Honing türkçesi Honing nedir

Honing ile ilgili cümleler

English: He'll be out at lunch now, so there's no point phoning straight away.
Turkish: O şimdi öğle yemeğinde dışarıda olacak, bu yüzden hemen aramamız bir işe yaramaz.

English: She was always telephoning me.
Turkish: O, her zaman bana telefon ediyordu.

English: Jim could hear whom she was phoning.
Turkish: Jim onun kime telefon ettiğini duyabiliyordu.

Honing ingilizcede ne demek, Honing nerede nasıl kullanılır?

Honing machine : Honlama makinesi. Taşlama makinesi. Perdahlama makinesi.

Capillary siphoning : Kılcal sifonlama. Kapiler sifonlama.

Phoning : Telefon etmek.

Siphoning : Çekmek. Sifonla çekmek. Sifonlama.

Syphoning : Sifon. Sıvı akış borusu. Sifonla çekmek. Çekmek.

Honied : Ballı. Yüze gülücü. Tatlı.

Antiphonically : Değişen bir biçimde. Karşılıklı okuma şeklinde. Uyumlu bir biçimde. Karşılıklı okumayla ilgili olarak.

Antiphonies : Antifoni. Karşılıklı okuma usulü. Karşılıklı ilahi okuma yöntemi. Karşılıklı okunan ilahi.

Phoniness : Sahtelik.

Telephoning : Telefon etmek. Telefonda söylemek. Telefon etme.

İngilizce Honing Türkçe anlamı, Honing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Honing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Frame : Şekillendirmek. Tesis etmek. Grandi çubuğu. Kurmak. Beden. Komplo kurmak. Çamur atmak. Çerçeve. Uydurma kanıtlarla suçsuz birini suçlu göstermek ya da mahkum ettirmek. Kare (film için).

Honed : Bilenmiş. 0 numara silinmiş. Kılağılı.

Burlesques : Alaya alma. Striptizli ve taşlamalı gösteri. Vodvil tiyatro. Vodvil (tiyatro terimi). Gülünç taklit. Yerme. Alaylı taklit. Taklit ederek alay etmek. Hicviye.

Bottom : Değmek. Dibe ulaşmak. Alttaki. Kurmak. Dip. Alt. Ulaşmak. Temeline inmek. Dipteki. Dibe dokunmak.

Part : Kopmak. Tarakla ayırmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görev. Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük. Parçalamak. Bölmek. Rol. Kısım. Taraf.

Reset : Yeniden konumlamak. Yeniden yerleştirmek. Sıfırlamak. Tekrar yerine takmak. Oturtmak. Ayarlamak. Yerleştirmek. Yeniden başlatmak. Baştaki konumuna getirmek (bilişim veya bilgisayar terimi).

Grinding : Ezme. Eyelemek. Katı özdeklerin boyutlarını, çeşitli fiziksel kuvvetlerin yatay ve dikey etkileriyle küçültme. Kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Rodaj. Öğütme. Yemlerin çarpma, kırpma, kesme veya sürtünme yoluyla boyutlarını küçültmesi, un durumuna getirilmesi işlemi. Gıcırdama. Aşındırma.

Polishing : Perdah. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Cilalama. Cila. Filmin temizlenmesi sırasında tertemiz, parlak bir görünüş sağlama. Polisaj. Parlatma.

Acumination : Açmak. Keskin uçta sona eren. Bir yaprak ucunun şekli (botanik terimi). Genişlik veya kalınlık açısından giderek incelen uç.

 

Epigram : Vecize. İğneleme. İğneli söz. Hicviye. Nükteli söz. Birini ya da bir olayı yermek amacıyla yazılmış taşlama biçimindeki yazılı ya da sözlü anlatım. Nükteli şiir. Nükte. Anıt üzerine kazınmış eski yazıt.

Honing synonyms : morning time, time period, bottom of the inning, early morning hour, playing period, period of play, top of the inning, period of time, whetting, division, burlesque, section, give an edge to, calendering, reboring, lampoon, epigrams, day, grindings, lapidating, surfacing, burnishes, sharpen, lapidation, forenoon, whets, lampoons, hones, sharpening, sharpens, scourings, repairing, grinds.

Honing zıt anlamlı kelimeler, Honing kelime anlamı

Night : Gün kararmasından gün ağarmasına dek geçen zaman aralığı. Gece. Bir çekimin gece çevrildiği ya da gece görünçlüğü olduğunu çevirim senaryosu ve çekim tahtasında belirten terim. Tün. Karanlık. Akşam. Uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Cehalet.

Top : Üst kısmını koparmak (bitkinin). Üstünü kapamak. Aşmak. Baş. Üst. Kapamak. -den iyisini yapmak. Tavan. Üstünden geçmek (bir yerin).

Bottom : Dibe ulaşmak. Dibe dokunmak. Değmek. Alt. Kurmak. Ulaşmak. Bir temel üzerine yerleştirmek. Dipteki. Alttaki. Temeline inmek.