İneze nedir, İneze ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hastalıktan yeni kurtulmuş, tam iyileşememiş kişi.

Sıska, cılız, bakımsız, hastalıklı kişi.

[Bakınız: inez].

Çok ağlayan, hasta çocuk.

Lafı uzatarak anlatan kişi.

Ara bozucu.

Anlayışsız, ağır hareketli kişi.

Cansız yanan ateş.

Teknik terim anlamı:

Zaif, halsiz, hasta.

İneze anlamı, tanımı

İnez : Hastalıktan yeni kurtulmuş, tam iyileşememiş kişi. Sıska, cılız, bakımsız, hastalıklı kişi. Olmamış, ham: Bu sene hasılatım inez bir halde. Hafif, yavaş. [Bakınız: ineze]

İnezelemek : Oyalamak, geciktirmek: Beni inezeledi.

Hastalıklı : Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan, mariz.

Ara bozucu : Arabozan.

Çocuk lafı : Çocukça söylenen basit söz.

Anlayışsız : Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.

Hareketli : Hareketi olan, yer değiştirebilen, devingen, müteharrik, mobilize. Canlı, kıpırdak.

Kurtulmuş : Giresun şehri, Dereli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Manisa kenti, Akhisar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Ordu kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Şanlıurfa şehrinde, Viranşehir belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Bakımsız : Özen gösterilmemiş, bakılmamış.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

 

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

Anlayış : Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

Hastalı : Hastalıklı.

Halsiz : Bitkin, dermansız, takatsiz. Bitkin, dermansız, takatsiz bir biçimde.

Cansız : Canını yitirmiş, ölmüş. Güçsüz, mecalsiz bir biçimde. Canlı olmayan (varlık), camit. İlgi uyandırmayan, sönük. Durgun.

Hareke : Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.

Kurtul : Bursa ili, Gemlik belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Anlat : Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba.

Harek : Fasulye sırığı.

Bakım : Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

Diğer dillerde İnervasyon anlamı nedir?

İngilizce'de İnervasyon ne demek ? : innervation