Kinchin türkçesi Kinchin nedir

  • (ingiliz argosu) çocuk.

Kinchin ingilizcede ne demek, Kinchin nerede nasıl kullanılır?

Kincob : Altın veya gümüşle bezenmiş simli hindistan kumaşı. Altın veya gümüş iplikle süslenmiş ipek simli hindistan kumaşı.

Frankincense : Aselbent. Günlük. Akgünlük. Buhur. Tütsü.

Skincare : Cilt bakımı.

Kin marriage : Akraba evliliği. Türlü evlilik bağlarıyla akraba olan kimselerin, özellikle yeğenlerin birbirleriyle kurdukları evlilik, bk. çapraz yeğen evliliği, koşut yeğen evliliği.

Kissing kin : Yakından akraba olunmayan ama tanınan veya iyi bilinen aile ferdi.

Kinaesthesias : Devin duyum. Hareketi hissetme yeteneği. Yapılan hareketi idrak edememe. Hareket duyusu (kaslarda, kirişlerde, vs.). Devinduyum.

Kinaestheic : Devinduyumla ilişkili. Hareket duyusuna ait veya ilgili olan. Devinduyuma ait veya ilgili. Devinduyumsal.

Near of kin : Yakın akraba.

Kinaesthesia : Yapılan hareketi idrak edememe. Devinduyum. Devin duyum. Hareketi hissetme yeteneği. Hareket duyusu (kaslarda, kirişlerde, vs.).

Next of kin : Aile. En yakın akraba.

İngilizce Kinchin Türkçe anlamı, Kinchin eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kinchin ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Caboose : Trende personel vagonu. Kalça. Gemi mutfağı. Marşandizin arkasına takılan ve demiryolu görevlilerini taşıyan cumbalı vagon. Küçük kamara. Mutfak (gemi veya tren). Tren personel vagonu. Kasa. Personel vagonu. Yük treninde bekçi vagonu.

 

Lynchpin : Kilit. Hayati önemi olan. Temel taşı. Kilit adam. Tekerleğin dingil pimi.

Backbone : Temel. Direk. Hayvanların sırt bölgesinde bulunan ve eğe kemikleri ile etraf iskeletini taşıyan omurlardan oluşan sütun. Şey. Bilgisayar, biyoloji alanlarında kullanılır. En büyük destek. Omurga. Karakter gücü. Karakter kuvveti. Esas.

Mainstay : Ana dayanak noktası. Pruva direği payandası. Geçim kaynağı. Başlıca dayanak. En büyük destek. Grandi ana istralyası. Dayanak noktası. Ana istralya. Oranı.

Abode : İkamet yeri. Oturulan yer. Ev. Konut. Sükna. Yer. Olduğu yer. Bir yerde ikamet etmek. Oturma. İkamet.

Dwelling : İnsanların oturması için yapılıp düzenlenen yer. İkamet. İkametgah. Konut. Kum çukurlarından mağaralara, kaya oyuklarından ağaç kabuklarına, siperliklerden değişik biçimdeki kulübelere, çadırlardan ağaç ve taştan yapılma evlere kadar genişleyen; insanın yatıp kalktığı, kötü havalardan, yırtıcı hayvanlardan, baskınlardan korunduğu, işinin dışında barındığı yer. Hane. Bir ya da birkaç ev halkının yaşaması için yapılmış, insan yaşamasının gerekli kıldığı uyuma, yemek pişirme, soğuktan ve sıcaktan korunma, yıkanma ve ayakyolu gibi temel gereksinme konularında kolaylıkları bulunan barınak. Oturma. Yalnız bir ailenin oturabileceği biçim ve büyüklükte konut. kat iyeliğine göre kullanılan çokbarklı yapılardaki bağımsız bölümlerden her biri.

 

Dwelling house : Konut. Mesken. Ev. İkametgah. Konut binası.

Anchor : Güven kaynağı. Demir. Sağlama bağlamak. Demir atmak. Dayanak noktası. Çapa. Çapa atmak. Açık oturum yöneticisi. (gemi) demir. Demirlemek.

Kitchenette : Ufak mutfak. Mutfakçık. Odanın mutfak olarak kullanılan bölümü. Küçük mutfak.

Habitation : Yerleşme. Barınak. Yerleşim. Mesken. Ev. İkamet. Konut. Oturma. Oturacak yer. Yurt.

Kinchin synonyms : ship's galley, keystone, cookhouse, room, home, support, galley, domicile.

Kinchin zıt anlamlı kelimeler, Kinchin kelime anlamı

Affinity : Öğe, örge, örge karması ya da değişkenler arasında denge kurarak halkbilim ürünleriyle olaylarının yaşamlarını sağlayan, bunlar arasında yeni ilişkiler düzenleyerek yeni halkbilim ürün ve olaylarını oluşturan güç. bk. öğe, örge, değişken. Benzerlik. Affinite. Alaka. Sevgi. Karşılıklı etkileşme değeri göz önüne alındığında, iki molekül arasındaki bağlanma gücü. iki kimyasal madde veya ilaç-almaç arasındaki çekicilik. ilgi, eğilim, cazibe, meyil. Eğilim. İlişki. İki kimyasal madde arasındaki karşılıklı çekicilik, eğilim, meyil. antijen ve antikor arasındaki bağlanma gücü. İlginlik.

Consanguinity : Kan akrabalığı. Kan hısımlığı. Soy hısımlığı. Kan bağı. Akrabalık. Konsanguinite. Soydaşlık.