Kerala türkçesi Kerala nedir

  • Güneybatı hindistan'da bir eyalet.

Kerala ingilizcede ne demek, Kerala nerede nasıl kullanılır?

Keraphyllocele : Paries ungulae’nin iç yüzünde gelişen ve corium parietis’e basınç yapan korneal üreme, keratoma. Kerafilosel. Keratoma.

Kerargyrite : Kerargirit.

Keratalgia : Kornea ağrısı (oftalmoloji). Keratalji.

Keratan : Keratan. D-galaktoz ve n-asetil d-glikozamin içeren sülfatlı disakkaritlerin tekrarlanmasıyla oluşan, kıkırdak ve diğer bağ dokularında keratan sülfat olarak bulunan bir glikozaminoglikan.

Keratectasia : Keratektazi. Korneanın dışa çıkık olması. Şişkin kornea (oftalmoloji).

Keratinised : Sert ve kaba dokuya sahip olmuş (ayrıca keratinized). Sert ve kaba maddeye dönüşmüş. (biyoloji) keratinleşmiş.

Keratinize : Sert ve kaba olmak. (biyoloji) keratinleşmek. Keratine dönüşmek (ayrıca keratinise). Boynuz gibi olmak.

Keratectomy : Korneanın bir kısmının ameliyatla çıkarılması (cerrahi). Keratektomi.

Keratin cyst : Deride, yassı epidermis hücreleriyle çevrili, eşmerkezli tabakalar halinde keratin içeren, trikoepitelyomlarda ve bazal hücreli tümörlerde biçimlenen kist. Keratin kisti.

Keratinisation : Keratinleşme. Keratinizasyon. (biyoloji) keratinizasyon. Daha sert ve kaba dokuya dönüşme (epidermisin, saçın, tırnakların dış hücrelerinin). Hücrelerdeki keratin tortusu (ayrıca keratinization).

 

İngilizce Kerala Türkçe anlamı, Kerala eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kerala ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Foretell : Önceden bildirmek. Geleceği haber vermek. Önceden haber vermek. Kestirimde bulunmak. Gaipten haber vermek. Mek. Kehanette bulunmak. Önceden bilmek. Geleceğini haber vermek.

Harbinger : Haber vermek. İşaret. Müjde. Müjdeci. Nişane. Muştucu. Müjdelemek. Alamet. Haberci.

Annunciate : Bildirmek. İlan etmek. Duyurmak.

Applaud : Benimsemek. El çırpmak. Onaylamak. Takdir etmek. Alkışlamak. Beğenmek. Alnından öpmek. Alkış tutmak.

Acclaim : Övme. Alkışlamak. Açık oyalamada lehte oy verme. Alkış. Bağırarak ilan etmek. Alkışlarla karşılamak. Alkışlarla ilan etmek. Yürekten onaylama. İlan etmek (alkışlarla). Bağırarak bir şeyi ilan etmek.

Announce : Anons yapmak. Anons etmek. Beyan etmek. Yüksek sesle bildirmek. Duyurmak. Adaylığını açıklamak. Bildirmek. Okumak. Anons ettirmek. İlan etmek.

Tell : Tahmin etmek. Söylemek. Emretmek. Nakletmek. Ayıtmak. Haber vermek. Demek. Anlamak. Bildirmek. Yaymak.

Hail : Taksi çağırmak. Yağmak. Alkışlamak. Selamlamak. Çağırmak. Yağdırmak. Övmek. Dolu. Topa tutmak. Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, çeşitli irilikte, iç içe katmanlı, yuvarlak ya da düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü.