Kafa çıkışı nedir, Kafa çıkışı ne demek

Kafa çıkışı; bir spor terimidir.

  • Futbolda havadan gelen topa kafa vurmak için yükselme

"Kafa çıkışı" ile ilgili cümleler

  • "Ben iyi penaltı atıyordum. Gazi'nin kafa çıkışları mükemmeldi." - H. Taner

Kafa çıkışı tanımı, anlamı:

Çıkış : Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Yokuş. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar. Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı. Çıktı. Çıkış belgesi. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Çıkma işi. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Mezuniyet, okul bitirme.

Futbol : Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu, ayak topu.

Hava : Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Müzik parçalarında tür. Esinti. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Tarz, üslup. Gökyüzü. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Çekicilik. Çevreyi kuşatan boşluk. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.

 

Vurmak : Olumsuz yönde etkilemek. İçki içmek. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Manevi olarak yaralamak. Silahla yaralamak, öldürmek. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Çıkmak. Hızla değmek, çarpmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Dokunmak, hasta etmek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Kadeh tokuşturmak. Olduğundan başka biçimde görünmek. Desteklemek, dayamak. Uygulamak, basmak, koymak. Takmak, koymak, bağlamak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Sürmek. Bağlama, ilişkilendirmek. Hızla çarpmak. Tavla oyununda pulu kırmak. Duyulmak, hissedilmek. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak.

Yükselme : Yükselmek işi, itila. Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması. Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi. Terfi.