Leaving türkçesi Leaving nedir

Leaving ile ilgili cümleler

English: Ali asked Mary to tell him why she was leaving him.
Turkish: Ali Mary'nin neden onu terk ettiğini ona söylemesini istedi.

English: "I'm leaving tonight." "Don't give me that!"
Turkish: "Bu gece ayrılıyorum." "Yeme beni!"

English: Ali and Mary walked out, leaving John alone.
Turkish: Ali ve Mary John'u yalnız bırakarak çıktılar.

English: A storm kept the ship from leaving Kobe.
Turkish: Bir fırtına geminin Kobe'den ayrılmasını engelledi.

English: Ali and Mary walked out of the room, leaving John alone.
Turkish: Ali ve Mary John'u yalnız bırakarak odadan çıktılar.

Leaving ingilizcede ne demek, Leaving nerede nasıl kullanılır?

Leaving behind : Geride bırakma. Terk etme. Firari kaçma.

Leaving certificate : Çıkış belgesi. Tasdikname. Diploma (lise).

Leaving examination : Bitirme sınavı. Belli öğretim basamaklarında bulunan okulları bitirme durumunda olan öğrencilerin, bir diploma ya da derece almak için girdikleri sınav.

Leaving out : Silme. Hariç tutma. Atlama. Çıkarma.

I am leaving in the afternoon : Akşam ayrılıyorum.

I am leaving on saturday : Cumartesi günü ayrılıyorum.

I am leaving on sunday : Pazar günü ayrılıyorum.

 

I am leaving tomorrow : Yarın ayrılıyorum.

I am leaving in the evening : Gece ayrılıyorum.

I am leaving in the morning : Sabah ayrılıyorum.

İngilizce Leaving Türkçe anlamı, Leaving eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Leaving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conveyance : Vasıta. Devretme. Taşıma. Sevk. Tebliğ. Götürme. Gönderme. Nakletme. Araç.

French leave : Sıvışma. İzinsiz ayrılma.

Cession : Vazgeçme. Verme. Feragat. Çekilme. Devir. Devretme. (mal veya hak vb) feragat. Ferağ.

Dedition : Feragat. Teslim. Teslim etme.

Withdrawal : Çekilme. Geri alma. Geri çekilme. Tedavülden kaldırma. Para çekme. Para çekme (hesaptan veya bankadan). Geri çekme. İptal.

Disappearing : Unutulan. Gözden kaybolan. Yok olan.

Parting : Kil gibi kayıcı bir katman üstünden bir tortul örtünün ayrılması. Ayrılık. Ayrılım. Sıyrılma. Ayrılma yeri. Veda. Veda etme. Ayrılırken yapılan. Ayırma.

Defection : Çekilme. Mensup olduğu zümreden çekilme. Sığınma. Düşman tarafına sığınma. İltica. Başarısızlık. Parti değiştirme. Terk etme. İhanet.

Decampment : Sıvışma. Firar etme. Kampı dağıtma.

Abandonment : Metrukiyet. Tam feragat ile kendini teslim etme. Tamamen çalışamaz duruma gelmiş, yapılan yıllık aşınma paylarıyla değerleri yitirilmiş ya da modası geçmiş durağan bir değerin hizmetten çıkarılması. Durağan kuruluşların çalışmadan çıkarılması. Terk edilmiş olma. Durağan değerlerin hizmetten çıkarılması. Gemiyi terketmek, beraberce donatılan tamir ve navlun sorumluluğundan kurtulmak amacıyla paylarından vazgeçerek birleşimden ayrılma. durağan kuruluş ve değerlerin hizmetten çıkarılması. Terk etme.

 

Leaving synonyms : human activity, going away, human action, demising, dross, from now on, breakups, demised, brack, shipment, any more, walkouts, abstractions, embarkation, voidance, fag end, deed, breaking away, breakaways, sailing, bequeathment, going, conveyances, breakup, devolution, exposals, left over, dispatch, dregs, embarkment, abandonments, despatch, exit.

Leaving zıt anlamlı kelimeler, Leaving kelime anlamı

Disembarkation : Karaya çıkma. Karaya çıkarma. Boşaltım. Boşaltma. Yerel boşaltma. Tahliye.

Appearance : Kılık kıyafet. Görünüş. Zuhur. Olay. Kılık. Ortaya çıkma. Şemail. Göze görünme. Belirme. Bir nesnenin öze ilişkin olmayan ikincil özellikleri.