Holdover türkçesi Holdover nedir

  • Nakli yekun.
  • Sözleşme süresi uzatılmış kimse.
  • Nakli yekun (muhasebe).
  • Süresi uzatılmış şey.
  • Bir önceki dönemden kalma.
  • Erteleme.
  • -den kalma.
  • Nakli yek-n.

Holdover ingilizcede ne demek, Holdover nerede nasıl kullanılır?

Holdovers : Nakli yekun. Erteleme. Bir önceki dönemden kalma. Nakli yekun (muhasebe). -den kalma. Sözleşme süresi uzatılmış kimse. Süresi uzatılmış şey.

Holdout : İşbirliği yapmayı reddeden kimse. Anlaşmayı erteleyen. Anlaşmayı imzalamayı reddeden kimse. Anlaşmazlık. Reddetme. Sözleşme imzalamayı reddetme. Daha iyi şartlar elde etmeyi ümit ederek bir anlaşmanın imzalanmasını erteleyen kimse. Anlaşmayı reddetme. Bir şey yapmayı reddetme. İşi kolaylaştırmayı reddeden kimse.

Holdouts : Anlaşmazlık. Anlaşmayı imzalamayı reddeden kimse. Anlaşmayı erteleyen. Reddetme. Daha iyi şartlar elde etmeyi ümit ederek bir anlaşmanın imzalanmasını erteleyen kimse. İşbirliği yapmayı reddeden kimse. İşi kolaylaştırmayı reddeden kimse. Bir şey yapmayı reddetme. Sözleşme imzalamayı reddetme. Anlaşmayı reddetme.

Hold a child back a year : Çocuğa okulda aynı sınıfı tekrarlatmak.

Hold a crowd back : Kalabalığı zaptetmek.

Hold aloof : İlişki kurmamak. Uzak durmak. Yaklaşmamak.

Hold back : Söylememek. Tedbirli olmak. Durdurmak. Gizli tutmak. Geri tutma. Zapt etmek. Kendini tutmak. Tutmak. Saklamak. Çekinmek.

 

Hold at bay : İstenmeyen birini uzaklaştırmak. Yaklaştırmamak. Uzak tutmak. Arada mesafe bırakmak. Yanaştırmamak. Kendinden uzak tutmak.

Hold a postmortem : Başarısız bir durumu ameliyat masasına yatırmak.

Hold an office : Bir makam işgal etmek.

İngilizce Holdover Türkçe anlamı, Holdover eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Holdover ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deferring : Uymak. Riayet etmek. Daha sonraki bil tarihe alma. Sonraya bırakmak. Geciktirme. Ötelemek. Kabul etmek. Saygı göstermek. Ertelemek (borç vb).

Adjournment : Yargılamanın geriye bırakılması. Geciktirme. Tehir. Sonraya bırakma. Talik. Yargılamanın ertelenmesi. Ertelenme. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Oturum arası.

Carry over : Taşımak. Uzatmak. Sonraki yıla nakletmek. Geri çekme. Ayırma. Aktarmak. Devam etmek. Tehir etmek. Nakletmek (hesap). Nakletmek.

Carryover : Repor işlemi. Müdevver zarar. Taşıma. Hasılat bakiyesi. Sarkıntı. Devren gelen mal veya eşya. Nakil. Aktarma. Ertelenmiş iş.

Continuance : Devam etme. Süreklilik. Uzatma. Süre. Bir süreç ya da gidişin aralıksız süregelmesi. Sürüp gitme. Devam. Kesiksizlik. Temdit.

Deferment : Ödemeyi geciktirme. Tehir. Tecil. Talik. Gecikme. Vade. Ertelenme.

Adjournments : Ertelenme. Tehir. Tecil. Oturum arası. Talik. Geciktirme.

Hinderance : Set. Önüne geçme. Engel. Mani (hindrance olarak da yazılır). Engelleme.

Carrying over : Nakliyekün. Borsada bir alışverişin gününü uzatma. borsada bir alışverişin gününü uzatmak için ödenen para. Gelmek. Devam etmek. Uzatma. Toplam aktarma. Nakletmek (hesap). Röpor.

Holdover synonyms : holdovers, balance brought forward, carry forward, functionary, continuances, delaying, deferments, official, carryovers, deferrals, survival, deferral, amount carried forward, delay time, adjourning, hangover, brought forward, cunctation.