Latening türkçesi Latening nedir

Latening ingilizcede ne demek, Latening nerede nasıl kullanılır?

Laten : Gecikmek. Geciktirmek.

Latencies : Gizli kalma. Gecikme süresi. Bekleme süresi. Henüz ortaya çıkmamış olma. Etkisini henüz göstermeme. Gizli olarak var olma. Gizlilik. Gecikme. Yataklık süresi.

Latency : Yataklık süresi. Elektronik bir düzenekte ses sinyalinin gönderildiği andan ses kaynağından cevabın alındığı ana dek geçen süre. İleti süresi. Uyarıyla cevap arasındaki süre. Gizli olarak var olma. Etkisini henüz göstermeme. Gizli kalma. Henüz ortaya çıkmamış olma. Gecikme süresi. Gecikme.

Latency associated proteins : Gizli enfeksiyonlar sırasında, virüsün yalnızca gizli kaldığı dönemde hücrede açıklattığı proteinler. Latentlikle ilişkili proteinler.

Latency period : Latensi dönemi. Çocuk gelişiminde 5 ve 12 yaşları arası olan dönem. Latens dönem.

Latent ability : Gizli yetenekler.

Latened : Geciktirilmiş.

Latent attribute : Örtük yüklence. Bir tutum ölçümünde açık ve dış yanıtların temelinde yatan, yanıtlar arasındaki birliği sağlayan örtük özellik.

Lateness : Geç olma. Geç kalma. Tehir. Gecikme.

Latensification : Gizli görüntü yeğinlemesi. Gizli görüntüyü güçlendirme. Görünmeyen resmi güçlendirme. Bir filmdeki gizli görüntüyü güçlendirmek amacıyla, bu görüntüyü taşıyan filmi, ışıklamadan sonra fakat işlemeden önce özel bir işlemden geçirme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

İngilizce Latening Türkçe anlamı, Latening eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Latening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dillydally : Vakit öldürmek. Ertelemek. Başka bir zamana bırakmak. Sallanmak. Zaman geçirmek. Oyalanmak. Ağır davranmak. (argo) oyalanmak. Ayak sürümek.

Fall behind with : Sürüncemede kalmak.

Detain : Durdurmak. Engellemek. Saklamak. Alıkoymak. Mahrum etmek. İzinsiz bırakmak. Gözaltına almak. Oyalamak. Tutmak.

Be tardy : Geç kalmak.

Delay : Askıda bırakmak. Eğlemek. Geciktirme. Savsaklamak. Askıda bırakma. Tiyatro oyununda bir durumun çözümünü bile bile geciktirmek. seyircinin ilgisini canlı tutmak için çözümü geriye atmak. Aksatmak. Yubanmak. Yubatmak.

Be behind time : Geri düşmek. Geç kalmak. Zamanın gerisinde kalmak.

Delays : Vergi işlemlerinde ve vergi anlaşmazlıklarında yasasında sınırlanan ölçülere göre uygulanan süreler. Geç kalmak. Gecikmeler. Süreler. Oyalanmak. Savsaklamak. Ertelemek. Alıkoymak.

Lag behind : Ayak uyduramamak. Geriye düşmek. Geri kalmak. Nal toplamak. Arkada kalmak. Duraklamak. Geride kalmak. -den geri kalmak.

Adjourned : Ertelemek. Dağılmak. Son vermek (oturum vs). Geçmek (bir yere). Ertelenmiş. Sonraya bırakmak.

Belate : Daha geç zamana bırakmak.

Latening synonyms : hang back, dillydallies, leaven, lagged, buy time, be hung up, dillydallying, lagging behind, be delayed, hang fire, dillydallied, hold off, adjourns, lag, adjourn, be late, hold up, lags, imponderable, finished, adjourning, detains.

 

Latening zıt anlamlı kelimeler, Latening kelime anlamı

Unfinished : Noksan. Bitmemiş. İşlenmemiş. Yarım kalmış. Yarım. Cilasız. Tamamlanmamış. Bitirilmemiş. Terbiye edilmemiş. Kaba.

Abstemious : Perhiz yapan. Aşırıya kaçmayan. Az ile yetinen (yeme içmede). Özellikle yeme içme konusunda kendini tutan. Aşırı yiyip içmekten sakınan. Aşırılıklar bulunmayan. Yeme içmede azla yetinen. Kendini tutan (özellikle yeme içme konusunda). Tensel zevklerle az ilgilenen. Perhizkar.