Kurcanmak nedir, Kurcanmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: kurdanmak].

Çabalamak, uğraşmak : Bağda biraz kurcandım.

Kıvranmak, oynamak, kımıldamak.

Uğraşmak, çabalamak.

Kurcanmak anlamı, kısaca tanımı

Kurca : Karıştırma, kaşıma

Kımıldamak : Yerinde hafifçe hareketlenmek.

Kıvranmak : Ağrı, sancı gibi bedensel veya korku, heyecan gibi ruhsal nedenlerle vücut eğilip bükülmek. Acı çekmek, üzülmek. Bir şeye çok gereksinim duymak.

Çabalamak : Güç bir durumdan kurtulmaya uğraşmak. Bir işi başarmak için uğraşmak, gayret etmek.

Kımıldama : Kımıldamak işi.

Kurdanmak : Kıvranmak, oynamak, kımıldamak. Barınmak : Kurdanacak bir yer bulalım. Oyalanmak, uğraşmak, az çalışmak.

Uğraşmak : Bir iş üzerinde sürekli çalışmak. Birine kötü davranmak. Zamanını bir işe verme durumunda kalmak. Savaşmak. Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek.

Çabalama : Çabalamak işi.

Kıvranma : Kıvranmak işi.

Oynamak : Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak. Tehlikeye düşürmek. Bir film, oyun vb.nde rol almak. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. Sarsılmak, yeri değişmek. Rastgele yön vermek, aldatmak. Sporla ilgili çalışmalara katılmak. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak. Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak. Değişiklik göstermek. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak. Kımıldamak, hareket etmek. Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak. Film gösterilmek. Tiyatro eseri sahneye konmak. Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek.

 

Uğraşma : Uğraşmak işi.

Oynama : Oynamak işi.

Kurdan : At, eşek ve sığırlarda zayıflıktan olan bir çeşit hastalık.

Çabala : Böreğe konulan bir çeşit ot. Hatay şehri, Yayladağı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Bağda : Ayağa vurulan, ipten, ağaçtan veya demirden yapılan köstek. Çelme, güreşte bacak atma: Hasan pehlivan yaman bağdacıdır. Engel, güçlük: Oğlanın düğün işi bağda oldu harmanları gecirgettik. Kement, bağ, düğüm. Yürüme çağına gelen çocukların yürüyememe durumu. Buğday. Çelme: Ne bağda atıyon?. Güreşçi çelmesi, sarma.

Biraz : Bir parça, azıcık. (bi'raz) Az miktarda. (bi'raz) Kısa bir süre için.

Uğraş : Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet. Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele. Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet.

Kımıl : Yarım kanatlılardan, sap, çiçek, yaprak ve başakları emerek veya yiyerek ekin hastalığına yol açan, vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek (Aelia rostrata).

Uğra : Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un.

Diğer dillerde Kurban taşı anlamı nedir?

İngilizce'de Kurban taşı ne demek ? : altar