Honed türkçesi Honed nedir

  • Kılağılı.
  • Bilenmiş.
  • Bilemek.
  • 0 numara silinmiş.

Honed ile ilgili cümleler

English: Ali phoned Mary.
Turkish: Ali Mary'ye telefon etti.

English: Ali phoned me yesterday from Boston.
Turkish: Ali dün beni Boston'dan aradı.

English: A girl phoned me.
Turkish: Bir kız beni aradı.

English: A stranger phoned me yesterday.
Turkish: Dün bir yabancı bana telefon etti.

English: Ali phoned just before he left.
Turkish: Ali tam gitmeden önce telefon etti.

Honed ingilizcede ne demek, Honed nerede nasıl kullanılır?

Phoned : Telefon etmek.

Phonedoscope : Özellikle çok dar yerlerdeki sesleri ayırmaya yarayan, sesleri kuvvetlendiren bir cins steteskop. Fonendeskop.

Siphoned : Sifonla çekmek. Çekmek.

Syphoned : Sifonla çekmek. Çekmek. Sifon. Sıvı akış borusu.

Telephoned : Telefon etmek. Telefonda söylemek.

Honesty is the best policy : Dürüstlük en iyi politikadır. Dürüstlük en iyi yoldur. Doğruluk en iyi yoldur.

Hone : Honlamak. Bileği taşı. Bileği. Bileme taşı. Kılağı taşı. Honlama. Kılağılamak. Bileğitaşı. Bilemek.

Honesty : Gözlükotu. Namus. Gözlük çiçeği. Alçakgönüllülük. Doğruluk. İffet. Soru-yanıt ilişkisine dayanan bir bilgi alışveriş sürecinde yanıtlayıcının olanı aktarması, gözlemcininse aktarılan bilgiyi yanlılığa düşmeden saptaması. Temizlik. Namusluluk. Dürüstlük.

 

Honers : Bileyici. Üzerinde bir aletin keskinleştirilebildiği taş.

Honesties : İffet. Gözlük çiçeği. Ay otu. Alçakgönüllülük. Dürüstlük. Namus. Namusluluk. Gözlükotu. Temizlik. Doğruluk.

İngilizce Honed Türkçe anlamı, Honed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Honed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Give an edge to : Açmak (iştahı). Artırmak (keyif veya öfke vb).

Acumination : Genişlik veya kalınlık açısından giderek incelen uç. Keskin uçta sona eren. Açmak. Bir yaprak ucunun şekli (botanik terimi).

Abrade : Aşındırma. Aşınmak. Yemek. Sıyırmak. Aşındırmak.

Sharpens : Yontmak (kalem). Teşvik etmek. Tizleştirmek (sesi). Keskinleştirmek. Şiddetlendirmek (ağrı). Sivriltmek. Açmak. Keskinleşmek. İnceltmek.

Lover : Dost. Aşık. Sever. Gönüllü. Sevdalı. Yar. Sevgili. Hasta. Meraklı. Seks arkadaşı.

Resets : Tekrar yerine takmak. Oturtmak. Yerleştirmek. Ayarlamak. Yeniden dizgi yapmak. Sıfırlama. Baştaki konumuna getirmek (bilişim veya bilgisayar terimi).

Mead : Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Bal şarabı. Yeşillik. Mayalandırılmış bal ve sudan yapılan alkollü bir içki. Otlak. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Bal likörü. Çayır. Çimen.

Hones : Bileği. Kılağı taşı. Honlama. Kılağılamak. Bileme taşı. Honlamak. Bileğitaşı. Bileği taşı.

Honing : Kılağılama. Taşlama. Bileme. İnce taşlama. Perdahlama. Honlama.

Sharpened : Sivriltilmiş. İnce bir kenar verilmiş. Keskinleştirilmiş.

Honed synonyms : sweetener, beloved, strop, grinds, love, abrades, dearest, whetted, sharpen, keen edged, resetting, sharp edged, sweetening, dear, reset, hone, oenomel, grind.

 

Honed zıt anlamlı kelimeler, Honed kelime anlamı

Achromatic : Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Perdesi değişmeyen. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renksemez. Akromatik. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renksiz. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Atonal : Ahenksiz. Atonal.