Lead away türkçesi Lead away nedir

Lead away ingilizcede ne demek, Lead away nerede nasıl kullanılır?

Lead : Kurşundan yapılmış. Elektrik akımını, dipten ışıklı aygıta ya da elektriksel uçlara ileten tel. Önderlik etmek. Balık vücudu ve torpil benzeri biçimlendirilebilen kurşun, çinko, demir malzemeden yapılmış delikli batırıcı. oltanın ucuna bağlanan, olta ipinin gergin durmasına ve gerektiğinde derinliğin ölçülmesine de yarayan ağırlık. Seyirci arasında ünlenmiş, bir oyunun uzun süre oynanmasını sağlayan, beğenilen oyuncu. baş oyuncu. Başını çekmek. Yıldız oyuncu. Bir oyunda birinci derecedeki rol. Rehberlik etmek. Fazla tüketildiğinde zehirli etki yapan ağır bir metal.

Away : Yola çıkmış. Bir yana. Buradan. Yok. Deplasman maçı. Uzakta. Uzak. Durmadan. Deplasmanda oynanan. Uzağa.

Lead away from : Ayrılmak. Sapmak.

Lead a cat and dog life : Geçinememek. Kedi köpek gibi zıt olmak.

Lead a double life : İki farklı yaşam sürmek. Bilinenden ayrı bambaşka bir hayat sürmek.

Lead a fast life : Hızlı yaşamak.

İngilizce Lead away Türkçe anlamı, Lead away eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lead away ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bastardise : Çarpıtmak saptırmak. Yozlaşmak. Kötüleştirmek. (britanya ingilizcesi) piçleştirmek. Bir dili bozmak. Değerini düşürmek. Alçaltmak. Alçalmak. Lekelenmek.

 

Bear off : Sapmak. Kapmak. Kapıp götürmek. Kapıp kaçırmak. Götürmek. Bir yana dönmek. Yönünü değiştirmek. Ortadan kaldırmak. Kaldırmak.

Get going : Başlangıç yapmak. Giriş yapmak. Başlamak.

Begins : Doğmak. Meydana gelmek. Önayak olmak. Başlamak. Koyulmak. Girişmek.

Activate : Aktive olmak. Harekete geçirmek. Hareketlendirmek. Etkili hale getirmek. Etkin hale getirmek. Etkinleştirmek. Çalıştırmak. Kurmak (birlik). Aktif hale getirmek. Aktive etmek.

Angle : Bakış açısı. Oltayla balık avlamak. Olta ile balık tutmak. Açı vermek. Çarpıtmak. Açı oluşturmak. Kıvırmak. Balık tutmak. Açı yapmak.

Color : Renk değiştirmek. Renk katmak. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Yüzü kızarmak. Üçlü benek. Boyamak. Çarpıtmak. Belirli dalga uzunluğundaki elektromıknatıs ışınımın gözün ağkatında yarattığı etkinin, merkez sinir dizgesince yorumundan doğan durum. Renklendirmek. Kızarmak.

Begun : Doğmak. Başlamak. Girişmek. Önayak olmak. Meydana gelmek. Koyulmak.

Sweep away : Süpürmek. Süpürüp temizlemek. Sürüklemek. Heyecanlandırmak. Süpürüp atmak. Ortadan kaldırmak. Yok etmek. Coşturmak. Silip süpürmek.

 

Contorting : Bükmek. Çarpıtmak. Eğme. Buruşmak. Burmak. Eğmek. Burma. Kıvırmak. Buruşturmak.

Lead away synonyms : deflecting, bastardize, begin singing, deflects, carry away, get started, come for, began, begin, remove, deflect, bring away, commence, run away with, get start, bring into, bastardizing, carry off, take off, beguiles, bastardizes, take away, get the ball rolling, carrying off, get the show on the road, commences, contorts, pick off, commenced, beguile, call away, contort, give a start.