Kurak nedir, Kurak ne demek

Kurak; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Yağışsız (hava, mevsim, yıl).
  • Nem tutmayan, çabuk kuruyuveren, çorak (toprak)

"Kurak" ile ilgili cümleler

  • "Kurak bir yıl geçiriyoruz."
  • "Bulunduğu toprağın ve yerin sulak, kurak, sıcak ve soğuk olmasına göre gelişir." - B. Felek

Yerel Türkçe anlamı:

Saçak altı, çardak.

Keklik avında avcıların gizlendikleri yer.

Tuzak olarak kullanılan evcil kekliğin kafesiyle konulduğu yüksek yer ya da ağaç.

Düzen, oyun

Fransızca'da Kurak ne demek?:

sec, sèche

Osmanlıca Kurak ne demek? Kurak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

yâbis

Kurak hakkında bilgiler

Genel ifadelerle, bir yerin veya bölgenin iklimi, nüfus artışını ve bitki ve hayvan yaşamını azaltacak veya engelleyecek kadar ciddi su eksikliği ile eğer o coğrafya özdeşleşmiş ise kurak olarak adlandırılır. Sonuç olarak kurak iklimlere sahip yerlerde bitki örtüsü gelişimi eksikliği olur ve buralar çöl veya çöle benzer yerler olarak adlandırılırlar.

Kurak ile ilgili Cümleler

  • Manyok kuraklığa dayanıklı bir ekindir ve bu nedenle milyonlarca insan için önemli bir temel gıdadır.
  • Kaliforniya'da bir kuraklık var.
  • Kurak bir ülkeden yağışlı Avrupa'ya su ihraç etmek saf çılgınlık.
  • Kuraklık dönemi ürüne ciddi hasar verdi.
  • Kurak bir ülkede yaşıyor.
  • Kurak bir yıldı, ve birçok hayvan açlıktan öldü.
  • Ne zaman kuraklık yaşadığımızı hatırlıyor musun?
  • Kuraklık bitti.
  • Otuzlu yıllardan beri bu, haziranın en kurak ayı.
  • Merkezi Çin'de Yangtze nehri boyunca şehirler ve taşra 50 yıldan daha fazla bir süredir ülkenin en kötü kuraklığı ile boğuşuyor.
  • Kuraklık oradaki tüm ürünlere zarar verdi.
  • Bunun gibi bir kuraklığı en son 1998'de yaşadığımıza eminim.
  • Kuraklık nedeniyle çimler kurudu.
  • Sıcak ve kuraktı.
 

Kurak kısaca anlamı, tanımı:

Yarı kurak : Yeterince su alamayan coğrafi bölge.

Kurakçıl : Kurak yerde yetişen, kurak yerden hoşlanan (bitki).

Kuraklık : Kurak olma durumu, kurak hava, yağışsızlık.

Çiftçiye yağmur yolcuya kurak cümlenin muradını verecek hak : "kullar Tanrı'dan kendilerine gerekli olan şeyleri dilerler, bu dilekleri kabul edecek olan Tanrı'dır" anlamında kullanılan bir söz.

Yağışsız : Yağışı olmayan, kurak.

Mevsim : Herhangi bir şeyin etkinlik dönemi, sezon. Bazı atmosfer olaylarının en çok belirdikleri zaman. Yaşamın bir bölümü. Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri, sezon. Zaman, dönem, çağ. Herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem.

Tutma : Tutmak işi. Destekleme. Yanaşma. Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj.

Çorak : Toprak damlara çekilen, su geçirmeyen killi toprak. Acı (su). Verimsiz, kısır. Bazı toprakların yüzünde beyaz bir katman durumunda toplanan ve eskiden barut yapmakta kullanılan potaslı, sutlu tuz. Verimli olmayan (toprak).

 

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.

İfade : Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama. Anlatım. Dışa vurum. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü. Deyiş, söyleyiş.

Bölge : Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye. Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka.

Kurak bölge : Yılda 250 mm'den daha az yağış alan ve buharlaşmanın fazla, bitki örtüsünün az olduğu bölgeler. Arid bölge.

Kurak derice :

Kurakçı : Tuzakçı, düzenci. Kurnaz (kimse).

Kurakçıl bitki : (coğrafya, botanik)

Kurakçıl bitkiler : İklime bağlı çevre koşullarından kuraklığa uymuş ve yapılarını buna göre düzenlemiş bitkilerin oluşturduğu büyük takım.

Kurakçıl salyangoz : Küçük karaciğer kelebeğinin birinci arakonakçılığını yapan bir çeşit kara sümüklüsü.

Kuraksamak : Bir yiyeceği çok istemek. Aşırı derecede cinsel istek duymak.

Diğer dillerde Kurak anlamı nedir?

İngilizce'de Kurak ne demek? : adj. droughty, dry, arid, thirsty, rainless

Fransızca'da Kurak : sec/sèche, aride

Almanca'da Kurak : adj. wasserarm

Rusça'da Kurak : n. засуха (F)

adj. засушливый