Knock türkçesi Knock nedir

Knock ile ilgili cümleler

English: Ali heard a knock at the door.
Turkish: Ali kapıda bir ses duydu.

English: Ali told me to knock on the door.
Turkish: Ali bana kapıyı çalmamı söyledi.

English: Could you knock down the price if I buy two?
Turkish: İki tane alırsam fiyatı indirir misin?

English: Ali told me to knock three times.
Turkish: Ali bana üç kez kapıyı çalmamı söyledi.

English: Could you knock a little off the price?
Turkish: Biraz indirim yapabilir misiniz?

Knock ingilizcede ne demek, Knock nerede nasıl kullanılır?

Knock about : Şiddetle sarsmak. Bulunmak. Art arda takla. Çıkmak. İtiş-kakış. Yalan söylemek. Sürtmek. Kaba davranmak. Göze çarpmamak. Çeşitli ve arka arkaya taklalar, düşürmeler, yuvarlanmalar ve zıplamalarla gelişen güldürücü sözsüz oyun.

Knock around : Göze çarpmamak. Boşa vakit harcamak. Sert davranmak. Gezmek. Kaba davranmak. Oyalanmak. Boşa zaman harcamak. Çıkmak. Dövmek. Hırpalamak.

Knock at : -e vurmak. -i çalmak.

Knock at an open door : Zaten açık olan bir kapının girişini aramak. Sonuç almayan çok çalışmak. Boşuna çok çalışmak. Açık kapıyı çalmak.

 

Knock at the door : Kapıyı çalmak.

Knock money off : Fiyat kırmak.

Knock kneed : Paytak. Çarpık bacaklı.

Knock knees : Çarpık bacak. Parantez bacak. Çarpık bacaklar.

Knock kneed legs : Çarpık bacak.

Knock into a cocked hat : Pestile çevirmek. Tanınmaz hale getirmek. Mahvetmek. Tanınmaz hale sokmak. Mağlup etmek. Suya düşürmek.

İngilizce Knock Türkçe anlamı, Knock eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Knock ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Kicking : Sızlanmak. Tekmelemek. Çitme atmak. Tekme atmak. Yakınmak. Tepme. Geri tepmek. Vazgeçmek. Tepmek.

Act up : Sorun çıkarmak. (hastalık vs.) nüksetmek. Üzmek. Gösteriş yapmak. Dert açmak. Can sıkmak. Arıza çıkarmak. Aktifleşmek. Yaramazlık etmek.

Arraigned : Mahkemeye vermek. Suçlamak.

Peck at somebody : Azarlamak.

Censures : Azar. Kınama. Eleştirmek. Kınamak. Cezalandırmak. Tekdir. Tenkit etmek. Suçlamak. Tektir etmek.

Attack : Yakalanmak. Üstüne varmak. Saldırı. Saldırmak. Tenis, futbol, eskrim, masa tenisi, voleybol alanlarında kullanılır. Dil uzatmak. Kesin sonuç almak için tarafların kurduğu, oyunu karşı taraf alanına aktaran düzen. Koyulmak. Atılım. Çatmak.

Blew : Uçurmak. Çiçeklenmek. Kaçırmak (fırsat). Kaçmak. Solumak. Küfretmek. Fışkırmak. Patlamak. Kahretmek. Çarçur etmek (argo terim).

Capsize : Ters dönmek. Alabora olmak. Devrilmek. Değişivermek. Alabora etmek.

Knock synonyms : strike hard, beat on the door, knocks, biffed, battle, bumping, kick, barge, cavil, misfire, boffs, battling, cannon, cannoned, knock on the door, capsizes, add, defeating, clashing, clash, chide, batter, censured, chug, beat, cannons, clashes, clashed, bang into, cannoning, crumples, bashes, manhandled.

 

Knock zıt anlamlı kelimeler, Knock kelime anlamı

Miss : Bayan (evlenmemiş). Matmazel. Iska geçmek. İsabet etmeme. Kaçırmak. İsabet ettirememek. Gözden kaçırmak. Özlemek. Evli olmayan bayan. Hanım.

Knock ingilizce tanımı, definition of Knock

Knock kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A jar. To impress strongly or forcibly. A blow. To astonish. To knock the head against a post. To move to admiration or applause. To practice evil speaking or fault-finding. As, one heavy body knocks against another. To drive (a thing) against something. To knock a lamp off the table. To criticize habitually or captiously. To drive or be driven against something. To strike with something hard or heavy. A stroke with something hard or heavy. To strike against something. As, to knock a ball with a bat. To clash. To move by striking.