Kırbaç nedir, Kırbaç ne demek

"Kırbaç" ile ilgili cümle

  • "Dünyanın en insafsız elleri sanki beni kırbaçlarla, sopalarla dövdüler." - H. C. Yalçın

Yerel Türkçe anlamı:

Saçları ağarmış insan.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Hayvanları eğitmede ve onlara buyruk vermede kullanılan vurma aracı.

İngilizce'de Kırbaç ne demek? Kırbaç ingilizcesi nedir?:

whip

Kırbaç kısaca anlamı, tanımı:

Kırbaç kurdu : Çeşitli türleri insanların ve hayvanların kalın bağırsağında yaşayan, boyu 5 santimetre olan, eni gözle görülmeyecek incelikte bir asalak, trikosefal (Trichuris trichiura).

Kırba : Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı, matara. Çok su içen kimse.

Kırbaç kurtları : Örnek hayvanı kırbaç kurdu olan, yuvarlak solucanlar familyası.

Kırbaçlamak : Canlandırmak, destek vermek, harekete geçirmek. Kırbaçla vurmak.

Kırbaçlanma : Kırbaçlanmak işi.

Kırbaçlanmak : Kırbaçla dövülmek.

Parça : Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj. Nesne. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Tane. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime.

 

Deri : Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. Toplantı, düğün. Bu tabakadan yapılmış. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten.

Esnek : Görüş ve tutumlarında katı olmayan. Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki. Değişik yorumlara elverişli.

Sırım : Bazı işlerde sicim yerine kullanılan, ince ve uzun, esnek deri parçası.

Vurma : Vurmak işi.

Aracı : İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği. Ara bulucu. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador.

Kamçı : Bir ucu bir yere bağlı, öbür ucu herhangi bir işte kullanılmak için serbest bırakılan halat. Spermatozoitlerde ve bazı tek hücreli hayvanlarda hareketi sağlayan ipliksi organ. Bir ucuna ip, deri vb. bağlı olan vurma, dövme aracı.

Kırbaç akrebi : takımında bulunan akrep türü.

Kırbaç hareketi : Gerilmiş biçimde yukarı kaldırılan bacağın kırbaç gibi hareketlerle sıçrayarak yön değiştirmesi. Bu hareket parmak ucunda da yapılır.

 

Kırbaç solucanı : Yuvarlak solucanlar (Aschelminthes) sınıfının, iplik solucanları (Nematodes) takımından, ön tarafı ince ve uzun bir kırbaç biçiminde türleri olan ilkel bir solucan cinsi.

Kırbaçka : Harmanda saman çıkarmak için kullanılan bir çeşit araç, yaba.

Kırbaçkurdu : Boyu 5 cm., eni gözle hemen görülemeyecek incelikte olan ve yurdumuzda çok yaygın bulunan kalın bağırsak asalağı. (Evcil hayvanlarda yaşayan soydaş türleri vardır.)

Kırbaçla çağırma : Hayvanı kırbaçla çağırma.

Kırbaçlama : Kırbaçlamak işi.

Kırbaçlatma : Kırbaçlatmak işi.

Kırbaçlatmak : Kırbaçlama işini yaptırmak.

Kırbaç ile ilgili Cümleler

  • Singapur'da suçluları cezalandırmanın bir yolu da onları kırbaçlamaktır.
  • Singapur'da bir suçluyu cezalandırmanın bir yolu onu ya da onu kırbaçlamaktır.
  • Kırbaçlandıktan sonra mahkum cevap verdi.
  • İtiraf edene kadar onu kırbaçlayın.
  • Ali üç kez kırbaçlandı.

Diğer dillerde Kırbaç anlamı nedir?

İngilizce'de Kırbaç ne demek? : [Walks plus hits per inning pitched] n. whip, whipper, scourge, horsewhip, tawse, taws, kourbash [Brit.], kurbash

Fransızca'da Kırbaç : fouet [le], cravache [la]

Almanca'da Kırbaç : n. Geißel, Kantschu, Karbatsche, Peitsche

Rusça'da Kırbaç : n. кнут (M), хлыст (M), бич (M)