Lava nedir, Lava ne demek
Lava; bir denizcilik terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de ünlem olarak kullanılır. kökeni italyanca dilinden gelmektedir.
Lava anlamı, kısaca tanımı:
Lava etmek : Bir filikayı ilerletmek. birini çekiştirmek.
Lavabo : Tuvalet. Lokanta, gar vb. yerlerde bu düzenin bulunduğu yer. Üzerinde su muslukları bulunan, porselen, emaye, sac vb.nden yapılmış, el, yüz, bulaşık yıkamaya yarar, çukur yer veya eşya.
Lavabo bataryası : Lavabolarda kullanılan birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluşan takım.
Lavabo musluğu : Lavaboya gelen soğuk ve sıcak suyu açıp kapayan ve akmasını ayarlayan musluk.
Lavaj : Bir organı su vererek yıkayıp temizleme. Bir işlem sonrası, metal yüzeyleri su ile yıkama.
Lavaj yapmak : Herhangi bir organı mikroplardan temizlemek amacıyla yıkamak, arıtmak.
Lavanta : Lavanta çiçeğinden yapılmış olan ispirtolu esans.
Lavanta çiçeği : Ballıbabagillerden, mavi veya mor renkli çiçekleri koku sanayisinde kullanılan bir bitki (Lavandula angustifolia).
Lavanta mavisi : Lavanta rengindeki mavi. Bu renkte olan.
Lavantacı : Gezici olarak esans satan kimse. Lavanta yapan kimse.
Lavantalık : Lavanta kokusunu koymaya yarayan şişe.
Lavantin : Lavanta çiçeğinin bir başka türü.
Lavaş : Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılmış olan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü. Yufka inceliğinde açılmış uzun sade pide.
Filika : Cankurtaran sandalı.
Kürek : Toprak, kömür vb.ni bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç. Küçük deniz teknelerini yürütmeye yarayan, bir ucu yassı, uzun ağaç. Kürek cezası.
Çekmek : Aynısını yazmak veya çizmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Boya, badana vb. sürmek. Yollamak. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek. Herhangi bir engel kurmak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Örtmek, giymek. Yürütmek, sürmek. Hoşa gitmek, sarmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. Atmak, vurmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Herhangi bir anlama almak. Germek. Döşemek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. İçki içmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Asmak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçine almak, emmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. Öğütmek. Daralıp kısalmak. Çizgi durumunda uzatmak. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Tartıda ağırlığı olmak. İmbik yardımı ile elde etmek. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Kaçan ilmeği örmek. Taşıma gücü olmak. Yol, ay sürmek.
İlerleme : İlerlemek işi.
Buyruk : Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, buyuru, emir, ferman. Egemenlik.
Lavabo desteği : Lavabonun üzerine oturtulduğu destek.
Lavabo musluk takımı : Sıcak ve soğuk suyun ılıştırılarak lavaboya akmasını sağlayan araç.
Lavabo sifonu : Lavabo kirli su borusuna konan ve pis kokuların girmesini önleyen araç.
Lavabolu : Lavabosu olan. İlgili cümle: "Otele gidip lavabolu odayı görünce yüzüm güldü." F. Otyam.
Lavabosuz : Lavabosu olmayan.
Lavantacılık : Lavanta yapma ve satma işi.
Lavantalı : İçinde lavanta bulunan. İlgili cümle: "Dünyada varlıklı olanların yolcularını lavantalı mendillerle, uzun boylu selamlamalarına bol bol boş vakitleri olur." Halikarnas Balıkçısı.
Lavantasız : İçinde lavanta olmayan.
Lavardak : Çabuk çabuk konuşan.
Lavaşa : Nallanan hayvanın alt dudağını sıkmak için alet < yavaş: yavaşa; nallama sırasında kıpırdamaması için hayvanın alt dudağını sıkmaya mahsus alet
Lava ile ilgili Cümleler
- Ali lavaboda ellerini yıkıyor.
- Bu yeni koltuk lavanta-mavisi.
- Lavabomuzu tamir edebilir misin?
- Lavaboda bazı kırık şarap şişeleri var.
- Ali lavaboya gitti ve içkisinin geriye kalanını döktü.
- Bu ürünü küvet, lavabo, duş, yüzme havuzu ya da su ve rutubetin olduğu başka herhangi bir yerin yanında kullanmayınız.
- Lavaboyu bu öğleden sonra tamir edebilirim.
- Lavaboda sünger gördüm.
- Lavabo kirli tabaklarla dolu.
- O, lavaboda ellerini yıkıyor.
- Lavaboyu kullandıktan sonra (tuvaletten çıkınca) lütfen ellerinizi yıkayın.
- Orada vahşi lavantanın dışında hiçbir şey yetişmiyordu.
- Lavabonun tıkanıklığını açmana yardım edebilirim.
- Ali lavaboyu temizledi.
Diğer dillerde Lava anlamı nedir?
İngilizce'de Lava ne demek? : n. molten rock expelled from a volcano; solidified volcanic rock
n. lava, molten volcanic rock
v. wash, bathe, clean out; swill, lave, launder
Rusça'da Lava : n. пересуды (PL), сплетни (PL)
adv. глоток: одним глотком


Bu kısımda Lava nedir? Lava ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Lava tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Lava hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.