Kıskaç nedir, Kıskaç ne demek

  • Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç
  • Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa vb. araç.
  • Açılıp kapanan eğreti merdiven.
  • Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ.

Yerel Türkçe anlamı:

Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa gibi bir araç.

Maşa.

Ağaç ve baldıranlar arasında yaşayan bir kurt.

Soğanların, sebzelerin içine giren küçük böcek.

Cımbız

Saç tokası

Kerpeten.

Cımbız.

Çamaşır mandalı.

Demircilerin kızgın demiri tutmakta kullandıkları bir araç.

Kimya'daki anlamı:

1.Kimya laboratuvarlarında cam ve seramikten yapılmış kolay kırılabilir cihazları tutturmak için genellikle dökme demirden yapılmış boyu ve açılma genişliği ayarlanabilir mandal. 2.Gaz geçirilen borulardan gaz geçiş hızının azaltmak için kullanılan mandala verilen isim.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Kimi ’ların dokunaçları üzerinde bulunan externo-lateral uzunlamasına sıralar hâlinde çengeller.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kâğıtları birleştiren tel. (Dübekli *Bozüyük -Bilecik)

Süpürge yapılırken kamışları sıkıştırarak dikilmelerini sağlayan tahta araç. (-Bursa)

[bk. kısaç]

Bilimsel terim anlamı:

Bir aygıtı bir yere sağlamca tutturmak için kullanılan gereç.

 

Bir gaz ya da sıvı akışını, bunların içinden geçtiği lastik boruları sıkıştırarak kabaca denetleyebilen gereç.

Çekme deneylerinde, çekilen parçaların tutturulduğu nesne.

Bir şeyi tutmaya, sıkıştırmaya, bükmeye yarayan her tür araç, gereç.

genel uygulayım: Bir şeyi tutma, sıkıştırma ya da bükmeye yarayan araç.

İngilizce'de Kıskaç ne demek? Kıskaç ingilizcesi nedir?:

clamp, grips, pince, combination sleep coint, pliers, pincers, forceps, rippers, chainette

Almanca'da Kıskaç ne demek?:

zange

Fransızca'da Kıskaç ne demek?:

pince

Kıskaç anlamı, tanımı:

Kıskacında olmak : Bir konu üzerinde iki taraftan da sıkıştırılıp sıkıntılı duruma düşmek.

Kıskaç gözlük : Kelebek gözlük.

Çifte kıskaç : İkili kıskaca alma durumu.

Kıska : Arpacık soğanı.

Kıskaçlamak : Kıskaç duruma gelmek.

Sıkıştırma : Sıkıştırmak işi.

Kerpeten : Çivi sökmeye veya diş çekmeye yarayan, hareketli bir eksen çevresinde çapraz iki parçadan oluşmuş, kıskaç biçimindeki araç.

Pense : Birçok meslek dalında çeşitli nesneleri sıkmak, germek, kıvırmak, tutmak vb. işler için kullanılan değişik biçimlerde el aleti, pens. Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya kıskaç.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.

Kapan : Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer. Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak. Düzen, hile.

 

Merdiven : Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi, basak.

Böcekler : Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.

Eğreti : İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan. Uyumsuz, yakışmamış. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde. Belli belirsiz. Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat. Takma. Üstünkörü, ciddiye almadan.

Kıskaçlama : Kıskaçlamak işi. Bir metal yükünün bir molekül ya da yükünle iki yönlü tepkimeye girerek halka biçiminde bir karmaşık oluşturması.

Kıskaçlı : Kayseri kenti, Sarız belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Diğer dillerde Kıskaç anlamı nedir?

İngilizce'de Kıskaç ne demek? : n. pincers, pliers, clamp, claw, gripper, nipper, snare, barnacles

Fransızca'da Kıskaç : davier [le], tenaille [la]; pince [la]

Almanca'da Kıskaç : n. Beißzange, Klemmer, Zange

Rusça'da Kıskaç : n. тиски (PL), щипцы (PL), гвоздодер (M), клешня (F)