Hoven türkçesi Hoven nedir

Hoven ile ilgili cümleler

English: How many symphonies did Beethoven write?
Turkish: Beethoven kaç tane senfoni yazdı?

English: Beethoven wrote nine symphonies.
Turkish: Beethoven dokuz senfoni yazdı.

English: Have you ever listened to Beethoven's "Ninth"?
Turkish: Sen hiç Beethoven'ın "Ninth"'ini dinledin mi?

English: Beethoven was a great musician.
Turkish: Beethoven, büyük bir müzisyendi.

English: Beethoven went over to the piano, sat down and began to play.
Turkish: Beethoven piyanonun başına gidip oturdu ve çalmaya başladı.

Hoven ingilizcede ne demek, Hoven nerede nasıl kullanılır?

Beethoven : Ünlü alman besteci. Ludwig van beethoven (1770-1827).

Hove : Öğürmek. Şişirmek. Kusmak. Çekmek. Kabarmak. İnip kalkmak. Atmak. Kaldırmak.

Hovel : Virane. Ahır gibi ev. Açık ağıl. Baraka (tahta). Derme çatma ev. Harap ev. Ağıl. Kulübe. Salaş. Mezbele.

Hoveler : Kazazedeleri kurtaran sandalcı. Kazazedeleri kurtaran tekne.

Hoveling : Ahır gibi ev. Harap ev. Derme çatma ev. Mezbele. Ağıl. Virane. Baraka (tahta). Açık ağıl. Küçük kulübe. Salaş.

Hovels : Mezbele. Açık ağıl. Küçük kulübe. Salaş. Harap ev. Ağıl. Baraka (tahta). Kulübe. Derme çatma ev. Ahır gibi ev.

 

Hovercraft : Hem havada hem de karada gidebilen tekne. Karada ve havada gidebilen taşıt. Hava yastıklı tekne. Hava kayaklı gemi. Hava yastıklı taşıt. Hoverkraft.

Hoverer : Havada asılı duran. Bekleyip duran. Sallanan. Duraksayan. Tereddüt eden. Asılı kalan. Etrafında gezinen.

Hovering : Süzülme. Civciv yuvası. Süzülüş. Duraksamak. Etrafında gezinmek. Helikopter veya hovercraftin hava yastığı üzerinde durması. Sallanmak. Üstünde uçmak.

Hovered : Sallanmak. Duraksamak. Civciv yuvası. Üstünde uçmak. Etrafında gezinmek.

İngilizce Hoven Türkçe anlamı, Hoven eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hoven ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cast off : Kurtulmak. Mola. İlişkisini kesmek. Tahmin etmek (yazının uzunluğunu). Üzerinden etmek. Çıkarmak. Ağların suya atılması ve balıkların etrafının çevrilmesi komutu. Örgüde ilk ilmeği atmak. Örgüye başlamak.

Billowed : Dalga dalga kabarmak. Dalgalar halinde yükselmek. Buram buram çıkmak (duman). Rüzgarla şişmek. Çok duman çıkarmak. Şişirmek (yelkeni). Dalgalanmak. Dalgalandırmak.

Bulk : Önemli olmak. Sindirim sistemini mekaniksel olarak dolduran, hayvana tokluk hissi veren, kuru maddesinde % 18’den fazla ham selüloz içeren saman, kavus ve kabuklarla koçanlar. Bilgisayar, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Şişmek. Toplu. Esas kısmı. Hantal gövde. Çoğunluk. Genişlemek. Cüsse.

Bestir : Koşturtmak. Coşturmak. Aceleye getirtmek. Yerinden oynatmak. Harekete geçirmek.

Barfed : Kusarak çıkarmak. Kusmuk. İstifra etmek.

 

Barfs : Kusarak çıkarmak. İstifra etmek. Kusmuk.

Abidden : Durmak. Beklemek. Baki kalmak. İkamet etmek. Uymak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Dayanmak. Katlanmak. Sadık kalmak.

Hesitate : Teklemek. Duraksamak. Çekinmek. Tereddütte kalmak. Duralamak. Tereddütte olmak. Tereddüt etmek. İkirciklenmek. Duraklamak. Tereddüd etmek.

Abide : Gözlemek. Baki kalmak. Sadik kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). İkamet etmek. Tab getirmek. Çıdamak. Bir yerde kalmak. Yaşamak. Dayanmak.

Linger : Geçmek bilmemek. Kalmak (gitmesi gerekirken). (ağrı) kolayca geçmemek. Durmak. Ayrılamamak. Oyalanmak. Can çekişmek. Gitmemek. Geçmişte kalmak. Gecikmek.

Hoven synonyms : abolish, annul, arouses, blister, cashiering, bear off, cat, appeal, keckle, arrest, abides, barf, bloats, chuck, boffs, gagged, billows, blows, bulked, accite, arching, abrogates, oscillate, cast offs, cashiered, abstract, cast out, heaved, dilating, abrook, bellowed, blow up, ballooned.

Hoven zıt anlamlı kelimeler, Hoven kelime anlamı

Fall : Yağmak. İnmek. Yenilmek. Karanlık bastırmak. Düşmek. Azalmak. Yatağa düşmek. Asılmak. Oturmak (laf).

Unwoven : Dokunmamış. Örülmemiş.

Hoven ingilizce tanımı, definition of Hoven

Hoven kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Affected with the disease called hoove. As, hoven cattle.