Kırba nedir, Kırba ne demek
Kırba; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı, matara.
- Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık.
- Çok su içen kimse

"Kırba" ile ilgili cümle
- "Cesaretini toplamak için küçük kırbasına şarap doldurmayı unutmamıştı." - İ. O. Anar
Kırba hakkında bilgiler
Kırba, eski zamanlarda sıkça kullanılan köseleden yapılmış olan bir nevi su kabı.
Bu iş için hazırlanan kösele, dört köşe bir tahtanın üzerine demir çemberlerle tutturulurdu. Yukarı doğru gittikçe daralan kırbaların bir metreye yakın boyları olurdu. Ağız kısımları iyice dar olup, sebillerde kullanılanlarına musluk takılırdı. Sakaların kullandıkları kırbaların ağızları meşin ile bağlanır, ağızdan dibe kadar uzanan bir kol ile taşınırdı. Bunlar omuza takılarak istenilen yere götürülürdü.
Atların iki yanına konulan kırbalarla da su taşınırdı. Böyle su taşıyan sakalara, “atlı saka” denirdi. Atın iki yanına asılan kırbalar meşin kovalarla doldurulur, hortum sokarak boşaltılırdı. Eskiden bunlarla mahalle aralarında su taşındığı gibi, kervan ve askerî nakliyatta da bunlardan istifâde edilirdi.
Kırba ile su taşıyanlara, “kırbacı” denir. Sümerler tarafından icat edildiği düşünülmektedir. Anadolunun bazı yörelerinde toprak testi olarak yapılmış olan ve ayrıca ibriği bulunan su kaplarına da Kırbaçça(Kırmıçça) denilir.
Kırba ile ilgili Cümleler
- Singapur'da bir suçluyu cezalandırmanın bir yolu onu ya da onu kırbaçlamaktır.
- Kırbaçlandıktan sonra mahkum cevap verdi.
- Ali üç kez kırbaçlandı.
- İtiraf edene kadar onu kırbaçlayın.
- Singapur'da suçluları cezalandırmanın bir yolu da onları kırbaçlamaktır.
Kırba anlamı, tanımı:
Sakal : Gemi karinasında oluşan yosun, yapışan midye vb. yabancı madde. Yetişkin erkeklerde yanak ve alt çenede çıkan kılların tümü. Bazı hayvanlarda çene altında bulunan kılların tümü.
Kırbaç : Tek parça deri veya uzun esnek bir değneğin ucuna sırım bağlanarak yapılmış vurma aracı.
Kırbaç kurdu : Çeşitli türleri insanların ve hayvanların kalın bağırsağında yaşayan, boyu 5 santimetre olan, eni gözle görülmeyecek incelikte bir asalak, trikosefal (Trichuris trichiura).
Kırbaç kurtları : Örnek hayvanı kırbaç kurdu olan, yuvarlak solucanlar familyası.
Kırbacık : Tulumcuk.
Kırbaçlamak : Canlandırmak, destek vermek, harekete geçirmek. Kırbaçla vurmak.
Kırbaçlanma : Kırbaçlanmak işi.
Kırbaçlanmak : Kırbaçla dövülmek.
Geniş : Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Eni çok olan, enli, vâsi.
Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. Toplantı, düğün. Bu tabakadan yapılmış. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.
Matara : Yolculukta ve askerlikte kullanılan, boyna veya bele asılı olarak taşınan, genellikle aba, deri veya metalden yapılmış su kabı.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Çocuklar : "arkadaşlar!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü.
Karın : Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. Mide. İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. İç, gönül, akıl, kafa. Döl yatağı. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar.
Şişme : Şişmek işi.
Zaman : Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Belirlenmiş olan an. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Çağ, mevsim.
Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.
Su : Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı. Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu. Yemeğin sıvı bölümü. Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Sutaş. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı. Kez.
Kırba olmak : Yarış sırasında, çok su içerek ya da sulu şeyler yiyerek mideyi şişirmek. Bu tutum, yarış içinde apansız bir iç bayıltısı ya da acıkma doğurur.
Kırbaç akrebi : takımında bulunan akrep türü.
Kırbaç hareketi : Gerilmiş biçimde yukarı kaldırılan bacağın kırbaç gibi hareketlerle sıçrayarak yön değiştirmesi. Bu hareket parmak ucunda da yapılır.
Kırbaç solucanı : Yuvarlak solucanlar (Aschelminthes) sınıfının, iplik solucanları (Nematodes) takımından, ön tarafı ince ve uzun bir kırbaç biçiminde türleri olan ilkel bir solucan cinsi.
Kırbaçka : Harmanda saman çıkarmak için kullanılan bir çeşit araç, yaba.
Kırbaçkurdu : Boyu 5 cm., eni gözle hemen görülemeyecek incelikte olan ve yurdumuzda çok yaygın bulunan kalın bağırsak asalağı. (Evcil hayvanlarda yaşayan soydaş türleri vardır.)
Kırbaçla çağırma : Hayvanı kırbaçla çağırma.
Kırbaçlama : Kırbaçlamak işi.
Kırbaçlatma : Kırbaçlatmak işi.
Kırbaçlatmak : Kırbaçlama işini yaptırmak.
Diğer dillerde Kırba anlamı nedir?
Almanca'da Kırba : Schlauch

Bu kısımda Kırba nedir? Kırba ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kırba tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kırba hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.