Keep up türkçesi Keep up nedir

  • Yüksekte tutmak.
  • Ayakta tutmak.
  • Geçindirmek.
  • Devam ettirmek.
  • Bozmamak.
  • Ayakta kalmak.
  • Devam etmek.
  • Su üstünde tutmak.
  • Yüksek tutmak.
  • Yukarıda tutmak.
  • Ayak uydurmak.
  • Bakımını sağlamak.
  • Seviyesine ulaşmak.
  • İdame etmek.
  • Sürdürmek.
  • Yukarda tutmak.

Keep up ile ilgili cümleler

English: Ali decided to give up trying to keep up with Mary.
Turkish: Ali Mary'ye ayak uydurmaya çabalamaktan vazgeçmeye karar verdi.

English: Ali could barely keep up with Mary.
Turkish: Ali güçlükle Mary'ye ayak uydurabildi.

English: Ali couldn't keep up with the rest of the class.
Turkish: Ali sınıfın geri kalanına ayak uyduramadı.

English: Ali can't keep up with Mary.
Turkish: Ali Mary'ye ayak uyduramıyor.

English: Ali couldn't keep up with the class.
Turkish: Ali sınıfa ayak uyduramadı.

Keep up ingilizcede ne demek, Keep up nerede nasıl kullanılır?

Keep : İç kale. Saklamak. Kale. İşletmek (otel vb). Kayıt tutmak. Konumunda tutmak. Yönelmek. Bakmak. Himaye. Geçim.

Keep up appearances : İstifini bozmamak. Dışarıya belli etmemek. Durumu idare etmek. Zevahiri kurtarmak. Görünüşü kurtarmak.

Keep up the good work : Aferin böyle yapmaya devam et. Böyle çalışmaya devam et. Aferin böyle devam et. İyi iş yapmaya devam et. (iyi gidiyorsun) aynen devam et.

Keep up with : İle aynı tempoda gitmek. İzleyerek bilgi sahibi olmak. -e ayak uydurmak. İle aşık atmak. İttiba etmek. Takip etmek. Aşık atmak. -i izleyerek bilgi sahibi olmak. Yetişmek. Ayak uydurmak.

 

Keep up with the jones effect : Tüketicilerin gelirlerinde bir artış olmamasına karşın, sosyal konumunu olduğundan daha yüksek göstermek amacıyla, fiyatı daha yüksek ve markalı malları satın almalarını ifade eden james s. duesenberry tarafından geliştirilen kavram. Gösteriş etkisi.

Keep up with the joneses : Sidik yarışına girmek. Aşık atmak. Başka birinin yaşadığı aynı standardı yakalamaya çalışmak (örn.: yaşıtı veya komşusuyla). Sidik yarışı yapmak. Başkalarıyla aşık atmak. Sidik yarıştırmak. Her zaman en yeni ve iyi ürünlere sahip olmayı istemek. Komşusuyla sidik yarıştırmak. Komşusuyla aşık atmak. Diğer insanlarla çekişmek.

İngilizce Keep up Türkçe anlamı, Keep up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Keep up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carry forward : Nakli yekun yapmak. Nakli yek-n yapmak. Nakli yekun. Devreden. Yekun aktarma. Nakletmek (hesap). Taşıma. Yeni sayfaya nakletmek. Nakletmek.

Humoring : Huyuna gitmek. Suyuna gitmek. Kaprisine boyun eğmek. Memnun etmek. Güldürmek. Huyuna suyuna gitmek. Alttan almak. Eğlendirmek. Mizah.

Go on : Güvenmek. Yer almak. Konuşup durmak. Davranmaya devam etmek (belirli bir şekilde). İlerlemek. Gitmek. Olmak. Dayanmak. İleri gitmek.

Carry on with : Kırıştırmak. Düşüp kalkmak. Korte etmek. Gayrimeşru bir ilişki içinde olmak. İle ilişkisi olmak. İlişkisi olmak. Oynaşmak. Aşna fişne olmak.

 

Accommodate oneself to : Uyum sağlamak.

Uphold : Desteklemek. İltizam etmek. Onaylamak. Uygun bulmak. Yukarı kaldırmak. Arka çıkmak. Kaldırmak. Tarafını tutmak. Muhafaza etmek.

Perpetuated : Olagelmek. Aralıksız yapmak. İpka etmek. Sürekli kılmak. Ebedileştirmek. Ölümsüzleştirmek.

Forced the issue : Birisinin kendi yolunda ısrar etmesi. Israr etmek. Diğerine baskı yapmak.

Humours : Eğlendirmek. Güldürmek. Memnun etmek. Hoşuna gitmek. Mizah. Kaprisine boyun eğmek. Huyuna suyuna gitmek. Suyuna gitmek. Huyuna gitmek.

Keep going : Yola devam etmek. İlerlemek.

Keep up synonyms : sustains, upholding, elongates, humored, humors, catch up, attuning, provide for, buoy up, maintains, keeping up, draw, perpetuate, humoured, supports, upbear, subsisting, set up, attended, follow up, attend, carry on, survive, upheld, fall into step with, extend, keep alive, perpetuates, survives, keep pace, abideth, elongate, feed.