Karsalamak nedir, Karsalamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hırpalamak, örselemek.

Bitkiyi soğuk vurmak.

Sıtma, hastayı titretmek.

Hamuru karıştırmak, yoğurmak.

Yağda biraz kızartmak, haşlamak.

Kötülük ya da hastalık geçirmek.

Teknik terim anlamı:

Yakmak, kavurmak.

Karsalamak anlamı, kısaca tanımı

Karsal : Davarların boynuna takılan bakır çıngırak

Kars : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Karıştırmak : Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.

Karıştırma : Karıştırmak işi.

Hırpalamak : Örselemek. Dövmek. İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak.

Kızartmak : Kızarmasına neden olmak. Kızgın yağda pişirmek.

Hırpalama : Hırpalamak işi.

Titretmek : Titremesine yol açmak. Korku salmak.

Örselemek : Yıpratmak, eskitmek, hırpalamak, zedelemek. Gücünü azaltmak, canlılığını gidermek, sarsmak.

Yoğurmak : Katı veya toz durumundaki bir maddeyi herhangi bir sıvı ile karıştırarak hamur durumuna getirmek. Bir kişiye istenilen nitelikleri kazandırmak, yeteneklerini geliştirmek.

Örseleme : Örselemek işi.

 

Kavurmak : Bir şeyi bir kabın içinde kendisinden başka bir malzeme koymadan pişirmek. Çok üzmek, yakmak, mahvetmek. Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. kurutmak, yakmak.

Kızartma : Kızartmak işi. Kızartılarak hazırlanmış yemek. Kızartılarak pişirilmiş.

Titretme : Titretmek işi.

Karıştır : Karıştırmak.

Geçirmek : Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Haşlamak : Bir şeyi kaynar suya daldırmak. Kaynar sıvı bir şeyi yakmak. Sertçe paylamak, azarlamak. Suda kaynatarak pişirmek. Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek. Dalamak. Don, kırağı bitkilere zarar vermek. Sızı vermek, acı vermek.

Hastalı : Hastalıklı.

Kötülük : Kötü olma durumu, kemlik, şer. Zarar verecek davranış ya da söz.

Diğer dillerde Kars koyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Kars koyunu ne demek ? : kars sheep