Jobless growth türkçesi Jobless growth nedir

  • Bir ekonomide büyüme olmasına karşın teknolojik gelişme, üretim tekniğinde sermaye lehine değişme veya ulusal paranın aşırı değerlenmesi sonucu yerli üretimin daralması gibi nedenlerle işsizlik oranının azalmaması veya işlendirme oranında yeterli artışın olmaması, diğer bir deyişle durgunluktan çıkan bir ekonominin toparlanma ve genişleme sürecinde güçlü bir işlendirme artışı yaratmaması.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • İşlendirme yaratmayan büyüme.

Jobless growth ingilizcede ne demek, Jobless growth nerede nasıl kullanılır?

Jobless : İşsiz.

Growth : Büyüme. Nema. Yükseliş. Sürgün. Ürün. Yaşlanma. Bir bitkiden sarkan dallar. İnkişaf. Ur. Büyümüş şey.

Jobless person : İşsiz.

Jobless rate : İşsizlik oranı. İşsiz insanlar oranı.

Jobless recovery : İşlendirme yaratmayan büyüme. Bir ekonomide büyüme olmasına karşın teknolojik gelişme, üretim tekniğinde sermaye lehine değişme veya ulusal paranın aşırı değerlenmesi sonucu yerli üretimin daralması gibi nedenlerle işsizlik oranının azalmaması veya işlendirme oranında yeterli artışın olmaması, diğer bir deyişle durgunluktan çıkan bir ekonominin toparlanma ve genişleme sürecinde güçlü bir işlendirme artışı yaratmaması.

Joblessness : İşsiz olma durumu. İşsizlik.

 

İngilizce Jobless growth Türkçe anlamı, Jobless growth eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jobless growth ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

 

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Jobless growth synonyms : jobless recovery, a group shares, a change in demand, a change in supply, a shift in supply, abnormal budget, a shift in individual demand, abolition of forced labour convention.