Speed türkçesi Speed nedir

  • Uğurlamak.
  • Türlü donanım birimlerinin, birim zamanda gerçekleştirdikleri işlem sayısı, örn. 1500 satır/ dakika yazıcı hızı, 1100 kart/dakika okuyucu hızı.
  • Birim zamanda alınan yol ile ölçülen devinim niceliği. bir kimyasal tepkimede ürünlerin birim zamandaki oluşum niceliği.
  • Hız kazandırmak.
  • Vites.
  • Çabukluk.
  • Geçirmek.
  • Amfetamin.
  • Yolunu açık etmek.
  • Hız yapmak.
  • Başarılı olmak.
  • Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Hızlandırmak.
  • Sürat.
  • Süratle gitmek.
  • Hız vermek.
  • Süratli gitmek.
  • Bir duyarkatın ışıktan etkilenme, ışık etkisiyle gizli görüntü oluşturma yeteneğini anlatan genel terim.
  • Hız.
  • Hız sınırını aşmak.
  • Hızla gitmek.
  • Yön belirtmeden verilen, birim zamanda alınan yol niceliği.
  • Duyarlık.
  • Yolcu etmek.
  • İvinti.
  • Çabuk gitmek.

Speed ile ilgili cümleler

English: Ali thought he could reach the airport on time if he drove a little over the speed limit.
Turkish: Ali birazcık hız limitinin üzerinde sürerse vaktinde havaalanına yetişebileceğini düşündü.

English: Ali did his best to speed up the process.
Turkish: Ali süreci hızlandırmak için elinden geleni yaptı.

English: A lot of people exceed the speed limit so it must be acceptable.
Turkish: Bir çok insan hız limitini aşıyor bu yüzden bu kabûl edilebilir olmalı.

 

English: Ali told Mary that he thought a hippopotamus could run at a speed of about 30 kilometers per hour.
Turkish: Ali Mary'ye su aygırlarının saatte yaklaşık 30 kilometrelik bir hızla koşabileceğini düşündüğünü söyledi.

English: Ali never drives above the speed limit.
Turkish: Ali asla hız limitinin üzerinde sürmez.

Speed ingilizcede ne demek, Speed nerede nasıl kullanılır?

Speed and shape : Hız ve şekil.

Speed boat : Sürat teknesi. Hız teknesi.

Speed bump : Hız tümseği. Kasis. Hız kesme tümseği. Sürücülerin araç hızlarını düşürmek amacıyla yol üzerine yapılan tümsek.

Speed change : Hız değişimi.

Speed control : Devir kontrol. Sabit hız kontrolü. Hız kontrolü. Hız regülasyonu. Hız ayarı. Hız denetimi. Hız reglajı.

Speed limit : Sürat haddi. Hız sınırı. Azami hız sınırlaması. Hız limiti. Asgari sürat. Azami sürat.

Speed formatting : Hızlı biçimlendirme.

Speed counter : Hız sayacı. Devir sayacı.

Speed converter concentrator : Hız değiştiren çoğullayıcı. Hız değiştiren yoğunlaştırıcı.

Speed indicator : Sürat göstergesi. Takometre. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hız sayacı. Çeşitli sinema aygıtlarında, özellikle alıcılar ile göstericilerde, saniyedeki resim sayısını belirten gösterge. Hız ibresi. Hız göstergesi. Hızölçer.

 

İngilizce Speed Türkçe anlamı, Speed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Speed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Derailleur : Vites değiştiricisi. Bisikletlerde vitesi değiştiren mekanizma. Bisiklet vitesi değiştiricisi.

Gradualness : Kademelilik. Aşamalı olma. Aşamalı olarak gerçekleşme durumu. Yavaş yavaş gerçekleşme durumu.

Celerities : Dalga hızı.

Emotionality : Durgunluk. Duyarlılık. Duygusallık. Hislilik. Hassaslık. Hassasiyet.

Sensitivity : Bilgisayar, fizik, uzay, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. İçlilik. Hassaslık. Göz, fotoğraf plağı, ışıkgöze (fotosellül) gibi alıcıların ışık ışınlarından ya da elektro - mağnetik dalgalardan etkilenme özelliği. Alınganlık. Kalp. Kararsızlık. Duyarlılık. Duyarlılık, hassaslık. bir serolojik testin aranan antikorların varlığını saptamada gerçek pozitifliği tespit etme oranı.

Be crowned with success : Başarıyla taçlandırılmak. Başarmak.

Whizz : Vızlamak. Vınlama. Harika. Usta. Çok yetenekli kimse. Vınlamak. Becerikli. Suyunu almak. Santrifüjlemek.

Graduality : Kademe.

Quickens : Süratlendirmek. Hayata döndürmek. Çabuklaşmak. Çabuklaştırmak. Neşelenmek. Canlandırmak. Canlanmak. Hayat bulmak. Dirilmek.

Careering : Uğraşı. Son hızda gitmek. Meslek hayatı. Meslek yaşamı. Koşmak. Dörtnala koşmak. Uğraş. Kariyer.

Speed synonyms : hypervelocity, light speed, groundspeed, execution speed, peculiar velocity, go places, precision, expediting, rate, gingering, sentiment, jazz, c, crossest, briskness, gearshift, prosper, fastness, amphetamine, gearshifts, communicate, get ahead, bowl along, ginger, dispatch, be on the up and up, add wings to, conducts, send off, jazz up, billy, celerity, see someone off.

Speed zıt anlamlı kelimeler, Speed kelime anlamı

Slow : Kesat. Eli ağır. Geç olan. Geç anlayan. Ağır. Zor anlayan. Uzun süren. Sıkıcı. Acelesiz. Geri.

Fast : Geriye sarmanın hızlı olanı. Rengi atmaz. Hızlı. Süratli. Sıkı. Perhiz yapmak. Yapışmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çabuk. Dayanmak.

Stay in place : Yerinde kalmak.

Speed antonyms : linger.

Speed ingilizce tanımı, definition of Speed

Speed kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Favorable issue. Prosperity in an undertaking. Success. To favor. To fare. Hence, to aid. To cause to be successful, or to prosper. To go.