Hove türkçesi Hove nedir
Hove ile ilgili cümleler
English: Mary can't stand it when Tom hovers around her while she's cooking.
Turkish: Meryem, yemek yaparken Tom'un etrafında dönüp durmasına tahammül edemiyor.
English: My hovercraft is full of eels.
Turkish: Hoverkraftım yılanbalığı dolu.
English: He hovered between life and death.
Turkish: Yaşam ve ölüm arasında kaldı.
English: The helicopter is hovering overhead.
Turkish: Helikopter havada uçuyordu.
English: The helicopter hovered over the building.
Turkish: Helikopter binanın üstünde uçuyordu.
Hove ingilizcede ne demek, Hove nerede nasıl kullanılır?
Hovel : Baraka (tahta). Ahır gibi ev. Virane. Küçük kulübe. Harap ev. Derme çatma ev. Ağıl. Açık ağıl. Kulübe. Mezbele.
Hoveler : Kazazedeleri kurtaran sandalcı. Kazazedeleri kurtaran tekne.
Hoveling : Salaş. Virane. Açık ağıl. Derme çatma ev. Küçük kulübe. Ahır gibi ev. Baraka (tahta). Mezbele. Harap ev. Ağıl.
Hovels : Harap ev. Ağıl. Kulübe. Baraka (tahta). Salaş. Derme çatma ev. Ahır gibi ev. Mezbele. Açık ağıl. Virane.
Hoven : Kabarmak. Şişirmek. Kusmak. Güney dakota eyaletinde yerleşim yeri. Atmak. Çekmek. Kaldırmak. Öğürmek. İnip kalkmak.
Hover flies : Süprüntü sinekleri. Kümes sinekleri. Parlak, esmer, sarımsı çizgilerle süslü olup, kurtçuk evresinde yaprakbitlerine düşkünlüğü nedeniyle tarımla uğraşanların büyük yardımcısı, sayılan, yine bu evrede memelilerin, bu arada insanların sindirim aygıtına ve dış-kulak borusuna yerleşebilen, çiftekanatlılar familyası. Syrphidae ailesindeki sinekler.
Hover : Bekleyip durmak. Havada belli bir noktada durmak. Tereddüt etmek. Havada bir yerin üzerinde durmak. Duraksamak. Etrafında gezinmek. Civciv yuvası. Fazla hareket etmeden üzerinde ve etrafında uçmak. Havada durmak. Sallanmak.
Hovercraft : Hava yastıklı taşıt. Hoverkraft. Hava kayaklı gemi. Karada ve havada gidebilen taşıt. Hava yastıklı tekne. Hem havada hem de karada gidebilen tekne.
Hovercrafts : Hem havada hem de karada gidebilen tekne. Hoverkraft. Hovercraft. Hava kayaklı gemi. Karada ve havada gidebilen taşıt. Hava yastıklı tekne. Hava yastıklı taşıt.
Hovers : Civciv yuvası. Tereddüt etmek. Duraksamak. Fazla hareket etmeden üzerinde ve etrafında uçmak. Havada belli bir noktada durmak. Havada durmak. Havada bir yerin üzerinde durmak. Üstünde uçmak. Sallanmak. Etrafında gezinmek.
İngilizce Hove Türkçe anlamı, Hove eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Hove ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Chuck : Fırlatmak. Savurmak. Bırakmak. Çenesini okşama. Gıdaklama. Torna bağlama aynası. Vazgeçmek. İstifra etmek. Fırlatma.
Cashiering : İşine son vermek. Kasiyer. Kasa. Kovmak. Kasadar. Veznedar. Vezneci (bankada). (özellikle ordudan) ihraç etmek.
Allures : Aklını başından almak. Albeni. Baştan çıkarmak. Çekme. Aklını çelmek. Aklını başından almak (argo terim). Ayartmak. Cezbetmek. Çekici.
Cast aside : Başından atmak. Kenara koymak. Kurtulmak. Kenara itmek. Kenara atmak. Terketmek. Bir kenara atmak. Başından savmak. Bir kenara bırakmak.
Come it too strong : Aşırıya kaçmak. Abartmak.
Abided : Uymak. Baki kalmak. Durmak. Sadik kalmak. Kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Sadık kalmak. Dayanmak. Kurala uymak.
Imply : Dolayısıyla anlatmak. Demeye getirmek. Demeye gelmek. Demek olmak. Anlamına gelmek. -e işaret etmek. Göstermek (dolaylı olarak). Belirtmek. İfade etmek. İmlemek.
Abidden : Beklemek. Durmak. Baki kalmak. Katlanmak. Uymak. İkamet etmek. Dayanmak. Sadık kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara).
Bloats : Tütsülemek (balık). Abdominal distansiyon. Tuzlamak ve tütsülemek. Şişmek. Kabartmak.
Bung : Fıçı tapası. Hırpalamak. Tıpa. Tapalamak. Tıkamak. Tıpalamak. Tapa. Dövmek. Savurmak.
Hove synonyms : bear off, barfs, bestirring, annuls, arouse, dilates, balloon, bloating, bag, chuck up, cast up, read, bear, hold, arouses, bloat, sport, be sick, adorn, keckle, bulge, blow up, keep, cast away, abolish, heave, say, bloat out, barf, boffs, stockpile, sustain, belch forth.
Hove zıt anlamlı kelimeler, Hove kelime anlamı
Lose : Geri kalmak (saat). Zayi etmek. Şaşırmak. Heba etmek. Kaybolmak. Yitirmek. Azıtmak. Kazanamamak. Kaçırmak. Geri kalmak.
Lack : Eksik olmak. Yoksun olmak. -den yoksun olmak. Olmayış. Eksiklik. -sizlik. Olmamak. İhtiyacı olmak. Yokluk. -e sahip olmamak.
Hove ingilizce tanımı, definition of Hove
Hove kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To loiter. To heave. To lurk. To hover around. To swell. To cause to swell. To rise.

Bu kısımda Hove kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Hove ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Hove anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Hove ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.