Kömelti nedir, Kömelti ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Keklik ve benzerleri kuşları avlamak için çalı çırpıdan yapılan, avcının gizlenmesine yarayan yer, barınak.
Kömelti anlamı, tanımı
Köme : Cevizli sucuk. Küme, yığın, topluluk. Keklik ve benzerleri kuşları avlamak için çalı çırpıdan yapılan, avcının gizlenmesine yarayan yer, barınak. Yırtıcı hayvanları avlamak için yapılan tuzak. Kızamık hastalığı. Cevizli pekmez sucuğu. Sucuk. Meyveli sucuk; üzüm veya dut şırasına ipe dizilmiş kuru yemişler daldırılıp çıkartılarak yapılır. Yığın. Mezra
Çalı çırpı : Kolayca ateş yakmaya yarayan ince ve kuru ağaç dalı, kuru ot vb. şeyler.
Gizlenme : Gizlenmek işi.
Barınak : Barınılacak yer, melce.
Avlamak : Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek. Tuzağa düşürmek, kurnazlıkla kandırmak.
Keklik : Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş (Perdrix). Alımlı, güzel kadın.
Kuşlar : Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı.
Avlama : Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.
Barın : Göğüs: Barnıma bir yumruk vardu. Öküzleri otlatma, doyurma. Çekinlerin çarpışma olaylarında gösterdikleri kesit alanlar için kullanılan ölçü birimi. Bütün, hep. Güç, kuvvet. Göğüs. Diyarbakır şehrinde, Kulp belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Kuşla : Köpeğe verilen yat"emri.
Çırpı : Dal, budak kırpıntısı. Çok zayıf. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.
Avla : Ağıl. Ağız. Bahçelerin etrafına ağaç ve ince dallardan yapılan çit, engel. Ay ağılı, hale: Bugün ayda avla var. Bahçelerin etrafına ağaç ve ince dallardan yapılan çit, engel. 3.İnce, uzun çam ağacı veya direk, sırık. Dam merteklerinin küçüğü. Tahta perde. [Bakınız: avıl]. Avlu, evlerin küçük bahçesi. Tahıl yıkamak için su kenarına yapılan beton ark, küçük havuz. Balık tutmak için ırmaklarda taşla çevrilen daire. 1. Ahırda hayvanların yem yediği yer. Çerçeve, çevre: Aklının avlası o kadarcık. Bahçe, bağ çevresine ağaç ve ince dallardan yapılan çit. Ağıl içindeki kuzu bölmesi (Ç. Çiftliği). Koyun ağılı. Bahçeleri çeviren dal, tahta sınır, çit. (Dodurga Bozüyük Bilecik) (avlak) : (İnköy Kütahya). [Bakınız: avlağı].
Çalı : Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki. Olmamış meyve. Bir an, bir ara. Delikli taş. Bahçe. Keçileri kovalama ünlemi. Toprak üstü gövdelerinde sekonder kalınlaşmanın ve odunlaşmanın olduğu, boyları 1-3 m kadar olan, çok yıllık bitkiler. Kimileri bir ağaççık kadar iri olurlarsa da, genellikle bodur, gövdesiz, ancak odunsu, kimi kez dikenli, iklim ve toprak koşullarına göre bir çok türleri olan bitki takımı, bk. çalılık. Saban demirini ökçeye tutturan ağaç. (Taşpınar Aksaray Niğde). Bursa ili, Çalı nahiyesine bağlı bir bölge.
Barı : Çit. Bari, keşke, hiç olmazsa, öyle ise. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. [Bakınız: ber, bér]. Bağ çubuğu. Yokuş. Pirinç tarlarındaki parsel: Ahmet'in on beş barı pirinçliği var. 6.Köy evlerinde bulunan ocak bacası. Davar sağılan yer, ağıl. Yük. Bahçe ya da avlu duvarı. (Ağıl Eğridir Isparta; Erenköy, İnönü Eskişehir; Yurtbeyi Çankaya, Çağa Güdül Ankara).
Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.
Avcı : Avı kendine iş edinen kimse. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion. Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan).
Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.
İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.
Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.
Diğer dillerde Köleci üretim biçimi anlamı nedir?
İngilizce'de Köleci üretim biçimi ne demek ? : slavery mode of production

Bu kısımda Kömelti nedir? Kömelti ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kömelti tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kömelti hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.