Keep up the good work türkçesi Keep up the good work nedir

  • Aferin böyle yapmaya devam et.
  • (iyi gidiyorsun) aynen devam et.
  • Böyle çalışmaya devam et.
  • İyi iş yapmaya devam et.
  • Aferin böyle devam et.

Keep up the good work ile ilgili cümleler

English: Keep up the good work, Tom.
Turkish: Aferin böyle devam et, Tom.

English: Keep up the good work!
Turkish: İyi iş çıkarıyorsun, aynen devam!

English: Keep up the good work.
Turkish: Aferin, böyle devam et.

Keep up the good work ingilizcede ne demek, Keep up the good work nerede nasıl kullanılır?

Keep : Bakmak. Yerine getirmek. Kale. İlerlemek. Kalmak. İç kale. Yönelmek. Konumunda tutmak. Tutmak. Saklamak.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Good : Çıkar. Sağlığa yararlı. Emin. Doğruluk. Hayırlı. Yarar. Çok. Hayır. İyilik. Yararlı.

Work : Çalıştırmak. Mekanikte, bir noktaya etkiyen kuvvetin büyüklüğü, noktanın aldığı yolun uzunluğu ve kuvvet yönü ile yol doğrultusu arasında kalan açının kosinüsü çarpımlarıyla belirlenen erke . termodinamikte, bir dizgeyle çevresi arasında, ısı türü dışında oylumsal, elektriksel, yüzeysel her tür erke alışverişinin ortak adı. Eser. Beden ya da kafa gücüyle yapılan şey. çalışma, emek. yapılacak ya da yapılan şey, uğraşı, görev. meslek. Etkili olmak. Koparmak (para). Oynatmak. Oynamak. Yapıt. Tecimsel nitelikte yapılan işlem ve çalışmalar. verimin sağlanılması için harcanan özdeksel ve tinsel insan gücüne ya da sonucuna verilen ad.

 

Keep up : İdame etmek. Devam ettirmek. Seviyesine ulaşmak. Devam etmek. Bozmamak. Yüksekte tutmak. Bakımını sağlamak. Ayak uydurmak. Su üstünde tutmak. Sürdürmek.

Be in good working order : İyi işler durumda olmak.

Keep up with : Yetişmek. İle aynı tempoda gitmek. İttiba etmek. Takip etmek. Ayak uydurmak (çağa veya zamana). -e ayak uydurmak. İle aşık atmak. -i izleyerek bilgi sahibi olmak. İle yarışmak. Ayak uydurmak.

Keep up with the jones effect : Gösteriş etkisi. Tüketicilerin gelirlerinde bir artış olmamasına karşın, sosyal konumunu olduğundan daha yüksek göstermek amacıyla, fiyatı daha yüksek ve markalı malları satın almalarını ifade eden james s. duesenberry tarafından geliştirilen kavram.

Keep up appearances : Durumu idare etmek. Görünüşü kurtarmak. Zevahiri kurtarmak. Dışarıya belli etmemek. İstifini bozmamak.

Keep up with the joneses : Komşusuyla aşık atmak. Sidik yarıştırmak. Her zaman en yeni ve iyi ürünlere sahip olmayı istemek. Komşusuyla sidik yarıştırmak. Aşık atmak. Başka birinin yaşadığı aynı standardı yakalamaya çalışmak (örn.: yaşıtı veya komşusuyla). Sidik yarışına girmek. Diğer insanlarla çekişmek. Sidik yarışına çıkmak. Başkalarıyla aşık atmak.