Kıska nedir, Kıska ne demek
Yerel Türkçe anlamı:
Soğanın iç bölümü.
Arpacık soğanı : Bahçeye kıska diktim.
Arpacık soğanı.
Kıska ile ilgili Cümleler
- Sen çok kıskançsın, değil mi?
- Kıskanç değilim.
- Çok fazla maddecilikle büyüdün ve şimdi komşularını kıskanıyorsun.
- Sizleri kıskandığımı söylemek zorundayım.
- Gerçekten kıskançlığını kontrol etmek zorundasın. O senin içindeki bir canavar gibidir.
- Kıskancın tekisin.
- Komşularınızı kıskanır mısın?
- Kıskanacak bir şeyin yok.
- Kıskanç bir kocam var.
- Kıskanç değildik.
- Tom'u kıskanıyor musun?
- Kıskanç değil.
- Kıskanç değildim.
- Ali kıskanç değildi.
Kıska anlamı, tanımı:
Kıskaç : Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç. Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ. Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa vb. araç. Açılıp kapanan eğreti merdiven.
Kıskaç gözlük : Kelebek gözlük.
Kıskacı : Soğan tohumundan arpacık soğanı yetiştiren kimse.
Kıskacılık : Kıskacının yaptığı iş.
Kıskacında olmak : Bir konu üzerinde iki taraftan da sıkıştırılıp sıkıntılı duruma düşmek.
Kıskaçlamak : Kıskaç duruma gelmek.
Kıskanç : Kıskanma huyunda olan (kimse), günücü, haset, hasetçi, hasetli, hasut.
Kıskançlık : Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum, günücülük, hasetçilik, hasetlik, hasutluk.
Kıskançlık etmek : Kıskanmak.
Kıskandırma : Kıskandırmak işi.
Kıskandırmak : Kıskanmasına yol açmak.
Kıskanılmak : Kıskanma işi yapılmak veya kıskanma işine konu olmak.
Kıskanış : Kıskanma işi.
Kıskanma : Kıskanmak işi, hasetlenme.
Kıskanmak : Esirgemek, çok görmek. Sevgide veya kendisiyle ilişkili şeylerde bir başkasının ortaklığına, üstün durumda görünmesine dayanamamak. Bir şeye, en küçük saygısızlık gösterilmesine bile dayanamamak. Herhangi bir bakımdan kendinden üstün gördüğü birinin bu üstünlüğünden acı duymak, günülemek, hasetlenmek, haset etmek. Yerinde olmayı istemek, imrenmek.
Çifte kıskaç : İkili kıskaca alma durumu.
Gözünden kıskanmak : Üzerine titremek, kollayıp gözetmek.
Arpacık : Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı. Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği.
Soğan : Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü. Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki (Allium cepa).
Arpacık soğanı : Tohumdan yetiştirilen ve tohumluk olarak kullanılan küçük soğan.
Kıskaçlama : Kıskaçlamak işi. Bir metal yükünün bir molekül ya da yükünle iki yönlü tepkimeye girerek halka biçiminde bir karmaşık oluşturması.
Kıskaçlı : Kayseri ili, Sarız ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Kıskal : Çocuk göğüslüğü, önlük.
Kıskan : Cimri, pinti.
Kıskanabilme : Kıskanabilmek işi.
Kıskanabilmek : Kıskanma imkânı veya olasılığı bulunmak. İlgili cümle: "Kıskanabileceği kadınların varlığını göğüsleyemeyecek kadar naif biri değildi." R. Mağden.
Kıskandırabilme : Kıskandırabilmek işi.
Kıskandırabilmek : Kıskandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Kıskanılma : Kıskanılmak işi.
Kıskar : Çul, kilim dokunan tezgâh.


Bu kısımda Kıska nedir? Kıska ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kıska tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kıska hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.