Laba nedir, Laba ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Davarın boyun eti : Labanın çorbası iyi olur.

Teknik terim anlamı:

Tınas atmakta kullanılan beş dişli tahta araç. (Kızılca Bor Niğde).

Laba tanımı, anlamı

Labada yaprakbiti : Labada bitkisinden özsu emen küçük, yumuşak hortumlu böcek

Labak : Oyunda önceden kararlaştırılan sayıya gelindiğinde söylenen sözcük, kama.

Laballenik asit : Formülü Me(CH2)10CH=C=CH(CH2)3COOH ve mol kütlesi 277,2 g olan, Leucascephalotes'in tohumu yağında bulunan oktadeka-5,6-dienoik asit.

Labaltı : Tahtadan yapılmış, uzun saplı ve beş çatallı, harman savurmaya yarayan bir tarım aracı.

Laban notlaması : Rudolf von Laban tarafından bulunan notlama dizgesi.

Labar olmak : Sıcağın etkisiyle gevşemek, canı bir şey yapmak istememek.

Labarak çözeltisi : Sodyum hipokloritin dezenfektan olarak kullanılmak üzere suda hazırlanmış % 2’lik çözeltisi.

Labada : Karabuğdaygillerden, dere kıyılarında, sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, efelek (Rumex patientia).

Tınas atmak : Rüzgarlı havada, yaba yardımı ile ekin savurmak. (Yenikent Aksaray Niğde).

Kızılca : Kızıla çalan, az kızıl. Aşırı derecede, kızıl. Kızıla çalan bir tür buğday.

Kızıl : Parlak kırmızı renk. Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık. Altın. Bu renkte olan. Komünist. Aşırı derecede olan.

 

Niğde : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

Tınas : Harman dövüldükten sonra savrulmak için yapılan yığın. Savrulacak duruma getirilmiş dövülmüş ekin yığını. Saman yığını. Harman yığını. [Bakınız: tınaz]. Dövüldükten sonra savrulmak üzere biriktirilmiş mahsul yığını. Muğla şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Davar : Koyun ve keçiye verilen ortak ad. Koyun ya da keçi sürüsü.

Dişli : Dişleri olan. Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç. Kaya balığı. Beklenmedik düzeyde olan. Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen, güçlü (kimse). Dişleri olan çark.

Atmak : Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

 

Çorba : Sebze, tahıl, et vb. ile hazırlanan sıcak, sulu içecek. İçinden çıkılmaz durum.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

Diğer dillerde La haye uluslararası belge kurumu anlamı nedir?

İngilizce'de La haye uluslararası belge kurumu ne demek ? : international institute of la haye for patents