Kolloit nedir, Kolloit ne demek

Kolloit; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Yarı geçirgen zarlardan kolayca geçemeyen yüksek molekül ağırlıklı büyük moleküller.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Jelatine benzer, tutkalımsı.

Tutkal kıvamında madde.

Tiroit bezi foliküllerini dolduran jel kıvamındaki madde; tiroit bezi salgısı.

Partikül büyüklüğü nanometreyle mikrometre arasında olan, sıvı içinde dağılmış, zamk veya jelatin niteliğinde mikroskobik parçacıklar.

Teknik terim anlamı:

Çözücü sıvıda küçük tanecikler durumunda dağılmış madde.

Tiroit folikülünde bulunan jel benzeri madde, tiroit kolloit.

Kolloit hakkında bilgiler

Kolloid, bir homojen görünümlü heterojen karışımdır. 1861'de İskoçyalı bilim adamı Thomas Graham, değişik maddelerin parşömen zarından geçişlerini incelemiş ve bunlardan bazılarının hızlı, bazılarının yavaş hareket ettiklerini gözlemlemiştir. Örneğin albümin, jelatin, arap zamkı gibi maddeler yavaş hareket ederken, şeker, potasyum hidroksit, sodyum klorür gibi maddelerin zardan çok hızlı geçtiklerini tespit etmiştir. Buna göre Graham, çözünmüş maddeleri zardan geçişlerine göre kristaloidler ve kolloidler olarak ikiye ayırmıştır. Kolloidler, büyük moleküllü oldukları için zardan geçememiştir. Sonunda nişasta, jelatin gibi maddeler zamk ile aynı özellikleri gösterdiği için Yunanca'da zamk anlamına gelen kola kelimesinden türeyen kolloid sözcüğü ile adlandırılmıştır. Ancak bilimsel gelişmeler sonucunda Graham'ın kolloid olarak nitelendirdiği protein gibi maddeleri kristallendirmek ve kristaloid olarak nitelendirdiği kükürdün kolloidal çözeltisini hazırlamak mümkün olmuştur ve bu nedenle Graham'ın bu sınıflandırması önemini yitirmiştir. Yeni tanıma göre; bir maddenin kendisi için çözücü olmayan bir ortamda 10-5-10-7 cm boyutlarında dağılmasıyla oluşan çözeltiye kolloidal çözelti denir. Örneğin kükürdün, kilin, sabunun suda dağılmasıyla kolloidal çözelti oluşur. Yine, süt, kan serumu ve zamkın sudaki çözeltileri ve çeşitli polimer maddelerin kendilerine uygun çözücülerdeki çözeltileri kolloidal çözeltilerdir. Kolloidal çözeltiler, dağılma fazı ve dağılan faz olmak üzere iki fazdan oluşur. Dağılma fazı homojen bir ortamdır. Bu ortam katı, sıvı veya gaz halde olabilir. Dağılan fazı oluşturan tanecikler ise çok sayıda atom veya atom gruplarından oluşmuş olup bu tanecikler ışık mikroskobunda görülmez, ancak elektron mikroskobunda görülebilir. Kolloidal çözeltileri diğer çözeltilerden ayıran başlıca özellik bu taneciklerin büyüklüğüdür. Taneciklerin büyüklüğü 10-5 cm'den büyük ise çözelti, süspansiyon adını alır. Taneciklerin büyüklüğü 10-7 cm'den küçük ise çözelti, gerçek çözeltidir.

 

Kolloit kısaca anlamı, tanımı

Kollo : Kuyruksuz köpek

Kolloit cisimcik : Apoptotik cisimcik.

 

Kolloit guatr : Tiroit bezinde foliküllerin genişlemesi ve içlerinin aşırı miktarda kolloitle dolması sonucu, tiroit bezinin aşırı büyümesi. Yeni doğmuş tay, buzağı, kuzu ve oğlaklarda görülür.

Kolloit gümüş : Antiseptik olarak kullanılan gümüşün çeşitli proteinlerle yaptığı bileşik.

Kolloit kireçlenmesi : Kanda kalsiyum ve fosfor düzeyleri normal olmasına karşın, tiroit foliküllerindeki kolloidin içerisinde kireç tuzlarının birikmesi. Herhangi bir hastalıkla ilişkili değildir.

Kolloit ozmotik basınç : Yarı geçirgen bir zardan geçemeyen kolloit maddelerin (plazma proteinleri özellikle albumin) oluşturduğu basınç, onkotik basınç.

Toprak kolloitleri : Kil ve humustan oluşmuş negatif elektrik yüküne sahip ve toprağın emme kuvvetini oluşturan elementler.

Yarı kolloit : 250Å 'a kadar zincir uzunluğuna sahip ve 20-100 molekülün polimerleşmesinden oluşan bir kolloidal tanecik.

Elektron mikroskobu : Normal ışık yerine bir elektron demeti ile çalışan ve bir milyon kez net büyütebilen özel mikroskop.

Partikül büyüklüğü : Yemlerin parça büyüklüğü, tane yemlerin çapının, kaba yem parçalarının uzunluğunun ölçülmesi.

Potasyum hidroksit : Akkor derecede uçucu olan, 360 °C'de eriyen, suda ısı açığa çıkararak çözünen, beyaz bir katı madde, potas kostik (KOH).

Yarı geçirgen zar : Çözeltideki bazı taneciklerin geçmesine izin veren, bazılarının geçmesini engelleyen çok küçük delikleri içeren filim şeklinde olan bir zar. Kısmen geçirgen olup, özellikle küçük moleküllerin veya iyonların geçişine izin veren fakat büyük moleküllerin geçişini engelleyen zar. Sadece belirli katı maddelerin geçmesine izin veren fakat suyun rahatlıkla geçebileceği bir zar tabakası.

Kristallendirmek : Kristal duruma getirmek.

Büyük moleküller : Küçük moleküllerin polimerlerinden oluşan proteinler, nükleik asitler ve şekerler.

Kristallendirme : Kristallendirmek işi.

Yarı geçirgen : Aynı eritici içindeki iki eriyiği birbirinden ayıran ve eriticiyi geçirdiği hâlde erimiş cisimleri geçirmeyen (çeper).

Sınıflandırma : Sınıflandırmak işi.

Sodyum klorür : Tuz.

Dağılan faz : Kolloit sistemde, bir maddenin parçacıklarının dağılma fazı denilen bir ortam içinde, süspansiyon hâlinde bulunması. Kolloit sistemde, bir maddenin parçacıklarının bir ortam içinde süspansiyon biçiminde bulunması. Bir madde parçacıklarının dağıtma fazı denen diğer bir madde içinde süspansiyon halinde bulunması.

Mikroskobik : Mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan.

Diğer dillerde Kolloit anlamı nedir?

İngilizce'de Kolloit ne demek ? : colloid