

 

Hastier : Düşüncesizce yapılmış. İvedi. Çabuk. Daha süratli. Çabuk sinirlenen. Telaşçı. Aceleci. Acele. Tez.

Batteries : Takım. Akü. Vurmalı çalgılar. Pil. Atıcı (baseball terimi). Borda topları. Kötü muamele. Vuruş. Batarya.

High speed synonyms : exuberant, infinite series, illuminated, overprompt, lightened, like hell, fortissimo, double quick, expeditious, fattest, crashing, express, clearest, airways, battery, radious, brightest, copious, enlightenments, brighter, fasted, fertilized, bright, efficient, pungent, frequent, fastmoving, aligerous, luciferous, rapider, hastiest, very fast, luminiferous.