Phoning türkçesi Phoning nedir

  • Telefon etmek.

Phoning ile ilgili cümleler

English: She was always telephoning me.
Turkish: O, her zaman bana telefon ediyordu.

English: Jim could hear whom she was phoning.
Turkish: Jim onun kime telefon ettiğini duyabiliyordu.

English: He'll be out at lunch now, so there's no point phoning straight away.
Turkish: O şimdi öğle yemeğinde dışarıda olacak, bu yüzden hemen aramamız bir işe yaramaz.

Phoning ingilizcede ne demek, Phoning nerede nasıl kullanılır?

Capillary siphoning : Kılcal sifonlama. Kapiler sifonlama.

Siphoning : Sifonla çekmek. Çekmek. Sifonlama.

Syphoning : Sifon. Çekmek. Sifonla çekmek. Sıvı akış borusu.

Telephoning : Telefon etme. Telefonda söylemek. Telefon etmek.

Phoniness : Sahtelik.

Antiphonic : Antiphony üslubunda. Antifoni üslubunda. Karşılıklı okumayla ilgili (karşılıklı sohbet veya şarkı).

Aphonic : Sessiz. Sesi kısık. Gürültüsüz.

Phoniest : Düzme. Sahtekar. Şarlatan. Düzmece. Kalp. Kofti. Sahte. Sahte şey.

Phonics : Ses okuma bilgisi. Ses bilimi. Akustik ilmi.

Phonic : Fonik. Sese ait. Sesle ilgili. Sesçil. Sesli. Ses özelliğinde olan. Ses.

İngilizce Phoning Türkçe anlamı, Phoning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Phoning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Dial : Telefon çevirmek. (telefon) numaraları çevirmek. Çevirmek. Numara çevirmek. Telefon numarası çevirmek. Göstermek. Aramak. Tuşlamak. Aramak (telefon).

Superior : Üstün kimse. Üstteki. Satırın üstüne basılmış. Amir. Üstün nitelikli. Üstünlük taslayan. Üst orun. Asil. Daha kuvvetli. Üst.

Get in touch with : Temas etmek. Bağlantıya geçmek. Bağlantı kurmak. İlişki kurmak. Temasa geçmek. Telefon numaralarını çevirmek. İle temasa geçmek. İrtibat kurmak. İrtibata geçmek.

Tilling : Toprağı sürmek. Yelpaze. İşlemek (toprak). Sürmek.

Call : Bağırmak. Adamla getirtme. Ziyaret etmek. Davet etmek. Aramak. Demek. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Çağırmak. Söylemek. İddia etmek.

Buzz : Fısıldamak. Vızıldamak. Uğuldamak. Gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ayrılmak. Vızıltı. Perdeli çalgılarda sap veya köprü ayarı hatalarından veya perde demirlerinin fazla aşınmasından kaynaklanan, telin titreşimi sırasında üst perde demirlerine çarpması ile oluşan gürültü. Telefon ederek çağırmak. Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi.

Buzzed : Çınlamak. Uğuldamak. Vızıldamak. Fısıldamak. Telefon ederek çağırmak. Alçaktan uçmak (uçak).

Call up : Anımsamak. Anımsatmak. Silah altına almak. Hatırına gelmek. Hatırlamak. Alısünlemek. Askere çağırmak. Hatırlatmak. Zeng vurmak.

Phoning synonyms : give a tinkle, give somebody a tinkle, called up, phoned, phone, ploughing, phones, buzzes, give a ring, dials.

Phoning zıt anlamlı kelimeler, Phoning kelime anlamı

Inferior : Ast olan kimse. İnferiyor. Aşağı. Ast. Alt, alt taraf. Alt. Aşağı derecede olan şey. Aşağı derecede olan kimse. Alt veya aşağı anlamında.

Uninquiring : Daha fazla bilgi istemeyen. Sorular sorup durmayan. Meraklı olmayan.