Uğra nedir, Uğra ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Yufka açılırken, hamurun tahtaya yapışmaması için kullanılan kalın un.

Hamur yapışmaması için tahtaya serpilen un.

Yufka açılırken kullanılan un

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Hamurun sofra ya da oklavaya yapışmamasını sağlayan kalın un. (Akpınar *Gümüşhacıköy -Amasya)

Uğra anlamı, tanımı:

Uğrak : Yol uğrağı. Çok uğranılan yer.

Uğrak yeri : Sık uğranılan yer.

Uğralama : Uğralamak işi.

Uğralamak : Uğra serpmek.

Uğrama : Uğramak işi.

Uğramak : Kötü duruma konu olmak. Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek. Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak. Fırlayarak çıkmak, hızla çıkmak. Yaklaşmak. Cin, peri çarpmak.

Uğranma : Uğranmak işi.

Uğranmak : Uğrama işi yapılmak.

Uğraş : Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele. Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet. Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet.

Uğraşı : Uğraşılan şey, meşgale. Görev ve meslek dışında severek yapılan, dinlendirici, oyalayıcı uğraş, düşkü, hobi.

Uğraşılma : Uğraşılmak işi.

Uğraşılmak : Uğraşma işi yapılmak.

 

Uğraşma : Uğraşmak işi.

Uğraşmak : Bir iş üzerinde sürekli çalışmak. Birine kötü davranmak. Zamanını bir işe verme durumunda kalmak. Savaşmak. Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek.

Uğraştırma : Uğraştırmak işi.

Uğraştırmak : Uğraşmasına yol açmak.

Uğratma : Uğratmak işi.

Uğratmak : Uğrama işini yaptırmak, uğramasına sebep olmak. Savmak, çıkmak, dışarı atmak, kovmak.

Affa uğramak : Bağışlanmak.

Ağır kayba uğramak : Maddi ve manevi büyük zarar görmek.

Akamete uğramak : Başarısız olmak, sonuçsuz kalmak.

Akıbetine uğramak : Birinin içinde bulunduğu kötü duruma benzer bir duruma düşmek.

Başarısızlığa uğramak : Başarısız olmak.

Baskına uğramak : Bir yerde suçüstü yakalanmak. düşmanın beklenmedik bir saldırısıyla karşılaşmak. beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek.

Batkıya uğramak : Hüsranla karşılaşmak.

Belsoğukluğuna uğratmak : Bir işe veya bir söze gereksiz yere karışarak onun akışını sektirmek.

Bozguna uğramak : Yenilip perişan olmak, dağılmak, hezimete uğramak.

Bozuntuya uğramak : Şaşkınlığa kapılmak.

Canı ile uğraşmak : Ağır hasta olmak, ölüm döşeğinde can çekişmek. büyük sıkıntıya düşmek.

Damlaya uğramak : Yüreğine inmek, felç olmak.

Değer düşümüne uğramak : Değersizleşmek.

Dumura uğramak : Körelmek.

Düş kırıklığına uğramak : Beklediği sonucu alamamak.

Erozyona uğramak : Değer veya saygınlık kaybetmek. aşınmak.

Felce uğramak : Bir iş yarım kalmak, yürümez duruma gelmek, tam olarak durmak.

Felce uğratmak : Felç etmek.

Fırtına uğrağı : Fırtınanın çok olduğu yer.

Gadre uğramak : Haksız davranışlarla karşı karşıya gelmek.

 

Gazaba uğramak : Güçlü bir kimsenin hışmına uğramak.

Haksızlığa uğramak : Adalete aykırı bir duruma düşmek, haksızlıkla karşılaşmak.

Hasara uğramak : Zarar görmek, harap olmak. yıkılmak.

Hayal kırıklığına uğramak : Çok istenilen veya umulan bir şeyin gerçekleşmemesinden üzüntü duymak.

Hezimete uğramak : Bozguna veya büyük bir yenilgiye uğramak.

Hüsrana uğramak : Beklenilen sonucun elde edilememesi sebebiyle çok üzülmek, acı çekmek.

İftiraya uğramak : Kasıtlı ve asılsız suç yüklenmek.

İhanete uğramak : Aldatılmak, sadakatsizlik görmek.

İnkıraza uğramak : Batmak, dağılmak, çökmek, yok olmak.

İnkıtaya uğramak : Kesilmek.

Kahır yüzünden lütfa uğramak : Birine kötülük olsun diye yapılmış olan iş, onun iyiliğine olmak.

Kazaya uğramak : Kaza geçirmek.

Kesintiye uğramak : Bir süre için durmak.

Korktuğuna uğramak : Korktuğu başına gelmek.

Mide fesadına uğramak : Çok ve çeşitli yiyecekler yemekten midesi bozulmak.

Muzipliğine uğramak : Aldatılmak, şakaya hedef olmak.

Neye uğradığını bilememek : Ansızın üzücü, sıkıcı, neşeli, güzel veya hoş bir durumla karşılaşmak.

Saldırıya uğramak : Saldırı karşısında kalmak, tecavüze uğramak.

Sekteye uğramak : Kesilmek, kesintiye uğramak.

Sekteye uğratmak : Kesmek, kesintiye uğratmak.

Semtine uğramamak : Bir yere özellikle gitmemek. birini hiç aramamak, onunla ilgisini kesmek.

Tahkire uğramak : Hakaret görmek.

Tecavüze uğramak : Tecavüzle karşı karşıya kalmak.

Yaşama uğraşısı : Yaşama çabası.

Yenilgiye uğramak : Yenilmek, mağlup olmak.

Yol uğrağı : Geçerken uğranılan, yanından yol geçen yer, uğrak, çiğnek.

Zaafa uğramak : Eksikliği, yetersizliği belli olmak.

Zarara uğramak : Parasal kayba uğramak. kötü bir durumla karşılaşmak.

Yufka : Sacda pişen bir ekmek türü. Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı. Zayıf, ince, dayanıksız.

Hamur : İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri). Öz, asıl, maya. Kâğıtta tür, nitelik. Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Kara tahta. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Bu ağaçtan yapılmış.

Yapışma : Yapışmak işi. Boyanın uygulandığı yüzeye tamamen kuruduktan sonraki tutunma derecesi.

Kalın : Enli ve gür (kaş). Yoğun, akıcılığı az olan. Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Etli, dolgun. Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Pes (ses).

Uğra çekmiş : Çok kuru.

Uğra kabı : Küçük un kabı.

Uğrağa basmak : Cin, peri bulunduğuna inanılan bir yere basmak.

Uğrağa gelmek : Cin, peri tarafından çarpılmak.

Uğrağa uğramak : Çarpılmak.

Uğrağan : Çok uğrayan, çok karşılaşan.

Uğrah : Sara, cin çarpması. < ET ograg: uğrak; çarpılma. || uğraha gelmek: cinler tarafından çarpılmak

Uğrak virmek : Uğrayıp geçmek.

Uğraklı : İnmeli, çalık, çalgın. Çarpılmış, inmeli (kimse). Şanlıurfa kenti, Şehitnusretbey bucağına bağlı bir yer.

Uğralanmak : Gelincik hastalığına tutulmak. Irgalanmak, sallanmak. Kurumak.

Uğra ile ilgili Cümleler

  • Ali hayal kırıklığına uğradığını söyledi.
  • Ali dün akşam yemeği için evime uğradı.
  • Uğradığın için çok teşekkür ederim.
  • Seni hayal kırıklığına uğrattıysam üzgünüm.
  • Geç kalarak yine bizi hayal kırıklığına uğratmayacağını umuyorum.
  • Uğradığımı Tom'a söyleyebilir misin?
  • Uğradığın için çok teşekkürler.
  • Ben gerçekten düş kırıklığına uğradım.
  • Neden hayal kırıklığına uğradın?
  • Uğradığın için teşekkür ederim.
  • Uğradığın için sağol.
  • Uğradığın için çok mutluyum.
  • Uğradığımı Tom'a söyler misin?
  • Birinin hayal kırıklığına uğrayacağını düşünüyor musun?

Diğer dillerde Uğra anlamı nedir?

İngilizce'de Uğra ne demek? : [Ugra] v. stop by, visit, call on, call upon, come by, drop in, drop in on, put in an appearance, experience, fall into, meet, receive, undergo, call at, come over, come round, drop around, incur, look up, run against, run in, stop in, sustain