Kame nedir, Kame ne demek

Kame; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Kame anlamı, tanımı:

Kamelya : Çaygillerden, büyük, beyaz, pembe veya kırmızı renkte çiçekler açan, dayanıklı yapraklı bir bitki, Japon gülü, Çin gülü (Camellia japonica).

Kamer : Ay.

Kamer balığı : Ay balığı.

Kamera : Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet, alıcı. Kameraman. Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk.

Kamera şakası : İzleyenleri eğlendirmek amacıyla, önceden hazırlanan bir oyunun, gizli bir yere konmuş kamera aracılığıyla, habersiz kişiler tarafından oynanması.

Kameraman : Alıcıyı doğrudan doğruya çalıştıran ve yöneten, alıcı hareketlerini gerçekleştiren, görüntülerin filme alınmasını sağlayan kimse, çekimci, kamera.

Kameri ay : Ay'ın tam bir devriyle hesap edilen veya ayın hareketine göre düzenlenen süre.

Kameri takvim : Ay takvimi.

Kameriye : Bahçelerde yazın oturulmak için yapılan, kafes biçiminde, kubbeli, üstü yeşilliklerle sarılan süslü çardak.

Kamersiz : Aysız, ayı olmayan.

Kamerunlu : Kamerun halkından olan kimse.

Kamet : Boy, endam. Farz olan namazdan önce okunan iç ezan.

 

Kamet getirmek : Farz namazına durmak için iç ezan okumak.

Kameti artırmak : Ortalığı velveleye vermek. yüksek sesle konuşmak.

Termal kamera : Canlıların yaydığı vücut ısısından yararlanarak hareketlerini tespit edip yerlerini belirleyen kamera.

Değişik : Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Yedek iç çamaşırı, giyecek. Farklı. Değiştirilmiş, muaddel.

Renkli : Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse). Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Neşeli, canlı, ilgi çekici.

Katman : Birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri, tabaka. Altında veya üstünde olan kayaçlardan gözle veya fiziksel olarak az çok ayrılabilen, kalınlığı 1 santimetreden az olmayan tortul kayaç birimi, tabaka. Bir toplum içinde makam, şöhret, meslek vb. bakımdan ayrılan topluluklardan her biri, tabaka.

Kabartma : Kabartılarak yapılan. Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef. Kabartmak işi. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı.

Desen : Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılmış olan çizim. Desen yapma sanatı. Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi. Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme.

Değerli : Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar.

Kamefitler : (Yun. chamai: toprakta; phyton: bitki) Tomurcuk taşıyan sürgünleri toprak seviyesi ile 30 cm derinlik arasında olan yastık şeklindeki çalılar ve otsu bitkiler.

 

Kamekan : Olduğu gibi

Kamennaya baba : (Heykel) Sibirya ve Ortaasya Türklerinin mezar anıtı olarak yaptıkları, ayakta ya da oturmuş durumda kadın, erkek heykelleri.

Kamera anteriyor bulbi : Cornea ile iris arasında yer alan boşluk.

Kamera anteriyor bulbi şantı : Glakomun tedavisinde, camera anterior bulbi’den subkonjunktival dokuların altına kadar goniomiplantlar yerleştirilerek bir çeşit şant oluşturulması.

Kamera posteriyör bulbi : Lens ile iris arasında yer alan boşluk.

Kamera vitra bulbi : Lens, corpus ciliare ve pars optica retina arasında bulunan ve corpus vitreum tarafından doldurulan boşluk.

Kameri : Ayla ilgili.

Kameri yıl : Ay yılı.

Kameriyeli : Kameriyesi bulunan. İlgili cümle: "“Büyük evlerin büyük sofalarında havuzlu, kameriyeli bahçelerinde, bostanlarında ... toplanıyorlar, eğleniyorlar.”" Ö. Seyfettin.

Kame ile ilgili Cümleler

  • Ali iyi bir kameraya sahip.
  • Kameraların önünde gülemiyorum.
  • Ali bir gizli kamerayla Mary'yi izledi.
  • Kamera en az 0'a mal olacaktır.
  • Gülümseyin, bu bir kamera şakası!
  • Tom'un yeni evinin resimlerini çekmek için kameranı ödünç almak istedim.
  • Kameraların farkındaydım; hem evimdeki hem de askerde çalıştığım ofisimdeki, sen böyle bir geri zekalısın ne yapmaya çalıştığını bilmeyen.
  • O bana önceki gün aldığı kamerayı gösterdi.
  • Kamera hiçbir şeyi kaydetmedi.
  • Ali döndü ve kameraya baktı.
  • Kamerada film yoktur.
  • Tom'un iyi bir kamerası var.
  • Kameralar hakkında bir şey biliyor musun?
  • Kamerada bir hata olmalı.

Diğer dillerde Kame anlamı nedir?

İngilizce'de Kame ne demek? : n. mound of sand and gravel left by a glacier (Geology)

n. cameo, art of carving images on gems or other stones

v. come, arrive; result from -; reach orgasm

Almanca'da Kame : n. Kamee