Kırçılmak nedir, Kırçılmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bölünmek, parça parça olmak : Damın merteği kırçıldı.

Bitkiler sapı uzunca kalarak ucundan kesilmek : Orak kör olduğundan çayır kırçıldı.

Dipten kesilmemek : Ustura keskin değilmiş, sakalım kırçıldı.

Kırçılmak anlamı, tanımı

Kırçı : Ufak ve sert taneli kar. Bora, rüzgarla karışık yağan yağmur. [Bakınız: kırcı]. Çatı saçaklarını, ağaç dallarını saran buzlar

Kırç : Kışın, sisli havalarda, ağaç dallarını, toprak çıkıntılarını vb. yerleri kaplayan buz tabakası.

Kırçıl : Kırlaşmaya başlamış, kır renkli. Bu renkte saçı olan.

Parça parça : Parçalanmış bir durumda, lime lime. Azar azar, bölüm bölüm.

Kesilmek : Kesme işi yapılmak. Tutulmak, kapatılmak. Gibi olmak, benzemek, dönmek. Çok beğenmek, çok hoşlanmak. Durmak. Son ya da aralık verilmek. Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek. Kendini herhangi bir şey gibi göstermek. Akmamak. Akım gelmez olmak. Sona ermek. Dinmek. Sünnet olmak. Yoksun kalmak. Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak. Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştiren bir fiil. Makaslanmak.

Bölünmek : Belirli bölümlere, parçalara ayrılmak.

Ucundan : Yüzünden, nedeniyle: El denli ekmek ucundan bu kahrı çekiyorum. İçin, sebebiyle, sebepten, -den dolayı, yüzünden. [Bakınız: ucunuzdan].

 

Bölünme : Bölünmek işi. Hücrelerin, belli bir büyüklüğe ulaştığında eşit bölümlere ayrılıp çoğalması. Yarışta toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma.

Kesilme : Kesilmek işi.

Sakalı : Saka hastalığına tutulmuş.

Ustura : Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak, baş bıçağı, yülgü.

Uzunca : Biraz uzun. (uzu'nca) Uzun olarak, bol zamanlı.

Keskin : Çok kesici, iyi kesen. Tiz (ses). Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Hassas. Kıvrak. Zampara. Etkili, sert. Kırıcı, incitici. Dikkatli.

Bölün : Bir gazete veya dergide parça parça çıkan ve her parçası bir öncekinin devamı olan yazı.

Keski : Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç. Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç, tırnak. Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak veya disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası.

Sakal : Yetişkin erkeklerde yanak ve alt çenede çıkan kılların tümü. Bazı hayvanlarda çene altında bulunan kılların tümü. Gemi karinasında oluşan yosun, yapışan midye vb. yabancı madde.

Değil : Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime.

Çayır : Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer. Böyle yerde biten ot.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Diğer dillerde Kırçıl et sineği anlamı nedir?

İngilizce'de Kırçıl et sineği ne demek ? : grey flesh fly