Kabyle türkçesi Kabyle nedir

  • Cezayir berberilerinin bir kabilesi.
  • Kabyle halkı tarafından konuşulan berberi dili.
  • Kabyle dili.

Kabyle ingilizcede ne demek, Kabyle nerede nasıl kullanılır?

Kabylia : Kuzeydoğu cezayir'de dağlık bölge.

Kabylie : Kuzeydoğu cezayir'de dağlık bölge.

Kabaddi : Hindistan'da takımlar arasında oynanan takip oyunu.

Kabaite : Kabait.

Kabala : İbrani felsefesi yazıları.

Kabardian : Kabartayca. Kabardey halkının dili.

Kabbala : Kabala. İbrani felsefesi yazıları.

Kabob : Kebap.

Kabuki : Tüm rollerin erkek oyuncular tarafından oynandığı japon halk tiyatrosu. Japonya'ya has müzikli ve danslı bir çeşit sahne oyunu.

Kabobs : Kebap.

İngilizce Kabyle Türkçe anlamı, Kabyle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kabyle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Table of contents : İçerikler. İçindekiler. Sayfa sırasına göre bir kitap veya broşürde yer alan konuları gösteren liste. İçindekiler listesi. Kitabın başında bulunan ve alfabetik dizin olmayan içindekiler.

Power : Etki. Vekaletname. Güç. Sözü geçerlik. Enerji. Yetki. Otorite. Nüfuz. İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş. görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği. Yetenek.

File allocation table : Kütük dizini. Dosya ayırma tablosu. Kütük rehberi. Bir diskin her dosyanın konumunun kaydedildiği alanı. Dosya yerleşim tablosu. Dosya tahsis tablosu. Dosya dizini. Kütük yerleşim çizelgesi.

 

Ability : İstidat. Öğrenilmeden kazanılan ve kişinin ansal yeterlik ya da edim ve eylem konularında iş başarma gücü. Sanat. İşçiye ilişkin iş yapabilme yeteneği. Hüner. Bilinen koşullara göre gerçekleşen ya da gizli kalan üretim ve satış gücü. Herhangi bir şeyi öğrenmek, bir işi yapmak ve tamamlamak ya da bir duruma başarıyla uymak konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç. kişinin kalıtımsal olarak öğrenmesini çerçeveleyen sınır. dışarıdan gelen bir etkiyi alabilme gücü. Çalışma gücü. Güç. Hukuk, eğitim, ekonomi alanlarında kullanılır.

Column : Omurgalılarda kalın bağırsağın rektumdan önce gelen, dışkıdan fazla suyu emen bölgesi. böceklerde bağırsağın ikinci bölgesi. elektron mikroskobunda elektromanyetik merceklerin yerleştirildiği, içinden elektronların geçtiği havası boşaltılmış metal boru. Takla atarak birbirinin omuzuna, çıkan ve bir «sütun» oluşturulan görünüş bk. dörtlü kolon, üçlü kolon. Basamak. Kolon. Direk. Dikeç. Kol. Köşe. Destek.

Contents : Muhteva. İçeriği. İçerik. Kapsam. İçindekiler. İçindekilerin listesi.

Row : Kıyameti koparmak. Bir salonda yan yana dizilen koltuklardan oluşan dizi. Kavgaya karışmak. Kürek çekmek. Kürek çekme. Kapışma. Sandalla gezdirmek. Oturma yeri dizisi. Dizi. Sandal gezisi.

Calendar : Yıllık. Ruzname (farsça). Dallık. Kaydetmek. Gün, hafta, ay ve yılları doğrudan doğruya gözlenebilen olayları, özellikle güneş ve ayın devinimleriyle bağlantılı olarak zaman akışını göstermek üzere kurulan çeşitli düzenler. Mahkeme günü. Takvime girmek. Zaman akışını, gökbilim açısından, gün, hafta, ay ve yıl olmak üzere aralıklara ayıran, bunları belirleyip saptayan düzen. Takvim. Kayıt defteri.

 

Periodic table : Periyodik tablo. Öğeler çizelgesi. Elementler çizelgesi. Dönemsel çizelge. Çevrimsel çizelge. Öğeleri artan öğe sayılarına göre dizilerek oluşturulan sekiz temel kümeli çizelge. Periyodik cetvel. Peryodik tablo. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Öğeciklerin, eksicik sayısı ve benzer özelliklerine göre sıralanmasıyla elde edilen çizelge.

Correlation table : Korelasyon tablosu. Bağıntı tablosu.

Kabyle synonyms : statistical table, tabular array, array, actuarial table.

Kabyle zıt anlamlı kelimeler, Kabyle kelime anlamı

Inability : Acziyet. Bir kimsenin borçlarını ödeyemeyecek durumda olması. gücü bir işi başarmaya yetmez olanın durumu. Olanaksızlık. Beceriksizlik. Yeteneksizlik. Aciz. Yetersizlik. Güçsüzlük. Gücü olmama. Yapamama.

Unable : Aciz. Liyakatsiz. İktidarsız. Olanaksız. Gücü yetmez. Yapamayacak durumda. Yapamıyacak durumda. Yapamaz. Elinden gelmez.

Incapable : İktidarsız. Yetersiz. Elinden gelmez. Yeteneksiz. Kabiliyetsiz. Liyakatsiz. Gücü yetmeyen. Aciz. Yapamaz.

Kabyle ingilizce tanımı, definition of Kabyle

Kabyle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A Berber, as in Algiers or Tunis. [Bakınız: Berber].