Lees türkçesi Lees nedir

Lees ingilizcede ne demek, Lees nerede nasıl kullanılır?

Drink to the lees : Son damlasına kadar içmek.

Leeside : Rüzgardan korunmuş olan taraf. Rüzgaraltı tarafı. Denize doğru eğilen taraf (gemi ya da teknenin). Rüzgar almayan taraf. Rüzgarın ters yönünde olan taraf (denizcilik).

Appellees : Temyiz davasında davalı. Temyize cevap veren. Aleyhinde temyize başvurulan taraf. Temyizde davalı taraf. Temyizde muhatap.

Clutch releese fork : Debriyaj çatalı.

Coulees : Geçit. Dar ve derin vadi. Derin çukur.

Enrollees : Kayıt olan kimse. Kaydı yapılan kimse (bir okula, sınıfa, vb.). Kayıtlı kişi. Üye.

Jubilees : Evlilikte altın yıl. Yıldönümü. Jübile. Herhangi bir olayın ellinci yıldönümü. Yıldönümü şenliği. Ellinci yıldönümü. Jubile.

Gleesome : Neşeli. Zevk veren. Neşe dolu. Çok sevinçli. Şen. Mesut. Mutlu.

Galilees : Manastır veya kilise avlusu. Celile (israil'de bir bölge). Kilise avlusu. Kilise giriş salonu.

Glees : Üç sesli şarkı. Keyif. Ozan. Üç veya daha çok sesli şarkı. Neşe. Sevinç. Çok sesli şarkı.

İngilizce Lees Türkçe anlamı, Lees eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lees ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Dross : Metal yüzünde oluşan cüruf. Değersiz şey. Maden posası. Artık. Kül curuf. Süprüntü. Değersiz şeyler. Cüruf. Dışık.

Depositions : Görevden alma. Bırakma (tortu). Yeminli ifade verme. Depozito verme. Tanıklık etme. İfade. Emanet etme. Tahttan indirme. Yazılı ifade. Tortu tabakası.

Feces : Feçes. Kaka. Atık. Pislik. Feses. Bok. Bkz.faeces. Dışkı.

Deposit : Depozito. Önödence. Ödenmesi gerekecek gümrük vergisi ile girişte alınan başka vergiler karşılığında, onların tutarınca ya da ondan belli bir ölçüde artık paranın inanca olarak, ilgili işlemin bitimine dek, gümrüklerce alınması, a. bk. inanca. Yatırma. Çökel (çükelti). (kapora) vermek. Mevduat. Koymak. (tortu) bırakmak. Bankaya yatırmak.

Draff : Mutfak artığı.

Precipitin : Çözünebilir multivalan antijenle antikorun birleşmesi sonucu, büyük molekül ağırlıkta komplekslerin oluşumasıyla meydana gelen çökelti. Çökeltin. Çözünebilir antijenle antikorun birleşmesi sonucu büyük molekül ağırlıkta komplekslerin oluşumuna bağlı olarak oluşan çökelti, presipitin. kimyasal reaksiyonun çözünmeyen ürünü, presipitat. bir örneğin santrifüjden sonra dipteki çöken kısmı, presipitat. Presipitin.

Crust : Kabuk bağlamak. Kuru ekmek. Bir sıvı ya da gaz yuvarlağını dıştan saran sert katman; yer'in kabuğu gibi. Dış tabaka. Kabukla kaplamak. Kabuklanmak. Kabuk. Tabaka.

Deposits : Banka mevduatı. Erat mevduat hesabı. Çöküntü. Depozitolar. Motoryağının ayrışmasından ve paslanmadan ve de dışsal faktörlerden kaynaklanan ve yağda çözünmeyen maddeler (makine veya motor parçaları üzerinde ortaya çıkabilir). Sedan ve retrosedan nezdinde depolar. Mevduat. Tevdiat.

 

Pomace : Üzüm posası. Meyve ezmesi. Ezme.

Lees synonyms : settlings, marc, bottoms, residuum, crusts, dreg, bagasse, residua, leeward, precipitate, marcs, sediment, fecula, lee anchor, foots, lee, pulped, residuums, residual, depositum, dregs, faeces, deposition, alee, grounds, pulp, residue, feculence, sediments, leewards.

Lees ingilizce tanımı, definition of Lees

Lees kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A leash. Dregs. See 2d Lee.