Kedge türkçesi Kedge nedir

  • Tonozlamak.
  • Tonozlama ile hareket etmek.
  • Tonoz çapası.
  • Tonoz demiriyle hareket ettirmek.
  • Tonoz demiri.

Kedge ingilizcede ne demek, Kedge nerede nasıl kullanılır?

Kedge anchor : Tonoz demiri.

Kedged : Tonozlanmış. Tonozlamak.

Kedgeree : Balık ve yumurtalı pilav.

Kedges : Tonoz çapası. Tonoz demiriyle hareket ettirmek. Tonozlama ile hareket etmek. Tonoz demiri. Tonozlamak.

Kedging : Tonoz çapasına bağlı yoma ile istikamet değiştirme. Tonozlamak.

Kedumim : Samaria'da (israil) emmanuel yerleşim yerinin kuzeyinde bulunan bir yahudi yerleşkesi.

Anticked : Tuhaf davranmak. Oynayıp sıçramak. Muziplik etmek. Soytarılık etmek. Hoplayıp zıplayan.

Kedani mite : Larvaları fundalık tifüsü etkeni olan rickettsia tsutsugamushi‘yi taşıyan akar türü. etken japonya’da fundalık tifüsünün temel vektörüdür ve microtrombidium akamushi adını da alır, trombicula akamushi. Kedani akarı.

Arcked : Atlama yapmak (elektronik terimi). Atlamak (elektronik terimi).

Sheep ked : Koyun yapağı biti. Koyun sinek biti. Sinek biti. Koyun biti sineği. Koyun kene sineği. Sinekbitleri topluluğundan olup, koyunla keçiden başka, insan, maymun, tavuk ve güvercinlerde de görülen, kanatları körelmiş böcek türü. Koyun yapağı sineği. Yapağı sineği. Koyun biti. Koyun sinekbiti.

 

İngilizce Kedge Türkçe anlamı, Kedge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kedge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Perimeter : Görüş alanı ölçer. Gözün görüş alanını ölçen alet. Çeper. Perimetre. Çevre. Çevrel uzunluk. Çevre uzunluğu.

Line : İki uzak nokta arasında veri iletişim ortamı sağlayan herhangi bir bağlantı. Oyun alanının sınırlarını belirten boyalı şerit. Oyun alanını bölen, sınırlayan, belirleyen boyadan şerit. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Doldurmak. Tenis, futbol, bilgisayar, bilişim, masa tenisi, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Hat. Sıralamak. Düzdizim çizgisi. Oyun alanını bölen, sınırlayan ve belirleyen boyadan şeritlere verilen ad.

Boundary : Ara hattı. Had. Limit. Son. Kenar. Sinir. Hudut. Sınır. Çeper.

Border : Bitişik olmak. Kenar. Sahnenin üstündeki ,ızgaraların ve palangaların bulunduğu mekanik kesim. Hudut. Kenarlık. Sınırlamak. Kenar süsü. Sınır olmak. Tavan perdesi. Sahne yukarısından asılan, sahnenin üst kesimini maskelemede kullanılan çoğu kez kara perde.

Verge : Yaklaşmak. Hudut. Yönelmek. Eşik. Piskopos asası. Sınır. Çalmak (renk). Eşiğinde olmak. Meyletmek. Sınır oluşturmak.

Kedged : Tonozlanmış.

Limb : Etraf. Kanat, kol ya da bacaklar. Uzuv. Organ. Kol. Taçyaprağın üst geniş kenarı. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Yaprağın geniş kısmı. Yaramaz çocuk. Kol ve bacak gibi vücuda eklemle bağlı organ.

Fringe : Kenar. Püskül. Saçak. Saçak takmak. Kenar takmak. Şerit. Kenarında bulunmak. Pervaz. Kakül. Kenarını bastırmak.

 

Brink : Kıyı. Ağız. Kenar (uçurum için). Eşik. Kenar. Ağız (kaya, uçurum). Eşik (felaket için).

Margin : Bir çizelgede toplam değerleri gösteren sıra ya da dikeç. İhtiyat akçesi. Toplam keseği. Mesafe. Kar miktarı. Marj. Tolerans. Fazlalık. Kenarlık.

Kedge synonyms : outer boundary, bounds, thalweg, lower bound, bound, upper bound, kedges, threshold, rim, kedge anchor, kedging, periphery.

Kedge zıt anlamlı kelimeler, Kedge kelime anlamı

Recede : (fiyat vb) düşmek. Düşmek (fiyat). Çekilmek. Uzaklaşmak. Ortadan kaybolmak. Geri çekilmek. Gerilemek. Vazgeçmek. Geciktirmek. Geri plana geçmek.

Confront : Yüz yüze gelmek. Yüzleştirmek. Karşısına çıkmak. Kötülemek. Karşı koymak. Karşı durmak. Üstüne gitmek. Karşılaştırmak. Zıt düşmek. Yüz yüze getirmek.

Kedge ingilizce tanımı, definition of Kedge

Kedge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To move (a vessel) by carrying out a kedge in a boat, dropping it overboard, and hauling the vessel up to it. A small anchor used whenever a large one can be dispensed with. [Bakınız: Kedge] and Anchor.