Join in türkçesi Join in nedir

Join in ile ilgili cümleler

English: Can I join in?
Turkish: Ben katılabilir miyim?

English: He was not able to join in the discussion.
Turkish: Tartışmaya katılamadı.

English: Let me join in the game.
Turkish: Oyuna katılmama izin verin.

English: I'll join in ten minutes.
Turkish: On dakika içinde katılacağım.

English: When you speak Shanghainese with your mum, I only understand a few words, so I can't join in the conversation.
Turkish: Annenle Şangayca konuştuğun zaman sadece çok az kelime anlayabiliyorum, bu yüzden de konuşmaya katılamayacağım.

Join in ingilizcede ne demek, Join in nerede nasıl kullanılır?

Join : İltihak etmek. Katılmak. Buluşmak. Çitmek. İki film parçasının birbirine yapıştırıldığı bölüm. Sınırı ortak olmak. Yapıştırmak. Katmak. Eklemek. Birleştirmek.

In : Da. Dahili. De. İçeri doğru yönelen. İçinde. Gelmiş olan. Olarak. İktidardaki. Tutulan. İçeriye.

Join a party : Partiye katılmak. Davete katılmak.

Join a society : Toplumun üyesi olmak. Topluma katılmak.

Join battle : Çarpışmaya başlamak. Kavgaya tutuşmak. Dövüşe katılmak. Bir mücadelede dövüşmeye gitmek. Kavga etmeye başlamak. Mücadeleye gitmek. Savaşmak. Savaşa girişmek. Kavgaya girmek.

 

Join forces : Birleşmek. Ele ele vermek. El birliği etmek. İttifak veya koalisyon oluşturmak. Birlik olmak. El ele vermek. Güç birliği yapmak. Güçlerini birleştirmek. Birlikte çalışmak. İşbirliği yapmak.

İngilizce Join in Türkçe anlamı, Join in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Join in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be involved in : İle meşgul olmak. -e karışmak. İle bağlantılı olmak. -e bulaşmak. İşin içine girmek. İle uğraşmak.

Ally oneself : Birleşmek.

Accedes : Razı olmak. Kabul etmek. Tahta çıkmak. Yerine getirmek. İktidara gelmek. Yanaşmak. Uymak. İş başına gelmek. Yönetime geçmek.

Be confused : Şaşırmak. Ambale olmak. Zihni karışmak. Aklı karışmak. Kafası karışık olmak. Allak bullak olmak. Zihni bulanmak. Kafası karışmak.

Butt in : Maydanoz olmak. (konuşmada) araya girmek. Burnunu sokmak. Karışmak (birisine). Müdahale etmek. Kaş yapayım derken göz çıkarmak. Araya girmek. Sözü kesmek. Lafı kesmek. Bir konuşmayı ya da eylemi bölmek.

Adhering : İltihak etmek. Bağlı olmak. Bağlanmak. Üyesi olmak. Girmek. Bağlı kalmak. Bitiştirmek. Yapışmak.

Barged : Mavna. İçeriye paldır küldür girmek. Çarpmak. Duba. Dalmak. Toslamak. Kesmek. Mavna ile taşımak. Ev gib kullanılan duba.

Adhere : İltihak etmek. Bağlanmak. Bitiştirmek. Üyesi olmak. Bağlı olmak. Yapışmak. Bağlı kalmak. Girmek.

Amalgamating : Birleşmek. Birleştirmek. Karıştırmak. Cıva ile karıştırmak.

Amalgamates : Birleşmek. Kaynaşmak. Bileştirmek. Birleştirmek. Karıştırmak. Karışım. Cıva ile karıştırmak. Karışma. Karıştırıp birleştirmek.

Join in synonyms : act the part, be mixed up, affiliate with, be mixed up in, amalgamate, barge, ally, butt, agree with, become complicated, amalgamated, acceded, adhered, blend, adheres, acceding, affiliate, blent, admix, affiliates, affiliating, mix with, accede.