Leadline türkçesi Leadline nedir

  • Kurşun yaka halatı.
  • (denizcilik) iskandil salvosu.
  • Derinlik ölçmeden kullanılan iskandil ipi.
  • Suyu derinliğini belirlemek için kullanılan çekül.

Leadline ingilizcede ne demek, Leadline nerede nasıl kullanılır?

Lead a cat and dog life : Geçinememek. Kedi köpek gibi zıt olmak.

Lead a double life : Bilinenden ayrı bambaşka bir hayat sürmek. İki farklı yaşam sürmek.

Lead a fast life : Hızlı yaşamak.

Lead a hand to mouth existence : Kıt kanaat geçinmek.

Lead a happy life : Mutlu bir hayat sürmek. Mutlu bir yaşam sürmek.

Lead accumulator : Kurşunlu akümülatör. Kurşunlu akü.

Lead acetate : Kurşun asetat. Kurşun şekeri.

Lead a life : Yaşam sürmek. Hayat sürmek. Yaşam sürdürmek.

Lead a solitary life : Yalnız yaşamak. Başkaları ile fazla iletişimi olmadan yaşamak. Tek başına yaşamak.

Lead an orchestra : Orkestra idare etmek. Bir müzik grubuna yol göstermek. Orkestra yönetmek.

İngilizce Leadline Türkçe anlamı, Leadline eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Leadline ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Publicise : Halka duyurmak. İlan etmek. Kamulaştırmak. Tanıtımını yapmak. Reklamını yapmak. Tanıtmak.

Publicize : İlan etmek. Tanıtımını yapmak. Kamulaştırmak. Reklamını yapmak. Tanıtmak. Halka tanıtmak. Halka duyurmak.

 

Prima : Kılavuz söz. Eskiden yazmalarda, bugün genellikte ansiklopedi ve sözlüklerde kullanılan, bir sayfanın son satırının sağ alt köşesine yazılan bir sonraki sayfanın ilk sözcüğü.

Major : Binbaşı. Branş. Reşit kimse. Ana. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Branşı doğrultusunda yoğunlaşmak. İlk notadan itibaren sırasıyla 2 tam, 1 yarım, 3 tam ve 1 yarım aralıklardan oluşan ses dizisi. Majör. Bir uzmanlık alanında eğitim görmek. Başlıca.

Starring : Başrolde oynatmak. Yıldız olmak. Başrolde oynamak. Yıldızlarla süslemek. Yıldızlamak. Katılanlar. Yıldız yapmak.

Star : Yıldız koymak. Filmin yıldızı olmak. Yıldızlamak. Kümeölçümde küme üyelerinin anlamlı bir kesiminden çekim alan birey. Yıldız olmak. Gökyüzüne serpilmiş ışıklı noktalardan herbiri. Başrolde oynatmak. Yanına yıldız işareti koymak. Seyirci arasında ünlenmiş, bir oyunun uzun süre oynanmasını sağlayan, beğenilen oyuncu. baş oyuncu. Baş rolü oynamak.

Stellar : Gösterişli. Yıldızlarla ilgili. Cafcaflı. Yıldızlara ait. Yıldız gibi. Yıldız ile ilgili. Mükemmel.

Advertize : Reklam yapmak. İlan etmek. Reklamını yapmak. Tanıtım yapmak. İlan vermek. Duyurmak.

Advertise : Reklamını yapmak. Duyurmak. Reklam etmek. İlan etmek. Bildirmek. Reklam yapmak. Tanıtmak. Tanıtım yapmak. Reklam yayınlamak. Satılığa çıkarmak.

Lead line : Ağın ağız ve kanatlarının altına tutturulan ve üzerindeki kurşun veya diğer ağırlıklar yardımıyla ağ ağzının aşağıya doğru açılmasını sağlayan kısım. Ölçümde kullanılan tel veya kordon. İskandil hattı. İskandil savlosu. Kurşun yaka.

 

Leadline zıt anlamlı kelimeler, Leadline kelime anlamı

Minor : Minor. Daha az. Daha küçük. Önemsiz. Ergin olmayan çocuk. Reşit olmayan. Reşit olmayan kimse. Minör. Ufak tefek. Ergin olmayan kimse.

Following : Yandaş grubu. -in ardından. Maiyet. Taraftarların hepsi. Belirtilen şey ya da kişiler. Takip etme. Yandaşlar. Müteakip. Sonrasında. Aşağıdaki.